Mehmet Erol Maraş
Erol Maraş Yazıyor: 'Yapı denetim firmalar şuçlumu? Bankalar Gaziantep’i gözden çıkardı! Genetik çocuk uzmanı nasıl çözüldü?'
Ne diyelim, Gaziantep’in başından felaket ve bela ne yazıkki hiç eksik olmuyor. 2015-2026 arası yıllara baktığımızda, yaşanan hem genel hem de yerel olaylar gerçekten de şehri çok yordu.
Neler neler yaşadık derseniz hatırlayalım; 15 Temmuz FETÖ ayaklanması, hemen ardından pandemi süreci. 2018’de yaşanan iflaslar, 6 Şubat depremleri ve şimdi de Rusya-Ukrayna ile Amerika-İsrail-İran savaşlarının sıkıntılar bitmek bilmiyor.
Son olarak Gaziantep’te iklim değişikliği krizi nedeniyle “süper hücre” fırtınası kavramı da literatürümüze girmiş oldu. Daha neler göreceğiz, neler öğreneceğiz bilinmez ama bana göre bugünler iyi günlerimiz. Süper hücre fırtınasının ne demek olduğunu basitçe anlatmak gerekirse; içerisinde hortum, şiddetli yağış, dolu, rüzgar ve benzeri ekstrem hava olaylarını barındıran bir sistem.
Super hücre fırtınası Gaziantep’e öyle bir geldi ki, adeta 6 Şubat depremlerini aratmadı ve sadece 30 dakika içerisinde şehri neredeyse altüst etti. Seller, fırtına, dolu, yağmur ve hortumun hepsini aynı anda yaşadık. İnsanlar, tıpkı 6 Şubat depreminde olduğu gibi ne yapacağını şaşırdı.
Büyükşehir Belediyesi, Valilik ve tüm kamu kurumları, AFAD dahil, beklenmedik ve hiç yaşanmamış bu ani süper hücre fırtınası karşısında ilk anda çaresiz kaldı. Ancak yine de yiğidin hakkını yiğide vermek gerekir; felaket sonrası her kurum elinden geleni fazlasıyla yaptı. Böyle bir felakette büyük can kaybı yaşanmaması ise adeta mucize oldu.
Neden derseniz; süper hücre fırtınası sırasında 50 yıldır taşmayan Alleben Deresi’nin suları yükselerek etrafını göle çevirdi. Bunun yanı sıra Beykent ve birçok mahallede evlerin balkonları çöktü. Gaziantep’in ünlü ailelerinden Mehmet Bostan’ın sahibi Bossan Hastanesi’nin dış cephe kaplamaları da fırtınayla birlikte savruldu. Eğer o an bölgede insanlar olsaydı, ortaya çıkacak tabloyu düşünmek bile istemiyorum. Bu noktada hastanenin yapı denetimini yapan firmayı ve sürecin nasıl işlediğini sorgulamak gerekiyor. Bunun yanında kırsal mahallelerde de adeta göller oluştu. Ana arterler ve ilçe yollarında yoğun sel baskınları yaşandı. Tüm bunlar gösteriyor ki Gaziantep’te 6 Şubat depremlerinden malesef ve malesef yeterince ders alınmamış. Yapı denetim firmalarının, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın atama sistemine rağmen, çalıştıkları firmalarla ilişkilerinin ciddi bir şekilde sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.
Ne demek evlerin balkonları çöker, hastanelerin dış cepheleri uçar? Sayamayacağımız birçok yapının ruhsat ve denetim süreçleri acilen yeniden gözden geçirilmelidir.
Son söz olarak; 6 Şubat depremlerinde 50 bin insan hayatını kaybetti. O dönemde yapı denetim firmaları ve statik hesap yapanlar sorgulandı. Ancak aradan geçen sürede, özellikle son 4 yılda yapılan binalarda benzer sorunların yaşanması düşündürücüdür. Bu nedenle deprem sonrası inşa edilen yapıların yeniden ve detaylı şekilde incelenmesi şarttır. Gaziantep’in her türlü felakete karşı hazır hale getirilmesini bekliyor ve arzuluyoruz.
ACIMASIZ BANKALARIN KREDİ POLİTİKALARI GAZİANTEP’TE KONKORDATOLARDA, İNTİHARLARDA VE BETON FİRMALARININ BATMASINDA ETKİN ROL OYNUYOR.
Gün geçmiyor ki Gaziantep’te konkordato ilan etmeyen firma kalmasın. Bazı inşaat firmalarındaki iflasların ardından yaşanan intiharlar ve son olarak iki güçlü beton firmasının ödeme güçlüğüne girerek sıkıntı yaşamasının asıl sebebini araştırmak gerekiyor. Araştırmalarıma göre, bu durumun son günlerde bankaların Gaziantep’e uyguladığı sıkı kredi politikasından kaynaklandığını söyleyebilirim. Tahminen 2026’dan bu yana Gaziantep’te 100’e yakın firma konkordato ilan etmiş durumda. Bu firmalara baktığımızda, bir zamanlar birçok şirkete fark atan Gaziantepli köklü firmalar olduğunu görüyoruz. Ancak dünyada, Türkiye’de ve Gaziantep’te yaşanan ekonomik sorunlar nedeniyle konkordatoların, iflasların ve intiharların arttığı bir gerçek.
