Sokaklarında komşuluğun, mazluma sahip çıkmanın, yetimin hakkını gözetmenin harcı olan bu binlerce yıllık geçmişi olan kadim şehir; Gaziantep'te bugün boğazım düğüm düğüm, kalemim elimde titreye titreye yazıyorum.
Soruyorum sizlere; Gaziantep ne zaman bu hale geldi? Ne ara aramızda yaşayan, ekmeğini kazanan, her gün selamlaştığımız insanlar birer vicdan fukarasına dönüştü?
Cengiz Topel Mahallesi'nde yaşananları duyduğumdan beri içimdeki yangın sönmüyor. Henüz 24 yaşında, dünyayı sadece gözleriyle anlayan, derdini feryat edemeyen, çığlığını kimseye duyuramayan işitme ve konuşma engelli gencecik bir kızımız... Kendini savunmaktan aciz, "dur" bile diyemeyen bir masum.
Ve o masuma kurulan akılalmaz tuzak...
Biri Boyacı, Biri Tesisatçı, Biri Berber... Ya Sizin İnsanlığınız Nerede?
Olayın detayları ortaya çıktıkça insanlığımızdan utanıyoruz. İddialara göre bir araçla kandırılıp bilinmeyen bir adrese götürülen engelli bir kız ve orada toplanan 4 vicdansız...
Gözaltına alınanlara bakıyorsunuz; boyacı M.Ş.E. (25), tesisatçı M.T. (27), berber S.B. (28) ve henüz reşit bile sayılmayacak yaştaki berber kalfası F.R. (17). Biri elinde fırçasıyla ev boyayan, biri evlerimizin suyunu tamir eden, diğeri mahallemizin berberi... Her gün yüz yüze baktığımız, belki de yanından geçerken "kolay gelsin" dediğimiz insanlar.
O kız size sığınsa, derdini el kol hareketleriyle anlatmaya çalışsa gözünüzün içi gülmesi gerekirdi. Siz ne yaptınız? O sessiz çığlığı bir fırsat belleyip vicdanınızı, ahlakınızı, insanlığınızı ayaklar altına aldınız. Sesi çıkmıyor diye, polise gidip derdini kelimelerle anlatamaz diye mi düşündünüz?
Ama unuttunuz: O kızın dili yoksa, bu şehrin vicdanlı insanlarının sesi var!
Karakol Önünde Yükselen O Çığlık, Hepimizin Çığlığıdır!
Ailesinin durumu öğrenip polise başvurmasıyla emniyet ekipleri bu 4 şüpheliyi gözaltına aldı. Şüphelilerin emniyete götürüldüğünü duyan yüzlerce vatandaşın Cengiz Topel’de karakol önüne akın etmesi boşuna değil. O kalabalığın öfkesi sadece o 4 kişiye değil; kentin sokaklarına sirayet eden bu çürümeyedir!
O karakolun önünde toplanan ailelerin, komşuların, Gaziantep halkının tek bir talebi var: Adalet!
Eğer adalet masumun yanında durmazsa, sesi çıkmayanın sesi olmazsa bu şehirde hiçbirimiz güvende değiliz demektir. Emniyetimizin ve yargımızın bu olayı en ince ayrıntısına kadar soruşturacağına, o sağlık raporlarından çıkacak her bir bulgunun hesabının mahkemede en ağır şekilde sorulacağına inancım tam.
Ama hukuk cezasını kesse de, bu vicdansızlığın lekesi zihinlerden silinmeyecek.
Not: Şehitkamil, 21 Ocak 1920’de Antep’te henüz 14 yaşındayken annesinin namusunu korumak isterken Fransız askerleri tarafından süngülenerek şehit edilen Mehmet Kâmil’dir. Bu olay, Antep Savunması’nın ve halk direnişinin ilk kıvılcımı ve sembolü olmuştur.