COP31’e Gaziantep’ten güçlü mesaj

Gaziantep, Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde yerel yönetimlerin iklim mücadelesindeki rolünü güçlendirmeyi hedefleyen önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu'nda, Türkiye'nin farklı şehirlerinden belediye başkanları, uluslararası kuruluşların temsilcileri ve iklim politikası uzmanları bir araya geldi. Yeşil sanayiden su güvenliğine, iklim finansmanından dirençli kentlere kadar birçok başlığın ele alındığı toplantıda, Gaziantep ve Muğla'da yürütülecek çalışmaların COP31'e taşınacak ortak politika önerilerine temel oluşturması hedeflendi. Sıfır Atık Vakfı, Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Orta Doğu ve Batı Asya Teşkilatı (UCLG-MEWA), Dünya Yerel Yönetimler ve Demokrasi Akademisi (WALD), Birleşmiş Milletler Türkiye ve COP31 Üst Düzey İklim Şampiyonluğu iş birliğiyle düzenlenen ve yerel yönetimlerin küresel iklim politikalarının oluşturulmasında daha etkin rol üstlenmesini amaçlayan "Yerel Liderlik, Kapsayıcı Kentsel Dayanıklılık ve Sürdürülebilir Dönüşüm" programında, belediyelerin iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum kapasitesinin artırılması, uluslararası finansman kaynaklarına erişimin kolaylaştırılması ve şehirler arasında bilgi ve deneyim paylaşımının güçlendirilmesi üzerinde duruldu. Toplantıda ayrıca iklim politikalarının kentsel planlama, belediye bütçeleri, altyapı yatırımları ve kamu hizmetleriyle bütünleştirilmesi, bölgesel iklim risklerinin belirlenmesi ve başarılı yerel uygulamaların yaygınlaştırılması konuları değerlendirildi.

Gaziantep ve Muğla'dan COP31'e ortak iklim gündemi

COP31 hazırlıkları kapsamında bölgesel diyalog merkezleri olarak belirlenen Gaziantep ve Muğla, farklı iklim öncelikleriyle çalışmaların odağında yer aldı. Gaziantep'te dayanıklı şehirler, yeşil sanayi, döngüsel ekonomi, göç ve kapsayıcı dönüşüm konuları öne çıkarken, Muğla'da turizm, su güvenliği, biyolojik çeşitlilik, doğa temelli çözümler ve sürdürülebilir kalkınma başlıkları ele alındı. Yerel iklim eylemi, altı temel tematik alan çerçevesinde değerlendirildi. Yerel liderlik ve çok düzeyli iklim yönetişimi, kentsel dayanıklılık ve iklime duyarlı kalkınma, yerel düzeyde iklim finansmanı, adil ve kapsayıcı dönüşüm, su, gıda, doğa ve döngüsellik ile inovasyon, teknoloji ve veri başlıklarında yürütülen çalışmalarla COP31 sürecine somut politika önerileri sunulması hedeflendi.

"Çevreyi korumak hem medeniyetimizin mirası hem de geleceğe karşı sorumluluğumuz"

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, programda yaptığı konuşmada iklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca teknik yatırımlarla değil, bilimsel yaklaşım, toplumsal bilinç ve medeniyet değerleriyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

COP31 Üst Düzey İklim Şampiyonu ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Gaziantep'in üretim kültürü, sanayi gücü ve kaynakların verimli kullanılmasına dayanan gelenekleriyle iklim politikaları açısından önemli bir şehir olduğunu belirtti.

WALD Yönetim Kurulu Başkanı ve UCLG-MEWA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Duman, artan sıcaklıklar ve su kıtlığının şehirler üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, iklim krizine karşı yerel yönetimler arasında güçlü iş birlikleri kurulması gerektiğini söyledi.

Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, yeşil dönüşümün ekonomik kalkınma ve sosyal adaletle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, programa gönderdiği video mesajda iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, ekonomik kalkınmayı, şehirlerin dayanıklılığını ve toplumsal yaşamı doğrudan etkileyen küresel bir güvenlik meselesine dönüştüğünü ifade etti.

Büyükşehir belediye başkanları iklim politikalarını masaya yatırdı

Program kapsamında düzenlenen "İklim Eylemi için Yerel Liderlik ve Çok Düzeyli İklim Yönetişimi" panelinde farklı şehirlerin iklim değişikliğiyle mücadele deneyimleri ve yerel yönetimlerin karşılaştığı sorunlar değerlendirildi. Gaziantep Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve Çevresel Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emine Koban moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ve Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk katıldı.

