Prof. Dr. Sıtkı Göksu
Şerif Benekçi
Şerif Beyin vefatının 18. Sene-i devriyesinde yeğeni Doç. Dr. Hakan Değirmenci’den Şerif Benekç’yi dinledik. Böylece Doç. Dr. Hakan Değirmenci hem dayısını anlattı. Hem de dayısının yazarlığını, romancılığını anlattı.
Gediz Belediye Kültür Salonunda 8 Eylül 2026 Salı günü gerçekleşen anlatımın başlığı “ Bir Hemşehrinin ardından: Şerif Benekçi’nin hayatı, sanatı ve hatırası. Yeğeni Doç. Dr. Hakan Değirmenci’nin anlatımıyla” idi.
Güzel bir konferans oldu. Bayanlar ve erkeklerden katılım iyiydi. Gediz Belediye Başkanı Necdet Akel ve kadim dostu Mestan Günel, yakın tanıyanları, akrabaları, Şerif Benekçi’yi sevenler orada idi.
Doç. Dr. Hakan Değirmenci hem dayısı Şerif Benekçi’yi, onunla ilgili hatıralarını hem de bir edebiyatçı, romancı olarak Şerif Benekçi’yi anlattı.
Malum Şerif Benekçi’nin meşhur beş romanı vardır. Bunlar:
Şimdi ağlamak vakti
Kırlangıçlar erken göçtü
Bir Şafak yürüyüşü
Kumsalı olmayan ada
Güvercin geçidi
Bu romanlarında Eski Muhipleri oradaki insanları, varoluş felsefesini, gözlemlerini, yetimliği, dini, tasavvufu kendi penceresinden ve kendi bakış açısından anlatır.
Şerif Benekçi’yi bir imam hatip olduğu için “Mihraptaki Romancı” olarak adlandırabiliriz.
Romanlarında bizim hasret kaldığımız “Örnek imam tipi” de işlenir.
Yakından tanıyanları onun nev-i şahsına münhasır, çok özel ve güzel bir kişi olduğunu özellikle bildirmektedirler.
Yeğeni Doç. Dr. Hakan Değirmenci dayısı Şerif Benekçi hakkında “Kalbin Nahif Sesi Şerif Benekçi Hayatı-Sanatı-Romanları” adında Kasım 2024’de Paradigma Akademi Yayınlarından herkese hitap edebilen bir kitap yayınlamıştır.
Yazımızı Şerif Benekçi’nin bir röportajdaki sanatçının topluma karşı ve meseleler karşısındaki tavrı ile ilgili ifadeleri ile bitirelim:
“Bence sanatçı baştan sona özveri adamı olmalıdır. Benim hesabıma göre bir romancının aldığı telif ücreti, doğru dürüst bir daktilo almasına, bir çalışma masası edinmesine bile yetmez. O bir seçim adamıdır. Soylu bir seçimin karşısındadır sanatçı. Maddi kıskançlıklara rağmen, mana dokuma ya da başka bir deyişle, dünya devşirmekle uyanık düş görme arasında soylu bir seçimin adamıdır sanatçı. Elalem dünya devşirir, iniş aşağı giderken, sanatçı zor yokuşları tırmanır. Kazma gibi kullandığı kalemiyle yol açar, dünyalar kurar. Bunun bir adım ötesi, açılan bu yollarda insanlar arasında köprüler kurmaktır. Bu da okunur olmak için bazı özverilere yatkın olmayı gerektirir. Buna yanaşmayan sanatçıya da saygı duyarım; fakat bence sanat araç olmalıdır, amaç değil.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.