Erol Maraş Yazıyor: 'Gastronomi Şehrinde Marketlerin Acımasız Fiyat Darbesi! - Organize Sanayi Batıyor Mu?'

Erol Maraş Yazıyor: 'Gastronomi Şehrinde Marketlerin Acımasız Fiyat Darbesi! - Organize Sanayi Batıyor Mu?'

Market sözcüğünün anlamını bilenlerin sayısı oldukça azdır. “Market”, aslında Türkçede “Pazar yeri” anlamına gelir. Pazar yeri denildiğinde ise akılda ucuz ürünlerin satıldığı yerler yer alır. Ancak ne var ki Türkiye’de, özellikle üç harfli marketlerin dışında kalan yerel marketlerin, kendi aralarında rekabet etmek yerine fiyat anlaşmaları yaparak yüksek kazanç elde ettiği görülmektedir.

Oysa bir ürün ne kadar çok alınırsa, o kadar ucuza satılması beklenir. Örneğin diş macunu gibi ürünler milyonlarca adet satın alınmasına rağmen, ucuz olması gerekirken pahalıya satılmaktadır. Kısacası, çok satıldıkça ucuzlaması gereken ürünler, tam tersine daha pahalı hale gelmektedir.

Gaziantep özeline bakıldığında ise meyve, sebze ve gıda ürünlerinde Ticaret Bakanlığı’nın yaptığı denetimlerde, ürünlerin tarladan sofraya gelene kadar fiyatlarının misli misli katlanarak arttığı tespit edilmiştir.

Bu durumun sonucu olarak Gaziantep’te faaliyet gösteren 13-14 yerel marketin, rekabet etmek yerine ürünleri yüksek fiyatlarla sattığı açıkça ortaya konulmuştur. Bu marketler artık bir “pazar yeri” olmaktan ziyade, adeta bir “vurgun yeri” olarak değerlendirilmektedir.

Öte yandan Büyükşehir, Şahinbey ve Şehitkamil Belediyelerine bağlı zabıta ekiplerinin denetimlerine rağmen, hem ulusal hem de yerel marketlerde yüksek fiyat uygulamalarının devam ettiği görülmektedir.
Gözlemlerime göre Gaziantep’teki hem yerel hem de ulusal marketler, vatandaşın sofrasına adeta göz dikmiş durumdadır. Bu durum ne marketlere ne de halde sebze-meyve satan kabzımallara yakışmamaktadır.

Gaziantep bir gastronomi şehri olmasına rağmen, sebze ve meyve fiyatlarının bu denli yüksek olması vatandaşların tepkisine neden olmaktadır. Bu nedenle ilgili kurumların el birliği yaparak hem marketleri hem de haldeki kabzımalları bir araya getirip bu soruna çözüm bulmaları gerekmektedir.
Bu gidişle ekonomik şartların daha da zorlaşacağı ortadadır. Bu yüzden yetkililerin gerekli adımları daha da artırmasını bekliyorum.

ORGANİZE SANAYİYİ SAVAŞ BATIRMIŞ DURUMDA

Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi 6 bölgeden oluşuyor. Kimi 100 bin, kimi 200 bin, kimi de 300 bin kişinin çalıştığını söylüyor. Ancak bana göre çalışan sayısı 200 bini geçmiyor.

Kim ne derse desin, savaş ve ekonomik kriz Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgelerinden birini derinden vurmuştur. Yaklaşık 1500 fabrikanın bulunduğu bölgede işçi çıkarmalar, maaş ödemekte zorlanan firmalar ve kredi vermekte isteksiz davranan bankalar dikkat çekiyor. Adeta Organize Sanayi Bölgesi’nin üzerinde bugünlerde kara bulutlar dolaşıyor.

Geçmişte organize sanayiden arsa almak için büyük bir talep ve baskı vardı. Ancak bugün Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 6. bölgede çok sayıda arsa olmasına rağmen ne alan var ne de satan. Bir zamanlar gündemden düşmeyen arsa tartışmaları da talebin azalmasıyla birlikte sona ermiş durumda.

Peki bu noktaya nasıl gelindi? Bilindiği üzere bölgemizdeki gelişmeler, özellikle Suriye, Irak ve Orta Doğu pazarındaki daralma ile birlikte Hürmüz Boğazı’na ilişkin riskler Gaziantep Organize Sanayisi’ni zor durumda bırakmıştır. Bugün gelinen noktada adeta “SOS” verilmektedir.
Öte yandan konkordato süreçlerine bakıldığında, Gaziantep’teki ticaret mahkemelerinde uzun kuyruklar oluştuğu görülmektedir. Bu da Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde ciddi bir krizin yaşandığını açıkça ortaya koymaktadır.

Bu nedenle başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, ekonomiden sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AK Parti TBMM Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, AK Parti Gaziantep milletvekilleri ve MHP milletvekili Sermet Atay’ın bu krizi TBMM gündemine taşıyarak kalıcı çözümlet üretmeleri beklenmektedir.

Ayrıca Gaziantep Valisi Sayın Kemal Çeber ve Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Fatma Şahin’in de bu durumu doğru ve güçlü şekilde anlatmaları büyük önem taşımaktadır. Aksi halde Gaziantep, bir zamanlar sanayi kenti olan Adana’nın yaşadığı sıkıntılara benzer bir tabloyla karşı karşıya kalabilir.

Bu güzel Organize Sanayi Bölgesi’ne yazık etmeyelim. Bu nedenle konkordato süreçlerinde şirketlere kolaylık sağlanmalı, bankalar kredi konusunda daha esnek davranmalıdır. Aksi takdirde Gaziantep Organize Sanayisi’ni çok daha zor günler beklemektedir.

Herkese hayırlı haftalar diliyorum.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazar Yazıları Haberleri