Buradan başta Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum. Ne olur Sayın Cumhurbaşkanım; bu ülkede bankalar milyonlarca dolar kâr ederlerken Gaziantep’teki birçok şirket ekonomik zorluklar nedeniyle krediye erişemiyor. Kredi başvurularının çeşitli gerekçelerle reddedildiğini bilmenizi istiyoruz.
Bunun yanı sıra, aslen Batman’lı olan ve bir zamanlar Milletvekilimiz olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Gaziantep’e neden yeterli mali desteği sağlamadığı da merak konusu oluyor. Ayrıca TBMM Grup Başkan Vekili Abdulhamit Gül ile AK Parti’nin Gaziantep milletvekilleri, Cumhur İttifakı’nın önemli isimlerinden MHP Gaziantep Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Sermet Atay başta olmak üzere CHP, İYİ Parti ve EMEP milletvekillerine de çağrıda bulunuyorum.
Gaziantep artık intiharlarla, konkordatolarla ve iflaslarla anılır hale geldi. Ne oluyor? Bu tablo karşısında güç birliği yaparak Gaziantep’i hep birlikte yeniden ayağa kaldırmalıyız. Bankaların bu şekilde tek taraflı kararlar almasının önüne geçilmelidir. Özellikle üç kamu bankası olan Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank’ın genel müdürlerinin Gaziantep’e gelerek sahada çözümler üretmelerini bekliyoruz.
Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünverdi, Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Cengiz Şimşek ve İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Bora Kanevetci’nin defalarca seslerini yükseltmesine rağmen bu çağrıların yeterince karşılık bulamadığını görüyoruz.
Son olarak şunu da ifade etmek istiyorum: 30 yaşındaki genç bir inşaat mühendisi ve müteahhit olan, Oğuzeli eşrafından ve Almanya’nın Köln kentinde mobilya sektöründe faaliyet gösteren akrabaları bulunan onurlu ve genç işadamı M. Akif Akaslan’ın, 150 milyon TL dolandırıldıktan sonra borçlarını ödeyemediği için Dülükbaba Ormanı’nda intihar etmesi son derece acı ve hüzün veren bir olaydır. Bu trajedi, inşaat sektöründe yaşanan ekonomik krizin ne denli derin olduğunu ve bir insanın hayatına mal olabilecek boyutlara ulaştığını göstermektedir.
Bu olay bize açıkça şunu anlatıyor: İnşaat sektöründeki ekonomik kriz, genç bir mühendis ve müteahhidin hayatını kaybetmesine kadar varan sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle, bu tür intihar ve iflasların önüne geçilmesi için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini düşünüyorum.
OLAY MEDYA VARSA SORUN ÇÖZÜLÜYOR
Gaziantep’in bana göre 4 milyonluk büyük şehirlerden biri olduğunu söylememe gerek yok. Kimileri nüfusun 2-3 milyon civarında olduğunu dile getirse de, ben net bir şekilde 4 milyon olduğunu ifade edebilirim. Peki neden söylüyorum? Koskoca bu şehrin ve bölgenin bir “Çocuk Genetik Uzman Doktoru” yoktu.
Bize çocuk genetik doktorunun olmadığı söylendiğinde inanmadık. Araştırma yaptığımızda ise Gaziantep’te ve bölgede çok sayıda çocukta genetik hastalıklar bulunduğunu gördük. Bu hastalar en yakın seçenek olarak Adana, Ankara ve İstanbul’a gitmek zorunda kalıyorlardı. Ancak bu ailelerin çoğunun ekonomik durumu ne yazıkki buna elverişli değildi.
Biz de bu konuyu manşet haber yapıp takip ettik. Başta Gaziantep İl Sağlık Müdürü Beytullah Şahin olmak üzere yetkililer durumu hızla Sağlık Bakanlığı ve ilgili milletvekillerine iletti. Sağlık Bakanlığı da kısa sürede harekete geçerek Türkiye’de yeni mezun olan bir çocuk genetik uzmanını Gaziantep’e atadı. Önümüzdeki günlerde göreve başlayacağı bildirildi.
Bu gelişmeden dolayı OLAY Medya olarak gurur duyuyoruz. 34 yıldır olduğu gibi, Gaziantep kamuoyuna en doğru ve etkili şekilde hizmet etmeye devam ediyoruz.
Herkese kazasız belasız hayırlı bir hafta diliyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.