Gaziantep Asri Mezarlığı’nda, deprem şehitlerine ayrılan sessiz koridorda bir mezar var ki, önünden geçen herkesin adımları yavaşlıyor, boğazlar düğümleniyor. Ne bir isim, ne bir doğum tarihi… Sadece beyaz bir taşın üzerine kazınmış iki kelime: “Kimsesiz Kız Çocuğu”. 6 Şubat felaketinin bıraktığı en ağır miraslardan biri olan bu mezar, hem depremin yıkıcılığını hem de sahipsiz kalan bir çocukluğun hüznünü şehrin kalbine mühürlüyor.
Oyuncak Bebeklerin Sessiz Nöbeti: Vicdanlar Sızlıyor
Mezarın en dikkat çeken ve görenleri gözyaşlarına boğan detayı ise başucuna bırakılan oyuncaklar. Hiç tanımadığı insanlar tarafından mezarına bırakılan bez bebekler ve renkli oyuncaklar, küçük bir kızın yaşayamadığı çocukluğuna tutulan bir yas niteliğinde. Ziyaretçiler, mezar taşına "evlat" diye dokunurken, soğuk mermerin önündeki bu sıcak oyuncaklar, 6 Şubat’ın toplumsal hafızada bıraktığı en derin yaralardan birini simgeliyor.
Gaziantep’te İsimsiz Vedalar: Yüzlerce "Kimsesiz" Emanet
Depremin üzerinden geçen zamana rağmen, Gaziantep’te kimliği tespit edilemeyen veya tüm ailesini kaybettiği için sahipsiz kalan onlarca mezar bulunuyor. Ancak bu küçük kızın mezarı, üzerine bırakılan emzikler ve oyuncaklarla adeta tüm kimsesiz çocukların sesi haline geldi. Mezarlık ziyaretine gelen vatandaşlar, "Kendi evladımız gibi hissediyoruz," diyerek bu isimsiz kabirlerin başında dualarını eksik etmiyor. Gaziantep, bu isimsiz emanetine sahip çıkarak felaketin unutulmaması gereken yüzünü bir kez daha hatırlatıyor.