Baklava Bir Tatlı Değildir.
Baklava; bu coğrafyanın, emeğin, ustalığın ve karakterin sınandığı bir mirastır.
Bu mirasın adı Gaziantep’tir.
Bu gerçeği tartışmaya açan herkes ya bilmiyordur ya da bilerek görmezden geliyordur.
Coğrafi işaret alınmıştır.
Bu mesele hukuken kapanmıştır.
Ama asıl mesele şimdi başlamaktadır:
Bu değeri kim koruyacak?
Bugün açık bir gerçek vardır:
Kaliteden ödün vermeyen ustalar yalnız bırakılmıştır.
Bu mirası omuzlarında taşıyanlar desteklenmemekte, aksine görmezden gelinmektedir.
Bu kabul edilemez.
Yıllarını bu işe vermiş, en pahalı hammaddeden kaçınmamış, geleneği bozmamış ustalar bugün yorgunsa, kırgınsa, susuyorsa;
burada bir sorun yoktur demek, gerçeği inkâr etmektir.
Baklava ucuz olmaz.
Ucuzlatılan her baklava, bu kültüre vurulmuş bir darbedir.
Kaliteden ödün vermek, yalnızca bir üretim tercihi değil; bir kimlik kaybıdır.
Ve daha acısı şudur:
Dün coğrafi işaret alırken gurur duyanlar, bugün bu değeri yaşatan ustalara sırtını dönmektedir.
Bu bir çelişki değil; bu bir sorumluluk ihlalidir.
Baklava bir marka değildir.
Baklava bir kaynaktır.
O kaynak Gaziantep’tir.
Bu gerçeği sulandırmaya çalışan her yaklaşım, bu mirası zayıflatır.
Bu mirası zayıflatan herkes, bu kültürün karşısındadır.
Bugün mesele üretmek değildir.
Bugün mesele, doğru olanı koruyabilmektir.
Çünkü insanlar artık sadece tat aramıyor.
İnsanlar güven arıyor.
Köken arıyor.
Gerçek arıyor.
Ve gerçek şudur:
Baklava, bu topraklarda doğmuştur ve bu topraklarda anlam kazanır.
Bu yüzden açık konuşalım:
Ustaları küstürmek, bu mirası yok etmektir.
Kaliteden ödün vermek, bu kültürü satmaktır.
Sessiz kalmak ise bu kaybın ortağı olmaktır.
Herkes tarafını seçmek zorundadır.
Ya bu mirası koruyanların yanında olunacaktır,
ya da bu değerin yavaş yavaş yok oluşu izlenecektir.
Ortası yoktur.
Baklavaya sahip çıkmak bir tercih değildir.
Bir sorumluluktur.
Ve bu sorumluluğu yerine getirmeyen herkes,
tarihin karşısında hesap verecektir.