Mehmet Erol Maraş

Mehmet Erol Maraş

Erol Maraş Yazıyor: 'Okullardaki Şiddet... - Geciken Adalet Adalet Değildir...'

Komşu il Kahramanmaraş’ta yaşanan okul katliamı gerçekten herkesi çok çok üzdü ve tüm Türkiye’de aileler ve okullarda infial yarattı. Biliyorsunuz infialın cümle anlamı öfkedir. Bu öfke gittikçe her yerde yayıldı. Bunun yanı sıra tüm veli ve okul yöneticilerini de etkiledi. Bu etkileme sonucunda Gaziantep elbette bundan nasibini aldı. Bir okulun önüne gelen dört kişi öğrencilere korku yarattı. Sağ olsun Gaziantep emniyeti anında gerekli işlemleri yaptı.

Şimdi anladığım kadarıyla bunun adı “Dijital Terör”. Bu dijital teröre çare bulunmazsa bu çocuklarda akran zorbalıkları ve daha tehlikeli durumlarlada karşılaşabiliriz gibime geliyor. Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanıımız Abdulkadir Uraloğlu, dijital medyanın 15 yaş altına yasaklanması için uzun süredir çalışma yapıyorlar. Ancak çalışmalar hızlı bitmediği için bu durum inşallah olmaz ama bazı münferit olaya neden olabilir.

Tüm okul girişlerinde X-ray cihazı gibi bir güvenlik önlemi olması gerektiğine inanıyorum. Hiç olmazsa bu tedbir, çocukların okula gelirken herhangi bir kesici alet ya da başka bir silah getirme şansını ortadan kaldırır.

Bunun yanı sıra her okulda rehberlik öğretmenlerinin mutlaka bulunması lazım. Bununda çözülmesi gerekiyor. Okul yöneticilerinden birinin tamamen güvenlik ve rehberlik işleriyle, çocuklarla özel olarak ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Kahramanmaraş’taki olayda bir polis müfettişinin oğlu söz konusu. Bunu sürekli denetleyen ve takip eden bir müdür yardımcısı varmış. Bu müdür yardımcısı bu görevden alınınca çocuk, özgür bir şekilde dijital medyadan öğrendiklerini uygulamayı bizzat yaparak bir öğretmen ve 9 öğrencinin ölmesine sebep oldu malesef.

Bu nedenle bence başta veliler, okul öğrencileri, okul yöneticileri ve Milli Eğitim’in üst düzey yönetiminde olan müdür düzeyindeki yöneticiler ile güvenlik işlerini organize eden kişiler bir araya gelerek bir “Beşgen” oluşturmalı ve bu işe çare bulan özel bir ekip kurulmalıdır.

Şimdi bakıyorum okul önlerinde Gaziantep’te örneğin 1500 güvenlik görevlisi, 521 kişilik denetim ekibi sabah, öğlen, akşam okul önlerinde arama ve tarama yapıyorlar.

Şimdilik durum iyi gibi görünüyor ama bizde bir şey vardır; olay gündeme geldiğinde herkes o işle canla başla ilgilenir, daha sonra o iş savsaklanır ve gündemden düşer, olay unutulup “eski tas eski hamam” olur. O nedenle bu işi sıkı şekilde takip etmemiz gerekiyor.

DAVALAR KAPLUMBAĞA HIZIYLA GİDİYOR.

Gaziantep’te yaklaşık 5 bin avukat görev yapıyor. Bu avukatların çoğu, kendi işlerinde yeterli para kazanamadıkları ve davaların uzun sürmesinden dolayı yandal olarak alan dışı bazı ticari işler yapıyorlar. Türkiye ve Gaziantep’teki hangi avukata sorsak, “Davalar kaplumbağa hızıyla gidiyor.” diyorlar. Basit örnek; bir arazi davası ilk mahkemede 3 yıl, daha sonra bölgede 3 yıl, eğer Yargıtay’a da giderse 3 yıl daha sürüyor. Böylece 9 yıl sonra gibi dava sonuçlanmış oluyor.

Bu davaya bakan avukat, 9 yılın sonunda ya vekalet ücreti alacak ya da %5’lik bir para alacak. Aldığı para da enflasyona yenik düşerek eriyip gidecek. Bunun yanı sıra 3 aşamalı davalarda sürekli hakim ve savcılar değişiyor. Böylece davalar daha da uzamış oluyor.

Bildiğim kadarıyla ilk mahkemeden sonra bölge adliye mahkemeleri davanın kısa sürmesi için kurulmuştu. Ancak ne var ki ilk mahkemeler gibi oralarda da dosyaların incelenmesi uzun sürüyor. Avukatlar ilgili bölge adliye mahkeme mercileri ile görüşmeye gittiğinde ilgi görmüyor ve genellikle “UYAP’tan takip edin” cevabı alınıyor.

Geciken Adalet Adalet değildir diye yargı camiasının rehberi bir söz var. Davaların uzun sürmesi sonunda birçok insan mağdur oluyor. Sayın Bölge Adliye başkanlarının bir an önce dosyalar konusunda bir çare bulmaları gerekiyor. “Bugün git yarın gel” sözünü yeni Adalet Bakanımızın kabul etmediğininin unutulmaması gerekir.

AKIN GÜRLEK’TEN YAPAY ZEKALI ALO ADALET.

Sayın Akın Gürlek’i uzun süreden beri takip eden bir gazeteciyim. Adalet bakanımuzı yaklaşık 10 yıldır adalet camiasında öne çıkan bir isim olarak görmekteyim. Tüm mahkemelerde ve kurumlarda görev yapmış. Bu nedenle Akın Gürlek, Türkiye’deki adliyenin DNA’sını çok iyi biliyor.

Sayın Akın Gürlek göreve başlar başlamaz “Yapay zekalı Alo Adalet” uygulamasını gerçekleştireceğini söyledi. Hakim ve savcıların inisiyatifine bırakılmayacağını belirtiyor ve evrak üzerinde kararların hızlıca bitmesini istiyor. Dava yığılmalarını da sonlandırmak için başta başsavcılar, Adalet Komisyonu Başkanları, Bölge Adliye Mahkemeleri Başkanları, Dire başkanları, Bölge Adliye Cumhuriyet Savcıları, Yargıtay Başkanı, Danıştay Başkanı ve Anayasa Mahkemesi Başkanlarını göreve çağırıyor.

Bu nedenle Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bu hususları çözeceğine inanıyorum. Çünkü sistemi yaşayarak gelen bir bakan. Adliyelerde ve birçok davada “mazeret raporlarının” olması halinde arşive gönderen daire başkanları ve genellikle bu işlerle kim ilgileniyorsa, Gürlek’in kurduğu özel ekibğn Alo Adalet uygulamasıyla tıpkı CİMER gibi şikayet edildiğinde gerekli işlemlerin yapılacağını herkesin bilmesi gerektiğini söylüyor.

Bizlerde Sayın Gürlek’in bu tavrını yurttaş menfaatleri adına “Geciken adalet, adalet değildir” düsturunun arkasında durduğu için takdir ediyor tüm Adalet camiasına kolaylıklar diliyoruz.

Hayırlı başarılı mutlu sağlıklı haftalar olsun Efendim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Erol Maraş Arşivi