Uluslararası sözleşmeler hukuku, tarafları farklı ülkelerde bulunan ya da yabancılık unsuru taşıyan ticari ilişkilerde hangi hukukun uygulanacağını, hangi merciin yetkili olacağını ve tarafların yükümlülüklerinin nasıl belirleneceğini düzenleyen alandır. Kapsamı; uygulanacak hukuk seçiminden yetki ve tahkim şartlarına, milletlerarası satım kurallarından yabancı kararların tanınmasına kadar uzanır. Bu yazıda alanın temel konularını ve sözleşme hazırlanırken belirleyici olan noktaları ele alıyoruz.
Yabancılık Unsuru ve Alanın Kapsamı
Bir sözleşmeyi bu alana taşıyan şey, ilişkinin birden fazla hukuk düzeniyle bağlantı kurmasıdır. Tarafların farklı ülkelerde yerleşik olması en bilinen durumdur; ancak malın başka bir ülkede teslim edilmesi, ödemenin yabancı para üzerinden yapılması ya da sözleşmenin yurt dışında ifa edilmesi de yabancılık unsuru doğurabilir.
Türk hukukunda bu ilişkilerin çerçevesini Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun çizer. Bunun yanında taraf devletlerin katıldığı uluslararası sözleşmeler ve ticari teamüller de kaynak niteliği taşır.
Alanın pratikteki önemi, uyuşmazlık çıktığında ortaya çıkar. Aynı olay, uygulanacak hukuka göre tamamen farklı sonuçlar doğurabilir; zamanaşımı süresi, ayıp bildirim yükümlülüğü ve tazminat hesabı ülkeden ülkeye değişir.
Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi
Ticari sözleşmelerde taraflar, kural olarak hangi ülke hukukunun uygulanacağını serbestçe kararlaştırabilir. Bu seçim, uyuşmazlık halinde öngörülebilirlik sağladığı için sözleşmenin en kritik maddelerinden biridir.
Seçim yapılmadığında uygulanacak hukuk, kanunda öngörülen bağlama kurallarına göre belirlenir. Bu durumda taraflar, baştan hesaba katmadıkları bir hukuk düzeninin kurallarıyla karşılaşabilir.
Hukuk seçimi yapılırken yalnızca tarafsız bir ülke belirlemek yeterli değildir. Seçilen hukukun ilgili ticari ilişkiye ne ölçüde gelişmiş bir çerçeve sunduğu, uygulamada erişilebilir olup olmadığı ve zorunlu kurallarla çelişip çelişmediği de değerlendirilmelidir. Türk hukukunun kamu düzenine ilişkin kuralları ve doğrudan uygulanan kuralları, yabancı hukuk seçilmiş olsa dahi devreye girebilir.
Yetkili Merci: Mahkeme mi, Tahkim mi?
Uygulanacak hukuk kadar önemli bir diğer tercih, uyuşmazlığın nerede çözüleceğidir. Taraflar yetkili mahkemeyi belirleyebileceği gibi tahkim yolunu da kararlaştırabilir.
İki yol arasındaki temel farklar şöyle özetlenebilir:
Tanıma ve tenfiz kolaylığı: Tahkim kararları, New York Sözleşmesi'ne taraf ülkelerde daha öngörülebilir biçimde icra edilebilir.
Gizlilik: Tahkim yargılaması kural olarak taraflar arasında kalırken, mahkeme yargılaması aleniyet ilkesine tabidir.
Uzmanlık: Tahkimde hakemler ilgili sektöre hâkim kişiler arasından seçilebilir.
Maliyet ve süre: Tahkim genellikle daha hızlıdır ancak hakem ve kurum ücretleri nedeniyle başlangıç maliyeti yüksektir.
Kanun yolu: Tahkim kararlarına karşı denetim sınırlıdır; esasa ilişkin yeniden inceleme kural olarak yapılmaz.
Tüm bu maddeler içinde en çok gözden kaçan tenfiz boyutudur. Lehe alınan bir mahkeme kararı, karşı tarafın malvarlığının bulunduğu ülkede uygulanamıyorsa pratik değeri sınırlı kalır. Bu nedenle merci seçimi yapılırken kararın nerede icra edileceği baştan düşünülmelidir.
Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Kurallar
Sınır ötesi mal satımında, taraf devletler arasında uygulanan Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması önemli bir çerçeve sunar. Türkiye de bu antlaşmaya taraftır.
Antlaşma; sözleşmenin kurulması, tarafların yükümlülükleri, ayıplı ifa, risk devri ve sözleşmeye aykırılık halinde başvurulabilecek yollar gibi konuları düzenler. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça, kapsama giren satımlarda kendiliğinden uygulanır. Bu nedenle sözleşmede uygulanmasının istenip istenmediği açıkça belirtilmelidir.
Teslim ve masraf paylaşımı konusunda ise ticari teamül kuralları olan Incoterms sıkça kullanılır. Bu kurallar riskin ne zaman alıcıya geçtiğini ve nakliye, sigorta, gümrük masraflarının kime ait olduğunu netleştirir. Sözleşmede hangi Incoterms sürümünün esas alındığının yazılması, sonradan doğabilecek yorum farklarını önler.
Sözleşme Hazırlanırken Dikkat Edilen Noktalar
İyi hazırlanmış bir uluslararası sözleşme, uyuşmazlık çıktığında değil çıkmadan önce değer üretir. Bu nedenle metnin belirsizlik bırakmayacak şekilde kurgulanması esastır.
Ödeme koşulları, para birimi ve kur riskinin kime ait olduğu açıkça yazılmalıdır. Mücbir sebep maddesi, hangi olayların bu kapsamda sayılacağını ve sonuçlarının ne olacağını somut biçimde tanımlamalıdır; genel ifadelerle bırakılan maddeler uygulamada taraflara beklediklerini vermez.
Sözleşmenin birden fazla dilde düzenlendiği durumlarda hangi metnin esas alınacağı belirtilmelidir. Çeviri farkları, uyuşmazlıkların sık rastlanan kaynaklarındandır. Fesih, gizlilik, rekabet yasağı ve fikri mülkiyet maddeleri de ilişkinin niteliğine göre ayrıca düzenlenmelidir.
Yabancı Kararların Türkiye'de Uygulanması
Yurt dışında alınan bir mahkeme kararı ya da hakem kararı, Türkiye'de kendiliğinden icra edilemez. Öncesinde tanıma veya tenfiz davası açılması gerekir.
Bu davalarda mahkeme, kararın esasını yeniden incelemez; kanunda öngörülen koşulların sağlanıp sağlanmadığını denetler. Karşılıklılık, kararın kesinleşmiş olması, savunma hakkının ihlal edilmemiş olması ve kamu düzenine aykırılık bulunmaması başlıca inceleme konularıdır.
Süreç, kararın niteliğine ve karşı tarafın tutumuna göre zaman alabilir. Bu nedenle sözleşme aşamasında icra edilebilirliğin düşünülmesi, sonradan yaşanacak güçlükleri azaltır.