Bu, yalnızca bir gırtlak oyunundan ibarettir. Kalbin terbiyeden yoksunken, güzel ve tatlı konuşsan ne yazar?
Asıl karşındakine en acı soruları sorarken bile onun kalbindeki sızıyı hissedebilmek, hakikati söylerken edebi elden bırakmamaktır. Allah’ın sınamadığı bir hâlin edepsizi olmamak, insanın kendi eksikliğini görmeden başkasını yargılamamaktır.
Bazen duyular yavaş yavaş etkisini yitirmeye başladığında insan, söylenenlerin manasını kavrayamaz hâle gelir. Ne söylendiğini, neyin ima edildiğini fark edemez. Bu aptallık değil, sadece ruhun, dünyanın gürültüsünden çekilip daha saf ve sessiz bir hâle bürünmesidir. Saf bir çocukluk hâli gibi…
Ruh bedenine galip geldiğinde; içindeki Allah sevgisi, O’na duyduğun istek, merak ve kavuşma şevki her şeyin ötesine geçtiğinde dünya sana başka görünmeye başlar. O zaman insan, inceliğin yalnızca başkalarına karşı gösterilen bir nezaket olmadığını; aynı zamanda dünyanın geçiciliğini fark eden bir kalp hâli olduğunu anlar.
Her şey zaten bir gölgeden ibaret değil mi!.
İnsan, bu dünyada zavallı bir ziyaretçi, boşlukta avare bir gezgin .
Zaten hayalin derinliklerinde, heyecanla şaşkınlık arasında, Fatiha şehrinden geçmeden önce anlar ki, İmtihan vadisinde bütün dünya ziynetlerini neden bırakması gerektiğini!.
Artık kalp, yüklerinden arındı hakikatin inceliğini kavradı. Çünkü İnsan, kendini merkeze koymaktan vazgeçip Allah’ın huzurunda bir kul olduğunu idrak ettiğinde hem sözü hem susuşu hem de bakışı anlam kazanır.vesselam.
Hayırlı Cumalar dilerim.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.