Prof. Dr. Sıtkı Göksu

Prof. Dr. Sıtkı Göksu

Bal ve Süt

Bu konularda bakalım Kur’an ayetleri mealen ne diyor? Tefsiri nasıldır?

"Rabbin balarısına ilhâm etti: 'Dağlardan, kendine evler edin. " Nahl Sûresi, 16:68.

(ilâ âhir-i ayet). Evet, balarısı, yaratılışça ve vazifece öyle bir kudret mucizesidir. 114 sureden birisi olan koca Nahl Suresi, onun ismiyle isimlendirilmiştir.

Çünkü, o küçücük bal makinesinin zerre kadar küçük başında onun ehemmiyetli vazifesinin mükemmel programı yazılmıştır.

Küçücük karnında yiyeceklerin en tatlısı konulmuştur ve pişirilmiştir.

Ve süngücüğünde canlı organları tahrip etmek ve öldürmek özelliğinde olan zehir o uzuvcuğuna, organına ve cismine zarar vermeden yerleştirilmiştir.

Bu durumlar nihayet dikkat ve ilimle ve gayet hikmet ve irade ile ve tam bir düzen ve ölçü ile olduğundan, şuursuz, intizamsız, ölçüsüz olan tabiat ve tesadüf gibi şeyler elbette müdahale edemezler ve karışamazlar. İşte, bu üç cihetle mucizeli bu Allah’ın sanatının ve bu Rabbâni fiilin bütün yeryüzünde, hadsiz arılarda, aynı hikmetle, aynı dikkatle, aynı ölçüde, aynı anda, aynı tarzda görünmesi ve kapsaması, apaçık vahdeti, birliği ispat eder.

İkinci bir âyet

"Ehlî hayvanlarda da sizin için birer ibret vardır. Onların karınlarında, kan ile fışkı arasından çıkan ve içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir sütle sizi besleriz." Nahl Sûresi, 16:66. âyeti, ibretli bir fermandır.

Evet, başta inek ve deve ve keçi ve koyun olarak, süt fabrikaları olan annelerin memelerinde, kan ve fışkı içinde bulaştırmadan ve bulandırmadan ve onlara bütün bütün muhalif (aykırı, zıt) olarak hâlis, temiz, sâf (katışıksız), gıdalı (besleyici), hoş, beyaz bir sütü koymak

Ve yavrularına karşı o sütten daha ziyade hoş, şirin, tatlı, kıymetli ve fedakâr olarak (Kendine âit şeyleri başka bir şey veya kimse uğruna vermekten, harcamaktan çekinmeyen, karşıdakinin menfaatini kendi menfaatinden üstün tutup ona göre davranan (kimse), özverili.) bir şefkati kalblerine bırakmak,

Elbette o derece bir rahmet, bir hikmet, bir ilim, bir kudret ve bir dileme, irade ve dikkat ister ki, fırtınalı tesadüflerin ve karıştırıcı unsurların (eleman, öğe) ve kör kuvvetlerin hiçbir cihetle işleri olamaz.

İşte, böyle gayet mucizeli ve hikmetli bu Rabbâni sanatın ve bu Allah’a ait fiillerin bütün yeryüzünde, yüz binlerle nevilerin, türlerin hadsiz, sayısız annelerin kalblerinde ve memelerinde aynı anda, aynı tarzda, aynı hikmet ve aynı dikkatle tecellîsi ve tasarrufu ve yapması ve içine alması, apaçık vahdeti (Bir elden, bir kanunla olan işler. Bütün yaratılışta kendisinden başka bir varlık bulunmayan Allah’ın varlığının bir ve tek olması, Allah’ın varlıktaki birliği) ispat eder. (Ayet-ül Kübra’dan)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Sıtkı Göksu Arşivi