Gaziantep “Yalandan batar” diyenler galiba haklı ve bu gidişle Gaziantep gerçekten de yalandan batacak. Gaziantep’in yalan ve dedikoduların ana kaynağını, Halep’e bağlı olduğumuz dönemlerde Arap kökenlilerin sürekli olmayan şeyleri yalan yere yayıp dedikodu ve gıybet yapmasından kaynaklandığını daha önceki yazılarımda irdelemiştim.
Sözün kökü oradan geldiği için “Antep yalandan batar” sözcüğü bugünlerde genelde yoğun bir şekilde devam ediyor.
Halbuki Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde irili ufaklı 2 bine yakın fabrika var. Bir yıldır yaptığım araştırmada 30-40 tane şirketin konkordato ve iflas kararı aldığını gördüm. Bu da yüzdeye vurduğumuzda çok büyük rakam yapmıyor.Bugün devletlerin devletlere borcu var. Borçsuz ülke dahi olmadığını ve kişiler ve sanayicilerin de bankalara borcu olmasının doğal bir şey olduğunu düşünüyorum.
Dünya ve Türkiye’de, elbette Gaziantep’te sıkıntılar var. Şöyle bir ekonomiye kısa bir bakış yaptığımda, bildiğim kadarıyla 2008’de bir kriz yaşandı. Ardından 15 Temmuz 2016 kalkışması yaşandı. 2018’de yine bir kriz daha yaşandı. Sonra 6 Şubat depremleri, FETÖ’nün vurduğu darbelerin yanı sıra bir de dünyada Ukrayna-Rusya savaşı, Pakistan-Afganistan savaşı ve son olarak da ABD-İsrail-İran savaş hâlâ devam ediyor.
Bu saydıklarım dünyada ve Türkiye’de gerçekleşti. Ekonomiye global açıdan baktığımızda, ne kadar hesap kitap yaparsak yapalım ve çok iyi ekonomist olsak bile bu kadar olaylar sonunda ciddi bir analiz yapılamıyor ve sadece iyi ya da kötü hiçbir şey öngörülemiyor.
Gaziantep’in hemen bitişiğinde Suriye, hemen yakınında Irak gibi sınır ülkeleriyle bağlantısı var. Üstelik sanayi şehri olması nedeniyle burada hızlı bir göç alış ve ivme var. Diğer illerde sanayi çok gelişmediği için doğal olarak bu kadar konkordato ve iflas yok. Çünkü üreten bir şehrin sürekli sıkıntı ve sancı yaşaması da normal.
İhracat rakamlarına baktığımızda gerçekten de çok başarılı bir şehiriz. Bu kadar dedikodu, bu kadar yalan, bu kadar Ali Cengiz oyunlarına rağmen Gaziantep üretmeye devam ediyor. Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde 400 bin insan çalışıyor ve Türkiye için üretiyor.
Bunun Gaziantep’in genel nüfusuna yansıttığımızda 1 milyon 200 bin insan buradan geçiniyor. Şimdi iki taraflı baktığımızda, ihracatta başarılı ama konkordato ve iflas sayılarında korkulacak bir tehlikeli durum görmüyorum.
Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Sayın Tuncay Yıldırım, 3 büyük bankanın genel müdürünü Gaziantep’e davet etti. Bankacılarla sanayici ve işadamlarını buluşturdu. Burada banka genel müdürleri de Gaziantep’te konkordato ve iflasların tabloya bakıldığında diğer illere yansımasına göre çok fazla etkisi olduğunu düşünmüyorlar.
Ne var ki Gaziantep’teki banka şubeleri ve bölge müdürlüklerinin yöneticileri, zaman zaman işgüzar uygulamalarından dolayı bu dedikodulara da destek verdiklerini söylemem gerekiyor. O nedenle herkesin çok dikkatli olması lazım.
Eğer Gaziantep çökerse hem Irak, hem Suriye, hem de Ortadoğu’da birçok ülkede ekonomik krizler yaşanır. Bundan dolayı Gaziantep’in sanayisini hep birlikte korumamız gerektiğine inanıyor, dedikodulara da kimsenin inanmasını istiyorum.
Her zaman bir gerçek vardır. İhracat rakamları, SGK işçi kayıtları, sanayideki enerji ile su tüketimi ve Gaziantep’in ilk 1000’deki yaklaşık 100 şirketinin başarı üstüne başarılara imza attıklarını rahatlıkla söyleyebilirim.
Güneş balçıkla sıvanmaz. Moraller bozmaya gerek yok. Elbette bu zor günler atlatılır Gaziantep Türkiye için çalışmaya ve üretmeye devam eder.
Herkese hayırlısı sağlıklı mutlu haftalar diliyorum.