Gaziantep’te aynı sabah, aynı şehirde, iki farklı eğitim manzarasıyla karşı karşıyayız.
Bir okulun önünde çocuklar sıraya giriyor. Çantalarında defter var ama beslenme yok. Aileler, “Bugün de idare eder” diyerek uğurluyor evlatlarını. Diğer tarafta ise bir salon dolusu veli… Noter huzurunda kura çekiliyor. Amaç belli: Çocuğunu özel okula sokabilmek.
Biri açlıkla sınanıyor, diğeri kontenjanla.
Yaklaşık 700 bin öğrencinin olduğu Gaziantep’te eğitim, artık yalnızca bir hak değil; ciddi bir sınıfsal ayrım göstergesi haline gelmiş durumda. Kimi aileler çocuğuna beslenme çantası hazırlayamıyor, kimi aileler astronomik rakamları gözünü kırpmadan ödeyip “iyi okul” arayışına giriyor.
Ve bu iki tablo, aynı şehirde yaşanıyor.
Gaziantep Kolej Vakfı’nda 2026–2027 eğitim öğretim yılı için yapılan noterli kura çekimi, aslında bu çarpıklığın fotoğrafıydı. Yüzlerce veli, çocuklarının ismini bir listeye yazdırabilmek için yarıştı. Noter vardı, kura vardı, heyecan vardı. Ama o salonda olmayan bir şey vardı: Eşitlik.
Elbette kimseyi özel okul tercihinden dolayı suçlamak mümkün değil. Her anne baba çocuğu için en iyisini ister. Buna kim itiraz edebilir? Ancak asıl mesele şu: Aynı şehirde bazı çocuklar “hangi okula gideceğim” sorusuyla büyürken, bazı çocuklar “okula aç mı gideceğim” sorusuyla güne başlıyor.
Sorun burada başlıyor.
Eğitimde fırsat eşitliği kavramı, yıllardır dillerde ama sahada yok. Devlet okullarındaki imkân eksikliği, öğretmen yükü, fiziki şartlar konuşulurken; özel okullar her geçen yıl daha erişilmez hale geliyor. Aradaki makas açılıyor. Açıldıkça da normalleştiriliyor.
Bugün noterli kura konuşuyoruz. Yarın daha pahalı kolejler, daha elit okullar konuşacağız. Peki o sırada sessizce geride kalan çocuklar ne olacak?
Eğitim, yalnızca başarı hikâyeleriyle ölçülmez. Bir kentin vicdanı, en zayıf öğrencisinin durumuyla ölçülür. Gaziantep bu konuda kendine dürüst bir soru sormalı:
Bu şehirde herkes gerçekten eşit başlıyor mu hayata?
Cevabı zor. Ama gerçek ortada.
Kiminin beslenme çantası yok…
Kiminin noteri var.
Ve bu fark, sadece rakamlarla değil, gelecekle ölçülüyor.