Ey bütün kemal sıfatlarıyla muttasıf olan“Kuddûs!”, sırrımı takdis et; der Abdulkadir Geylani hazretleri esmaü'l Hüsna Manzumesinde.
Sır nedir? her şeyi bilmekmidir,bildiğini ortaya dökmekmidir!. Sır yüktür elbet taşıyabilene verilir.Yüzü iman nuru ile nurlu, kalbi aşk-ı muhammed'le dolu, Allah 'a kulluk şerefinin idrakinde, mü'min sıfatına layık, cemale aşık gül bahçesinden bir gonca Hazreti Ali Radıyallahu anh, Kerremallahü veche gibi..
Peygamber efendimizin "Serine erdim, sırrına eremedim Ya Ali" iltifatına mashar olmuş,ehl-i beyt..silsile-i aliyyeden ve on iki imamdan İlmin kapısı, civan mert cesur bir savaşçı ve sancaktarı.Hepsinin ötesinde Alemlerin nuruna yaratıldığı Peygamber efendimizin latif gönlüne girmiş bir sadık dost Hazreti Ali..
Bir gün dergahta otururken Hazreti Ali, Peygamber efendimize"Cebrail Aleyhisselam size kaç defa geldiyse bana iki misli geldi,deyince, Efendimiz sordu tabii neden diye;Ben ilim şehrinin kapısıyım, şehre gelen kapıdan hem girer,hemde çıkar" diye latife yapmıştir.Onlar sevginin özünü tattılar.
Efendimizin her ümmeti üzerinde, kişinin kalp aynasının parlaklığı nisbetince bir yansıması vardır. Her kul Allah der ancak her söyleyenin mana ve esrarı ayrı ayrıdır.Resulün kulluğu ile bizim kulluğumuz bir değildir elbet.Allahü Teâlâ emanetini kime vermişse, Resulün nurunu kime lutfetmişse işte onlar Peygamber varisleridir ve onların muallimi bizzat Hazreti Allahtır.Ve onlara uyan kurtuluşa ermiştir.
Hayırlı Cumalar dilerim
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.