Mehmet Erol Maraş

Mehmet Erol Maraş

Erol Maraş Yazdı: 'Gaziantep'te Koltuğa Yapışmayan Başkanlara Teşekkür...'

Günler öyle hızlı geçiyor ki zaman adeta bir fırtına gibi, sel gibi, yel gibi esip gidiyor. Bunu neden söyledim? Biliyorsunuz, son günlerde Gaziantep’te Esnaf Odalar Birliği’ne bağlı birçok odada başkanlık ve yönetim kurulu seçimleri yapılıyor. Bununla birlikte benzeri sivil toplum örgütlerinin seçimleri de devam ediyor.

KOLTUĞA YAPIŞMAYAN BAŞKANLARA TEŞEKKÜR...

Esnaf odalarına bağlı esnafların seçim sürecini yakından takip ediyorum. En çok dikkatimi çeken nokta ise uzun yıllardır başkanlık yapan bazı isimlerin tek tek değişiyor olması. Bu durum bana göre gerçekten çok güzel bir gelişme. Nitekim 12 yıldır Kantinciler Odası Başkanlığı yapan Şıho Kelleci ile İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Burkay Güçyetmez’in yeniden aday olmayacaklarını açıklamaları da alkışlanacak bir duruştur.

ÖRENK BAŞKAN 'ŞIHO KELLECİ'

Kantinciler Odası Başkanı Şıho Kelleci, görevini genç bir arkadaşına bıraktığını açıkladı. Tek adayla gidilen seçimde herkes el birliğiyle bu genç ismi seçti. Herkes Kantinciler Odası Başkanı Kelleci gibi davransa, bence çok daha iyi olur. Aynı şekilde iki dönemdir Gaziantep İnşaat Mühendisleri Odası Başkanlığı görevini yürüten Güçyetmez de bir kez daha aday olmayacağını duyurdu. Gerçekten Güçyetmez de çok doğru ve güzel bir karar aldı. Ben bu davranışı da takdir ediyorum.
Şimdi biliyorsunuz, bu yıl içerisinde Ticaret Odası, Sanayi Odası ve buna benzer odalarda da seçimler yapılacak. Bakalım buralarda nasıl bir tablo ortaya çıkacak, hep birlikte göreceğiz.

Bugün OLAY Gazetesi’nin manşetine baktım; Güneydoğu İhracatçılar Birliği’nde iki dönemden fazla kimsenin başkanlık yapamadığını gördüm. Bu da bana göre alınmış en doğru kararlardan biridir. Sürekli başkan olan, uzun yıllar koltukta kalan kişiler zamanla “renk körlüğüne” yakalanıyor ve de renkleri birbirinden ayıramaz hale geliyorlar. Böylece başkanlık da sıradan, rutin bir iş haline dönüşüyor. Heyecan kalmıyor, hareket bitiyor. Bu da bize açıkça gösteriyor ki iki dönemden fazla başkanlık yapmak pek doğru değil.

Partilere baktığımızda da aynı tabloyu görüyoruz; aynı milletvekilleri, aynı belediye başkanları, aynı yöneticiler sürekli seçiliyorlar. Böylece seçenlerde heyecan kalmıyor. Bence buralarda da bir değişim rüzgârının esmesi gerekir. İstiyoruz ki dijital çağın içinde büyüyen, atak, vizyoner gençler koltuklara yapışılmadan önleri açılarak görevi devralabilsinler. Çünkü deyimde olduğu gibi dünya gençten gencedir.
Bu düşüncelerle, hem Güçyetmez’e hem de Kelleci’ye bu fedakârlıklarından dolayı teşekkür ediyorum.

6 ŞUBAT’IN 3’NCÜ YIL DÖNÜMÜ..

Nasıl geçti üç yıl, gerçekten bilmiyorum. Köşe yazımın girişinde de zamanla yarış olmadığını bir kez daha görmüş olduk. 6 Şubat 2023’te Gaziantep ve 11 il birden depremle sarsıldı. Toplamda 50 bine yakın insanımız hayatını kaybetti.


O günleri hatırladığımızda; neler oldu, kimler öldü, kimlerin başına neler geldi, kaç hayat bir anda sonlandı, kaç kişi yeniden hayata tutunmaya çalıştı. Ama görüyorum ki biz, 6 Şubat depremlerinden hala hiçbir ders almamış gibiyiz. “Eski hamam, eski tas” misali her şey sanki aynı şekilde devam ediyor gibi. İnsanlarda “Allah korkusu” artacağına, aksine daha da azalmış gibi geliyor bana. Depremin gerçekten herkese ders olması gerekirken; tefecilik, dolandırıcılık, sahtecilik, hırsızlık her geçen gün daha da artıyor. İnsanlar birbirleriyle adeta haset ve kıskançlık savaşı veriyorlar. Kimse bir başkasının bir adım öteye gitmesini istemiyor. Mal, mülk, alacak-verecek yüzünden bitmeyen ısrarlar ve kavgalar devam ediyor.


6 Şubat’ın üçüncü yıl dönümünde gerçekten o acıyı içimizde hiç unutmadan hissetmek zorundayız. Eğer bu acıyı kalbimizde, göğsümüzde, her yeriimizde hissetmiyorsak iyi insan olamayız. Bizler, insanoğlu maalesef nankör olabiliyoruz. Şatafatlı ve pahalı arabalara biniyor, lüks evlerde yaşamaya devam ediyoruz ama Allah’ın verdiği nimetlerden de yeterince tat alamıyoruz.


Bunları söylerken mübarek Ramazan ayı da yavaş yavaş, sessiz sedasız yaklaşıyor. Dün Dualar ettiğimiz Berat kandili Ramazan'ın habercisiydi. Bu Ramazan’ı, depremde yaşadığımız acıları yeniden hatırlayarak yaşamak istersek, bu çok daha anlamlı bir duygu oluşturur. Şimdi bakıyorum; beş yıldızlı otellerin, restoranların ve lokantaların iftar menü fiyatları oldukça yüksek.

Halbuki yüksek iftar menülerine ayrılan bütçelerle, kırsalda yaşayan gariban ve fakirlere büyük destekler sağlasak; deprem bölgesinde hâlâ konteynerlerde yaşayan insanlarla birlikte iftar yapsak ve hiç olmazsa Ramazan ayında yardımlaşma duygularımızı daha da kabartsak ne güzel olur?


Herkese güzel bir hafta diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Erol Maraş Arşivi