Mehmet Erol Maraş
Erol Maraş Yazdı: 'Bakan Kim Olacak? - Çocuklara Ne Oluyor?'
Herkes soruyor: Gaziantep’in neden bir bakanı yok?
Yaklaşık 2,5 yıl ilk kez bu kadar uzun bir süre Gaziantep bakansız olarak yoluna devam ediyor.
Biliyorsunuz, oylara göre Gaziantep her zaman AK Parti’nin kalesi. Türkiye genelinde birçok belediyeyi kaybeden AK Parti, Gaziantep’te her zamanki gibi hem Büyükşehir Belediyesi’ni, hem Şahinbey’i elinde tuttu; ayrıca CHP’nin kazandığı Şehitkamil de tekrar AK Parti’ye geçti. Bugün itibarıyla iki Metropol ve çoğu ilçe ve Büyükşehir AK Parti’nin yönetiminde.
Buna rağmen Gaziantep, 2,5 yıldır bakansız. Gaziantepli olmayan, adeta bir “züğürt tesellisi” olarak; Gaziantep doğumlu olmayan ama şu an İçişleri Bakanı olan, eski Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya ile bir dönem AK Parti Gaziantep Milletvekilliği yapan Batmanlı Mehmet Şimşek’i Gaziantep’in bakanı gibi görerek kendimizi kandırıyoruz.
Ben Sayın Yerlikaya ve Sayın Şimşek’e giden bir Gaziantepli seçmen duymadım
Geçmişte ANAP döneminde merhum Mustafa Taşar, yine merhum Mehmet Batallı, Allah uzun ömürler versin Vehbi Dinçerler gibi kökü Gaziantepli olan isimlerin makamı gazianteplilerle dolup taşardı.
DSP ve CHP döneminde Mustafa Yılmaz, Doğru Yol Partisi’nde merhum Ayvaz Gökdemir, yine CHP’den Nizip doğumlu Bahattin Alagöz ve Ali Ilıksoy bakanlık görevlerinde bulundular.
1983’ten 2002 yılına kadar Gaziantep hiçbir kabinede bakansız kalmadı.
Sağ olsun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantepli olmayan AK Parti Gaziantep Milletvekili Kürşat Tüzmen ile Batmanlı AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Şimşek’i bakan yaptı. Bu iki milletvekili de Gaziantepli değillerdi ama Gaziantep halkı ile çok bütünleşmişlerdi.
Şunu açıkça söylemek istiyorum: AK Parti döneminde Fatma Şahin ve Abdülhamit Gül bakan oldular. Bu iki isim de gerçekten bakanlık görevleri süresince hemşehrileri için ellerinden geleni yaptılar ve şehre önemli hizmetler kazandırdılar.
Bizim istediğimiz de tam olarak budur: Fatma Şahin ve Abdülhamit Gül gibi Gaziantepli bakanlar.
Burada görev yapmış, burada milletvekili olmuş ama Gaziantepli olmadıkları için şehirle güçlü bir bağ kuramamış isimleri Gaziantep’in gerçek bakanı olarak görmek mümkün değil.
Gelelim bugüne…
Tam 2,5 yıldır Gaziantep’in bakanı yok. Umut ederimki Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep’e bir bakan vermek istiyor. Çünkü Gaziantep, bu bakanlığı fazlasıyla hak ediyor. Hiç isimlere takılmıyorum. Gaziantep doğumlu, Gaziantep halkıyla bütünleşecek, kapısını 24 saat hemşehrilerine açacak bir Gaziantepli bakan istiyor ve bekliyoruz.
İnşallah önümüzdeki günlerde açıklanacak Bakanlar Kurulu listesinde, Gaziantep halkı kendisine hizmet edecek bir bakanın atamasını görür ve mutlu olur
Bakalım bu bakan kim olacak, hep birlikte merak ediyoruz.
Benim gönlümden geçen ise şudur: Merhum Taşar, merhum Batallı gibi, inşallah onlara benzeyen, Gaziantep’i bilen ve Gaziantep’i sahiplenen bakanlar atanır.
ÇOCUKLARA NE OLUYOR?
Yan bakma, uyuşturucu ve çocuklarda mafyalaşma gibi durumlar her geçen gün artıyor. Gaziantep’in başarılı Valisi Kemal Çeber, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Halil Şen, Emniyet Müdürü Celal Özcan, Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Karataş gibi güçlü bir asayiş ve güvenlik yapısına sahip bürokratlarımız var.
Geçtiğimiz günlerde bir basın toplantısı yaptılar. Bu toplantıda asayiş olaylarının çok azaldığını, mala karşı işlenen suçların fazla olduğunu, gasp ve hırsızlık olaylarının ise azaldığını açıkladılar.
Ancak benim en çok sıkıntı yaşadığım konu uyuşturucu. Uyuşturucu kullanımı deniliyor ki, 10–11 yaşlarına kadar düşmüş. Uyuşturucuyu kullanan çocukların kendi aralarında sürekli çatışmalar yaşadığı söyleniyor. Bu çatışmalarda sosyal medyanın etkisi kadar, televizyon dizilerinde öne çıkan şiddet unsurlarının da payı büyük. Bunlar doğrudan çocuklara yansıyor.
Kavgacı Bir Nesil Yetişiyor.
Kız kıza kavgalar mı dersiniz, “yan baktı” diye işlenen cinayetler mi… Gerçekten bunlar çok acı şeyler. Çocuklarımız kitap yerine bıçak taşır hale geldi.
Bunu yalnızca polis ve jandarma gücüyle önleyemeyiz. Okullardaki yöneticilerle de tek başına engel olabilmek mümkün değil. Ama ailelere burada çok önemli bir rol düşüyor. Aileler, çocuklarına iyi bir ahlak ve terbiye vermek zorundalar. Hayatta her şeyin para olmadığını, yaşamda çok güzel değerlerin bulunduğunu anlatmaları gerekiyor.
Ama dijital medya karşısında çocuklar ne anneyi ne babayı ne de kimseyi dinliyor. Sürekli kavgacı, tartışmacı, öfkeli ve sabırsız bir gençlik geliyor. Ben şimdiden, gerçekten bu çocuklardan korkuyorum.
İnşallah devlet büyüklerimiz, çocuklarımız için şefkatli ve mutlu bir yaşam ortamı hazırlamak zorundadır. Birçok Avrupa ülkesinde sosyal medya 16 yaş altına yasaklı durumda. Bence Türkiye’de de sosyal medya, Avrupa’daki gibi 16 yaş altına yasaklanmalıdır.
Yasakları sevmiyorum ama gerçekler, her zaman doğrunun oluşmasında etkin bir rol oynar. Eğer böyle devam ederse çocuklarımız, birbirlerini sevmek yerine “yan baktı” ve benzeri küçük olaylar yüzünden sürekli adliye kapılarına gidip gelen bireyler haline gelirler
Bu nedenle gerekli tedbirlerin acilen alınması gerekiyor.
Herkese güzel ve huzurlu bir hafta diliyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.