"Yerel ihtiyaçları iklim meselesi üzerinden açıklamaya çalışıyoruz"

Panelde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay, "Durumu ve yapacaklarımızı net, basit bir tablo halinde ortaya koymakta zorlanıyoruz. Bir konuya daha fazla ağırlık verirken başka bir konuya yeterince emek harcayamıyoruz. Bazen yerel ihtiyaçlarla iklim konusunu birbirine karıştırıyor, yerel ihtiyaçları iklim meselesi üzerinden açıklamaya çalışıyoruz. Böyle bir durum söz konusu. Beni affedin, geçen dönem Ahmet Başkan'ın da Bodrum Belediye Başkanı olarak içinde bulunduğu, yedi ilçe ve metropol belediyesinin dahil olduğu bir çalışma grubu kurmuştuk. Birkaç ayda bir belediyelerimizden birinde toplanıyor ve bu konuyu ele alıyorduk. Böyle bir çalışmaya ihtiyaç duymamın arkasında, belediye başkanı olduğum ilk günlerde yaşadığım bir deneyim de var. İstanbul'dan bir hoca gelerek bir konuşma yaptı. Açıkçası beni çok korkuttu. Dünyanın çok kötü bir yere gittiğini, hepimizin çok yakın bir gelecekte büyük sorunlarla karşılaşacağını ve her şeyin darmadağın olacağını anlattı. Kullandığı ifadeler için kusura bakmayın ama biraz samimi olmak istiyorum. O konuşmanın ardından kendi kendime, "Gerçekten durum bu kadar kötü mü?" diye sordum. Bugün bile kamuoyu araştırmalarında, birkaç yıl önce yapılan bir araştırmada karşılaştığım sonuçlara benzer bir tablo olduğunu düşünüyorum. Söz konusu araştırmada, dünyada hala önemli sayıda insanın iklim krizinin ciddiyetini anlamadığı ortaya konuluyordu. Araştırmaya göre bazı insanlar iklim krizinin tamamen uydurma olduğunu söylüyor. Önemli bir kesim ise iklim krizi diye bir sorun olduğunu kabul etse de bunun çok ciddi olmadığını düşünüyor. Peki, bu sorunu kimin çözeceği sorulduğunda ne oluyor? İnsanlar sorumluluğu üzerlerine almıyor. "Nasıl olsa bilim insanları, nasıl olsa siyasetçiler, zamanı geldiğinde, iş iyice ciddileştiğinde bu sorunu çözmek zorunda kalırlar" diye düşünüyorlar. Bu nedenle de gündelik hayatlarına bildikleri gibi devam ediyorlar ve iklim krizini yeterince önemsemiyorlar. Öncelikle toplumda böyle bir yaklaşımın var olduğunu hepimizin görmesi gerekiyor. Bunu özellikle söylüyorum, çünkü buradan başka bir noktaya varmak istiyorum. Bence iklim krizini anlayabilmek için öncelikle meselenin ciddiyetini kavramak gerekiyor. Aslında bu krizin ne kadar ciddi olduğunu gösteren sonuçları hepimiz yaşıyoruz. Bugün en ağır sorunlardan biri kuraklık. Bana göre kuraklık, şu anda en belirgin ve en ciddi tehditlerden biri. Sıcak hava dalgalarıyla birlikte özellikle ülkemizin batısında ve güneyinde yaşanan orman yangınları da bu tablonun bir parçası. Büyük, kontrol altına alınması ve söndürülmesi güç yangınlarla karşı karşıya kalıyoruz. Bu olaylardan doğrudan etkilenen insanlar, iklim krizinin ağır sonuçlarını bizzat yaşayarak ve hissederek görüyorlar. Çiftçilerimiz de çok ciddi sorunlarla karşı karşıya. Tarımla uğraşan insanlar, anormal iklim şartları nedeniyle büyük bir baskı altında. Yaz aylarında uzun süre yağış görülmemesi, kuraklık ve aşırı sıcaklar, kış aylarında ise ani ve şiddetli yağışlar, hava sıcaklıklarındaki hızlı değişimler ve don olayları çiftçilerimizi ciddi biçimde zorluyor. Dolayısıyla çiftçilerimiz, iklim krizinin en ağır etkilerini hisseden kesimlerin başında geliyor. Özellikle aşırı sıcakların etkisiyle ortaya çıkan sorunların yanı sıra hava kirliliğini de bu konuyla ilişkilendirebiliriz. Genel olarak toplumda giderek artan stresin etkilerini de kesinlikle küçümsememek gerekiyor" dedi.

"Dirençli şehirler oluşturmak"

Başkan Tugay, "Bütün bunların insanlar üzerinde oluşturduğu stres yükü, çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Şimdi kendi tespitimi, daha doğrusu kendi kanaatimi paylaşmak istiyorum. Bu konuda gerçekten çok okudum, dinledim ve araştırma yaptım. Halihazırda Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanıyım. Geçen dönem de bu birliğin encümen üyesi ve yöneticisi olarak görev yaptım. Bu konuya özel bir ilgi gösterdim ve üzerinde çalıştım. Şunu anlatmaya çalışıyorum. Bugün itibarıyla önümüzde iki temel görev bulunuyor. Bu salondaki herkesin bu iki görevin farkında olduğunu düşünüyorum. Ancak belki de buradan verilecek mesajları toparlamak açısından bunları bir kez daha ifade etmekte fayda var. Birincisi, karbon emisyonlarını azaltmak. İkincisi ise halihazırda ortaya çıkmış olan iklim krizi kaynaklı sorunlara karşı şehirlerimizin uyumunu sağlamak. Başka bir ifadeyle dirençli şehirler oluşturmak. Ben bu iki kavramı aynı başlık altında ve aynı çerçevede ele alıyorum" diye konuştu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yaşam Haberleri