Pazartesi gecesi Gaziantepli genç hocan Mustafa Aksoy ile alt sıralarda can çekişen ve mutlak puan veya puanlar almak isteyen Kayserispor'u sahada paramparça etmişsin, tabelada fark atmışsın, son yılların en görkemli futbolunu oynayan ve sonucunu alan, taraftarın coştuğu, şehrin genç hoca ile heyecanlandığı bir ortamda kimse sevincini yaşayamadan 24 saat sonra Maksim'in önderliği, sportif planlaması ile Romen Radoi Gaziantep'e indi.
Herkes sanki sezon başı gibi hoca ile stad gezintisi, tesisler, fotoğraf çektirme yarışı sanki Radoi değil de , Kloop muamelesi yapılan ortam.
Kimse bir gün önce saha kenarındaki duruşu, kadro planlaması, oyun taktiği, disiplini, değişiklikleri ve farklı galibiyet alan hocayı unutup yok sayılmış, karede bile yok. Soran yok, bu operasyon hemen neden yapıldı diyen yok ?
Sonrası İstanbul Eyüpspor deplasmanı ve ortaya çıkan tablo. Küme düştü denilen Eyüpspora karşı rezil futbol, farklı mağlubiyet ve hayal kırıklığı.
Bu bana göre sadece Eyüpsporun değil, Allahın tokadıdır. Çünkü bir gören var, bir duyan var.
Buradakiler bu şehirdekileri duymasada, buruşturup peçete atsalarda, bu şehrin evlatlarını tesislere, stada sokmasalarda, takımın yanına sokmasalarda bir gören var.
Birde üzüldüğüm nokta eskiden kulübün anahtarını teknik direktörlere teslim ederdik. Şimdi takım kaptanına teslim ettik. Şimdiden transfer politikası Romanya pazarı kaleciden başlayıp gerisi gelir.
Başarısızlık olursa suçlu kamuoyunca belli fotoğrafçı sportif direktör, başarı olursa teknik direktör ve İmparatore Maksim.