Gaziantep’in sarı altını, toprağın bereketi, binlerce ailenin bir yıllık umudu olan Boz Antep fıstığı yine kar hırsının, masa başı oyunlarının hedefinde. Sezon açılır açılmaz "Fiyatı 220 TL’den kapatırız" rüyası görenler, sanki o tarladaki kavurucu sıcakta ter döken kendileriymiş gibi rahat davranıyor.
Buradan açıkça söylüyoruz: Emekçinin alnının terine 220 TL fiyat biçmeye kalkanın ağzına lafla değil, hakikatle vurmak gerekir!
Barak’ın, Oğuzeli’nin, Yavuzeli’nin ve Karkamış’ın güneşin altında pişen çiftçisi, yıl boyunca bir ağaca evladı gibi bakıyor. O fıstık; sadece bir tarım ürünü değil; bir genç kızın çeyizi, bir delikanlının düğün masrafı, bir babanın evine götüreceği başı dik ekmektir. Nizipli komisyoncuların, fıstık hali ağalarının, baklava paşalarının ve çikolata devlerinin kurduğu bu rant tekelini kırmak, üreticinin hakkını teslim etmek şarttır.
Masa Başı Paşaları Değil, Tarladaki Emekçi Kazanacak
Gaziantep ekonomisinin lokomotifi olan fıstık, birkaç sermaye grubunun veya komisyoncu lobisinin insafına bırakılamaz. Baklavanın tepsisini fahiş fiyatlara satanlar, çikolata paketlerine fıstığı gramla koyup servet kazananlar, sıra toprağı işleyen çiftçiye gelince "Piyasa şartları böyle" kılıfına sığınıyor.
Piyasa şartı dediğiniz şey, alın terini ucuza kapatma kurnazlığı olamaz! Eğer bugün çiftçi toprağına küser, ağacına bakamaz hale gelirse; yarın o baklava paşaları da satacak fıstık bulamaz. Gaziantep’in kaderi birkaç tüccarın iki dudağı arasında değildir.
Gaziantep Çiftçisi Yalnız Değildir
Ağustos sıcaklarında tek tek toplanan, günlerce kurutulan, gecesi gündüzüne katılarak pazara getirilen Yeşil Altın, çiftçinin hayat damarıdır. Bu damarı kesmeye çalışan her türlü fahiş fiyat baskısına ve alt fiyat dayatmasına karşı durmak hepimizin boynunun borcudur.
Cumhur Dülek olarak altını kalın çizgilerle çiziyorum: Gaziantep halkı da, bölge üreticisi de bu oyuna gelmeyecek. Gerçek üreticinin, alnı ak çiftçinin yanında durmaya; emeğin hakkını savunmaya sonuna kadar devam edeceğiz.