Prof. Dr. Sıtkı Göksu
İstiğfar Nedir? Nasıl Yapılır?
Sözlükte “bir şeyi onu kötülüklerden koruyacak şekilde örtmek, giydirmek” anlamlarına gelen istiğfâr, “geçmişte işlenmiş hata ve günahlardan dolayı Yüce Allah'tan bağışlanma dileğinde bulunmak” demektir.
Farz namazlardan sonra “estağfirullah” demenin dayanağı nedir?
Farz namazların peşinden istiğfarda bulunmak sünnettir. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.) selâm verip namazdan çıkınca üç kere istiğfarda bulunup “Allâhümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm…” derdi. (Müslim, Mesâcid, 135 [591])
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) selam verip (namazdan çıkınca) üç kere istiğfarda bulunup:
"Allahümme ente'sselâm ve minke'sselâm tebârekte ve teâleyte yâ ze'lcelâli ve'l-ikrâm. (Allah'ım sen selamsın. Selamet de sendendir. Ey celâl ve ikrâm sâhibi sen münezzehsin, sen yücesin)"derdi." [Müslim, Mesâcid 135, (591); Tirmizî, Salât 224, (300); Ebû Dâvud, Salât 360 (1513); Nesâî, Sehv 80, (3, 68).]
Getirilen istiğfarla namazdaki eksiklikler için Allah’tan bağışlanma dilenmiş olur. Bu itibarla, kılınan namazın akabinde imam ve cemaatin münferiden “estağfirullâh” demesi sünnete uygun bir davranıştır.
İstiğfar çekerken ne denir?
"Estağfirullah el-Azîm, el-Lezî lâ ilâhe illâ Hüve'l-Hayyü'l-Kayyûme ve etûbü ileyh." Bu ifade, daha kapsamlı bir istiğfar duasıdır ve "Büyük olan Allah'tan bağışlanma dilerim; ondan başka ilah yoktur. O, Hayy ve Kayyum'dur (her şeyi ayakta tutan). O'na tövbe ederim." anlamına gelir.
Gelelim istiğfar ile ilgili Kur’an tefsirlerinden kısa izahlara;
İnsan (Kusur etse istiğfar etmeli. "Yâ Rab! Kusurumuzu affet, bizi kendine kul kabul et, emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl, âmin!" demeli ve ona yalvarmalı.
Demek dua ve tevekkül, meyelan-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi; istiğfar ve tövbe dahi meyelan-ı şerri keser, tecavüzatını kırar.
“Dua edileceği vakit, istiğfar ile manevî temizlenmeli, sonra makbul bir dua olan salavat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve âhirde yine salavat getirmeli. Çünkü iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur. Hem "gıyaben ona dua etmek" hem hadîste ve Kur'an'da gelen me'sur dualarla dua etmek. Mesela
“Allâhumme innî es’elüke’l-afve ve’l âfiyete fi’d-dünyâ ve’l-âhırah.”
“Allahım! Senden dünya ve ahirette af, sıhhat ve nimet istiyorum.” (Ebu Davud, Edep, 110)
(rabbena atina fid dunya haseneten ve fil ahirati haseneten ve kına azaben nar)
«Ey Rabbimiz bize dünyada da iyi hal ver, âhiretde de iyi hal ver ve bizi o ateş (cehennem) azabından koru» Bakara 201
gibi câmi', geniş, şümullü dualarla dua etmek
RN-Mektubat/306
Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiaze eder (Allah’a sığınır). İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse o kusur, kusurluktan çıkar; itiraf etse affa müstahak olur.
Mübarek gecelerde …elden geldiği kadar Kur'an'la ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.
Elhasıl, nefs-i emmare tahrip ve şer cihetinde nihayetsiz cinayet işleyebilir, fakat icad ve hayırda iktidarı pek azdır ve cüz’îdir (azdır). Evet, bir haneyi bir günde harap eder, yüz günde yapamaz. Lâkin eğer enaniyeti bıraksa, hayrı ve vücudu tevfik-i İlahiyeden istese, şer ve tahripten ve nefse itimattan vazgeçse, istiğfar ederek tam abd olsa o vakit
"Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir." Furkan Sûresi, 25:70.
sırrına mazhar olur. Ondaki nihayetsiz kabiliyet-i şer, nihayetsiz kabiliyet-i hayra inkılab eder. Ahsen-i takvim kıymetini alır, a’lâ-yı illiyyîne çıkar.
Evet, günah kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra tâ nur‑u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah istiğfar ile çabuk imha edilmezse kurt değil belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor.
Mesela, utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılaından (haberli olmasından) çok hicab ettiği (utandığı) zaman, melâike ve ruhaniyatın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir emare ile onları inkâr etmek arzu ediyor.
Hem mesela, cehennem azabını intac eden büyük bir günahı işleyen bir adam, cehennemin tehdidatını işittikçe istiğfar ile ona karşı siper almazsa bütün ruhuyla cehennemin ademini arzu ettiğinden, küçük bir emare ve bir şüphe, cehennemin inkârına cesaret veriyor.
Sonuç olarak;
"Yâ Rab! Kusurumuzu affet, bizi kendine kul kabul et, emanetini kabzetmek (almak) zamanına kadar bizi emanette emin kıl, âmin!" diyoruz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.