Prof. Dr. Sıtkı Göksu
İstikbalin Teminatı Gençler
Son hadiseler de gösterdi ki ailede anne-baba-çocuk arasında aile içi ilişkiler çok çok önemlidir. Anne-babalar çocuklarını kontrol etmelidir. Sahip çıkmalıdır.
Hayat kısa ve insanın vazifesi çok olduğu için önce akıl, kalp ruh dairesinden başlayarak vazifelerimizi yapacağız. Çocuk ve gençlerimiz için dua edeceğiz. Kıymetli ömrümüzü kıymetli şeyler için harcayacağız. Gençlere de hayırlı şeylere yönlendireceğiz. Bizler anne baba olarak güzel örnekler olacağız. "Evet insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun vâlidesidir. " Lem'alar
Hem peder ve validenize hakiki ve faydalı evlatlar olabilirsiniz... Bir çocuk, küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imanî alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslâmiyet ve imanın erkânlarını ruhuna alabilir. Âdetâ gayr-ı müslim birisinin İslâmiyeti kabul etmek derecesinde zor oluyor, yabani düşer. Bilhassa, peder ve validesini dindar görmezse ve yalnız dünyevî fenlerle zihni terbiye olsa, daha ziyade yabanilik verir. O halde o çocuk, dünyada peder ve validesine hürmet yerinde istiskal edip çabuk ölmelerini arzu ile onlara bir nevi belâ olur. Âhirette de onlara şefaatçi değil, belki dâvâcı olur: "Neden imanımı terbiye-i İslâmiye ile kurtarmadınız?" Emirdağ Lahikası I
Beden dilimizin konuşmasını dinlemeli, bize ve herkese ne anlattığını bilmeliyiz. Beden dilimize önem vermeli ve ihmal etmemeliyiz. Çocukların beden dilini de okumalıyız.
Bir de hal dili ile konuşmak vardır. Yani hali ve durumu ile karşı tarafa bir şey aktarmak ve anlatmak vardır. “Lisan-ı hal, lisan-ı kalden daha kuvvetli ve tesirli konuşuyor.”
Gençlere diyoruz ki: Sizdeki gençlik kesin olarak gidecek. Eğer siz helal dairesinde kalmazsanız, o gençlik kaybolup, geçip başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem âhirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler-üzüntüler getirecek. Eğer İslâmi terbiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve Allah’a itaatte sarfetseniz, o gençlik manen bâki-sonsuz kalacak ve ebedî bir gençlik kazanmasına sebeb olacak. Hayat ise, eğer iman olmazsa veyahut isyan ile o iman tesir etmezse; hayat, zahirî ve kısacık bir zevk ve lezzet verir. Bununla beraber, binler derece o zevk ve lezzetten ziyade elemler, hüzünler, kederler verir.
Çünki insanda akıl ve fikir olduğu için, hayvanın aksine olarak hazır zamanla beraber geçmiş ve gelecek zamanlarla da yaratılıştan alakalıdır. O zamanlardan dahi hem elem, hem lezzet alabilir.
Hayvan ise, fikri olmadığı için, hazır lezzetini, geçmişten gelen hüzünler ve gelecekten gelen korkular, endişeler bozmuyor.
İnsan ise, eğer sapıklık ve gaflete düşmüş ise, hazır lezzetine geçmişten gelen hüzünler ve gelecekten gelen endişeler o cüz’î lezzeti cidden acılaştırıyor, bozuyor.
Hususan meşru olmayan lezzetler ise, bütün bütün zehirli bir bal hükmündedir.
Demek hayvandan yüz derece, hayat lezzeti hayat noktasında aşağı düşer. Belki sapkınlık ehli ve gaflet ehlinin hayatı, belki vücudu, belki kâinatı; bulunduğu gündür. Bütün geçmiş zaman ve kâinatlar, onun sapkınlığı noktasında ölmüştür. Akıl alakası ile ona zulmetler, karanlıklar veriyor. Gelecek zamanlar ise, itikadsızlığı cihetiyle yine ölmüştür. Ve yoklukla ortaya çikan sonsuz ayrılıklar, devamlı olarak onun fikir yoluyla hayatına zulmetler-karanlıklar veriyorlar.
Eğer iman hayata hayat olsa; o vakit hem geçmiş, hem gelecek zamanlar imanın nuruyla ışıklanır ve vücud bulur. Mevcut zaman gibi ruh ve kalbine iman noktasında ulvî ve manevî zevkleri ve vücut nurlarını veriyor.
İşte hayat böyledir. Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve farzları işlemekle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz. (Sözler’den)
Gençlerimize gereken önemi verip dünya ve ahiretlerini kurtarmaları için anne-babalar olarak elimizden geleni yapmalıyız. Gayret bizden tevfik ve inayet Allah’tan.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.