Mutluluk-Bahtiyarlık

Acaba dünyada en mutlu, en bahtiyar, en saadetli, en mesut kimdir? Bunun cevabı olarak ne deniyor? Görüyoruz ki, şu dünya hayatında en bahtiyar odur ki, dünyayı bir askeri misafirhane kabul etsin. Ve öyle de idrak etsin. Ve ona göre hareket etsin. Ve o kabul etme ile en büyük mertebe olan rıza mertebesini (derecesini) çabuk elde edebilir.
Her zamanın bir hükmü var. Şu gaflet zamanında musibet şeklini değiştirmiş. Bazı zamanda ve bazı şahıslarda belâ, belâ değil, belki bir İlâhî lütuftur. Ben şu zamandaki hastalıklı diğer musibetzedeleri-fakat musibet dine dokunmamak şartıyla- bahtiyar gördüğümden, hastalık ve musibet aleyhtarı bulunmak hususunda bana bir fikir vermiyor (Lem’alar’dan). Demek ki bela, musibet, hastalık, sıkıntılar netice itibariyle saadete dönüşebiliyor. Yusuf (a.s.) örneğinde olduğu gibi.
Fakat iman nazarıyla bakan bir mümin, insanların o yöne, (ahirete) gidişleri, seyahatleri yokluk âlemine değil, göçebeler gibi bir yayladan bir yaylaya bir göçmektir. Ve fâni menzilden (konulacak yerden) baki menzile, hizmet çiftliğinden ücret dairesine, zahmetler memleketinden rahmetler memleketine göç etmektir. Yokluk âlemine gitmek değil diye bu yönü memnuniyetle karşılar. Fakat yol esnasında ölüm, kabir gibi görünen meşakkatler, (sıkıntılar,zorluklar) netice itibarıyla saadetlerdir. Çünkü, nuranî âlemlere giden yol kabirden geçer ve en büyük saadetler büyük ve acı felâketlerin neticesidir. Meselâ, Hazret-i Yusuf, Mısır azizliği (Mısır vezirliği) gibi bir saadete, ancak kardeşleri tarafından atıldığı kuyu veZeliha’nın iftirası üzerine konulduğu hapis yoluyla erişmiştir.
Sonuç olarak;
Dünya madem fânidir.
Hem madem ömür kısadır.
Hem madem gayet lazım olan, gerekli vazifeler çoktur.
Hem madem ebedi hayat burada (dünyada) kazanılacaktır.
Hem madem dünya sahipsiz değil.
Hem madem şu dünya misafirhanesinin gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri (her şeyin evvelden tedbirini yapanı, göreni) var.
Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır.
Hem madem "Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez." Bakara Sûresi, 2:286. Ayeti
sırrınca ağır ve güç yetmez olan teklif, dayanılmaz teklif yoktur.
Hem madem zararsız yol, zararlı yola tercih edilir.
Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır.
Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın,
âhiretini dünyaya feda etmesin,
Ebedi hayatını dünyevi hayat için bozmasın,
Faydasız şeylerle ömrünü telef etmesin (harcamasın),
kendini misafir kabul edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin,
selâmetle (güvenle, doğrulukla) kabir kapısını açıp ebedi saadete girsin (Mektubat’tan).

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri