Prof. Dr. Sıtkı Göksu

Prof. Dr. Sıtkı Göksu

Hayatı Kolaylaştırma

Hayatı kolaylaştırma veya sade hayat bizi rahatlatacaktır. Bu konu ile ilgili sizi sıkmayacak ve keyifli, kısa, öz, hap gibi, hayat tecrübelerinden alınmış bazı tavsiyeleri siz okuyucularımla paylaşayım:
Bu uyarılara-düsturlara uyduğumuzda ne olur? Hayatımız güllük, gülüstanlık olur. Hayatımız kolaylaşır. İnsanlarla daha rahat ve daha kolay anlaşırız. Biz meramımızı, isteğimizi anlatabiliriz. İnsanlar da bizi daha iyi anlar. Dolayısı ile insanlar arası iyi bir iletişim olur. İnşallah iletişim kazalarından kurtuluruz.
- Karşınızdaki muhatabınızı dinlemesini bilin. Günümüzde en öemli bir ihmalimiz muhatabımızı dinlememek veya o konuşurken bizim cevap hazırlamakla meşgul olmamızdır. Dinlemenin apayrı bir sanat, çok önemli bir haslet, bir o kadar da güzel bir huy olduğunu hatırınızdan çıkartmayın. Çünkü: "Dinleyen söyleyenden daha iyi anlar" meşhurdur.
- Sizi dinleyenlerin anlayacağı kelimeler-kavramlar seçin. Unutmayın ki, anlaşılmadıktan sonra ne kadar iyi konuşursanız konuşun, bir şeye yaramayacaktır.
-Bir eser okunacağı veya bir söz dinleneceği zaman, evvela yani: "Kim söylemiş? Kime söylemiş? Niçin söylemiş? Ne makamda söylemiş?" olan bir esas kuralı göz önüne almalı, hesaba katılmalıdır.
-Evet, sözün tabakalarının ulviliği, güzelliği ve kuvvetinin kaynağı, şu dört şeydir: Konuşan, muhatap, maksat ve makam. Yoksa, her ele geçen kitap okunmamalı, her söylenen söze kulak vermemelidir. Meselâ, bir kumandanın, bir orduya verdiği arş emriyle, bir neferin, erin arş (yürü) sözü arasında ne kadar fark vardır. Birincisi, koca bir orduyu harekete getirir; aynı söz olan ikincisi, belki bir neferi, bir askeri bile yürütemez.
-"Söylenene bak, söyleyene bakma" söylenilmiştir. Ayrıca; Kim söylemiş? Kime söylemiş? Ne içinde söylemiş? Niçin söylemiş? Söylediği sözü gibi dikkat etmek, belâgat noktasından lâzımdır, belki elzemdir.
- İnsanların gönlünü almaktan korkmayın. Bilin ki mutlaka kazançlı çıkacaksınız. Kalbden maksat, sanevberî yani çam kozalağı gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir Rabbani duygudur ki, hislerinin mazharı vicdan, fikirlerinin akis yeri dimağdır. Binaenaleyh, o lâtife-i Rabbaniyeyi içine alan o et parçasına kalb tabirinden şöyle bir letafet, hoşluk çıkıyor ki, o lâtife-i Rabbaniyenin insanın maneviyatına yaptığı hizmet, çam kozalağı gibi olan kalbin cesede yaptığı hizmet gibidir.
- Sinirlerinize hakim olun. Hizmette sinir ve sınır yoktur. Sabır, tahammül, tolerans kavramlarını-hasletlerini aklınızdan ve uygulamalarınız arasından çıkartmayın. Çünkü bu tabirler Kur’an’da emredilen aynı zamanda peygamberler ve evliyaların uyduğu ve insanlık tarihi boyunca iyi sonuçlarının alındığı tabirlerdir.
- Şakalarınız “Eşek şakası” olmasın. Şaka yapacağınız zaman iyi düşünün. İyi şakalar, latifeler, esprili fıkralar anlatın. Yoksa şakadan elde etmek istediğiniz güzel neticenin tam aksi bir durumla karşılaşabilirsiniz. Bir şefkat tokadı yiyebilirsiniz. "O dünyada da, âhirette de ziyana uğramıştır." Hac Sûresi, 22:11. tokadını yiyeceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Sıtkı Göksu Arşivi