Gaziantep’in basın tarihi, şehrin sokakları gibi kadim, bereketli ve bir o kadar da vefalıdır. Ancak ne yazık ki son yıllarda, basılı kâğıdın kokusunu bilen, haberi masa başında değil tozlu sahalarda, deplasman otobüslerinde yazan duayen isimlerimiz tıpkı birer sonbahar yaprak dökümü gibi yavaş yavaş aramızdan ayrılıyor. Dijital dönüşümün, hızın ve kopyala-yapıştır haberciliğin mesleğimizin ruhunu kemirdiği bu dönemde, yaşamını bu şehre vakfetmiş o köklü çınarların birer birer yıkılması boynumuzu daha da büküyor.
Bu acı kaybın en tazesi, ömrünü Gaziantep’in her türlü derdinde, çilesinde, ekonomisinde, kültüründe, sanatında ve özellikle sporunda geçirerek bu şehrin yazılı hafızası haline gelen, Olay Medya Grubu Spor Müdürü ve duayen kalem Mehmet Kenan Yücel’dir. Kendisini kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz; Olay Medya ailesine, tüm basın camiamıza ve sevenlerine en içten başsağlığı ve sabır diliyorum.
Kenan Yücel, sadece oturduğu yerden maç değerlendiren bir yazar değildi. O, Gaziantepspor’un ruhunu taşıyan, takımın formasını ve bu şehrin onurunu sırtlayıp Türkiye’nin neresinde olursa olsun, ister Doğu’nun çetin deplasmanları olsun, ister Batı’nın en uzak köşeleri – sporcularla birlikte otobüslerde, trenlerde, uçaklarda bizzat deplasmanlara koşan, cefakâr bir neferdi. Gaziantepspor’un ezbere bilinen o şaşaalı günlerinden en karanlık tünellerine kadar her anına tanıklık eden, deplasman tribünlerinin ve soyunma odalarının nabzını tutan gerçek bir hafızaydı.
Bugün dijitalleşen dünyada habercilik şekil değiştirirken, Kenan Yücel gibi "yerinde yaşayan, hisseden ve ter döken" gazeteciliğin temsilcileri de maalesef hızla azaldı; sayıları artık neredeyse iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar tükenme noktasına geldi. Gaziantepspor kültürü, tribünlerin o samimi coşkusu ve basının alaylı mektebinden gelen o asil duruş şimdi büyük bir eksikle baş başa kaldı.
Bir gazeteci kolay yetişmez; onlar bir şehrin gözü, kulağı, vicdanı ve tapulu hafızasıdır. Bugün sahada ter döken yeni nesil gazeteci kardeşlerimiz var ancak dijital çağın hızı içinde henüz o derin altyapıya, kriz yönetimine ve köklü bilgi donanımına tam anlamıyla sahip olamamaktadırlar. Kaybettiğimiz her duayen, aslında bu şehrin bir kütüphanesinin yanması demektir. Buradan tüm yerel yöneticilerimize, iş dünyamıza, sivil toplum kuruluşlarımıza ve kamuoyuna sesleniyoruz: Elimizde kalan bu son çınarlara daha çok sahip çıkalım, onların tecrübelerinden ve birikimlerinden istifade edelim. Yarın çok geç olmadan, hafızamızı ve vefa duygumuzu koruyalım.
Bugün Gaziantep spor basını öksüz, kırmızı-siyahlı tribünler sessiz, köşe yazıları ise boynu bükük kaldı. Ancak geride bıraktığı dürüst miras, ektiği meslek sevgisi ve kalplerimizde bıraktığı o asil insan hatırası asla silinmeyecek.
Mekânın cennet, ruhu şad olsun duayen dostum; bu şehrin hafızası, Olay Medya’daki mesai masan ve deplasman yolları seni asla unutmayacak.