Gaziantep'e "Gastronomi şehri" ünvanı verileli beri şehirde ekmek kavgası bambaşka bir boyuta taşındı. Herkesin dilinde bu etiket, ama gelin görün ki bu ünvanın faturası en çok dar gelirli vatandaşın sırtına yüklendi. Eskiden işçi cebiyle de gidip nohut dürüm yerdik, rahattı. Şimdi o dürümün fiyatını duysanız iki kere düşünürsünüz. Geçen gün bir tanıdık anlatıyordu; Antep'te Kalealtı'nda, Altı üstü yok köşe başında duran kebapçıda 5 kişilik aile iftarı en düşük 6000 TL tutuyor.
ADANA'DA....' NE OLDU?'
Adana'dan bir örnek vereyim size. 'Geçen hafta orada ünlü bir restorana giden arkadaşım 5 kişilik ailesiyte full bir iftar yaptı, hesap 3750 TL geldi' dedi. Adamların mekanı da ünlü üstelik. Gaziantep'te ise aynı kalabalıkla bir lokantada oturmak imkansızlaştı. Artık komşu şehirlerde yemek daha uygun olunca insan ister istemez "Biz ne yapıyoruz?" diye sormadan edemiyor. Nereden baksanız bir tezat var ortada.
ANTEP AH....
Gelelim fiyatlara ki zaten işin cabası. Baklavanın kilosu 2500 TL olmuş. Eskiden bayramlarda Antep'te bir tepsi alınırdı komşulara ikram edilirdi, şimdi baklavaya bakmakla yetiniyor insan. Nohut dürümü 125 TL. Ciğer kebap 300 TL. Mercimek çorbası 125 TL. Paça 300 TL. Kuşbaşı kebap 300 TL. Ciğer kavurması 175 TL. Menengiç kahvesi 200 TL. Geçen gün bir arkadaş "Mercimek köftesi aldım 4 kişilik, 500 TL ödedim" dedi, inanamadım. Antep kahkesi de olmuş 350 TL.
Dünyaya baklava satıyoruz, ciğer satıyoruz, ama Gaziantepli kendi evinde baklavayı rüyasında görüyor artık. Şehir dışından gelen turistlere "Buyurun Gaziantep mutfağı" diyoruz, ama bu şehirde doğup büyüyen insanlar artık o sofralara oturamıyor. İşin acı tarafı da bu işte. Gastronomi dendi mi akan sular duruyor ama akan sular dururken bizim sofralar boşalıyor.
Gaziantep oldu "Gazıkantep" vesselam.