Prof. Dr. Sıtkı Göksu

Prof. Dr. Sıtkı Göksu

Sünnetlere Uyma Adetleri İbadete Çevirir

- Duada bulunması için kucağına verilen bebeklerin üstünü kirletmesini önemsemezdi (Buhârî, “Vudu”, 59) 
- Kız ve erkek torunlarını omuzuna alıp mescide gider, hatta onlar omuzunda iken namaz kılardı. (Buhârî, “Salât”, 106)
- Namaz sırasında ağlayan bir çocuğun sesini duyunca namazı çabuk kıldırırdı. (Buhârî, “Ezan”, 65)
- Kadınların hiçbir şekilde incitilmesini istemezdi. Kur’ân-ı Kerîm’de onun müminlere olan düşkünlüğünden, şefkat ve merhametinden söz edilmiş, müslümanların sıkıntıya uğramasının onu çok üzdüğü bildirilmiştir. (Tevbe 9/128)
- Son derece cömertti. Kendisinden bir şey istendiği zaman ona çok ihtiyacı da olsa verirdi. Bir defasında yamaçta yayılan koyun sürüsünü görüp birkaç koyun isteyen bedevîye bütün sürüyü vermişti.(Buhârî, “Cenâiz”, 28; “Edeb”, 39)
- Bir hanımın kendisi için dokuduğu bir kumaşı, onun üzerinde görerek isteyen sahâbîye hemen çıkarıp hediye etmişti. (Buhârî, “Libâs”, 18)
- Özellikle Ramazan aylarında “yağmur yüklü rüzgâr”dan daha cömert olurdu. (Buhârî, “Bedü’l-vahy”, 5)
- Yardıma ihtiyacı bulunan herkesin yardımına koşar, yetimlerle ilgilenilmesini teşvik eder, dul kadınlara ve yoksullara yardım edenlerin Allah yolunda cihad etmiş gibi sevap kazanacağını söylerdi. Kölelerin bir emanet olduğunu ifade ederek köle sahiplerinin yediklerinden onlara da yedirmesi, giydiklerinden giydirmesi gerektiğini belirtir ve güçlerinin yetmeyeceği işlerin onlara yaptırılmamasını isterdi. (Buhârî, “Îmân”, 22, “Büyû”, 34, “Nafakat”, 1, “Edeb”, 24; Müslim, “Zühd”, 41)
- İlk vahiy sırasında duyduğu bazı endişeleri gidermek isteyen Hz. Hatice kendisine “Sen akrabanı koruyup gözetirsin, konuştuğun zaman dosdoğru konuşursun, işini görmekten âciz olanlara yardım edersin, fakirlerin elinden tutarsın, misafiri ağırlarsın ve haksızlığa uğrayan kimselere arka çıkarsın” demişti. (Müslim, “Îmân”, 252)
- Düşmanları bile Onun üstün şahsiyetini övmek zorunda kalırdı. Ebû Süfyân, ticaret için gittiği Suriye’de Bizans İmparatoru Herakleios’un Peygamber hakkındaki sorularına cevap verirken onun en belirgin özelliklerinin doğruluk, iffet, ahde vefa ve emanete riayet olduğunu söylemişti. (Buhârî, “Bedü’l-vahy”, 7)
- Dürüstlüğüyle tanındığı için Kur’an’da da belirtildiği gibi İslâm karşıtları onu yalanlayamamış ve Allah’ın âyetlerini inkâr etmeye yeltenmişlerdi. (En‘âm 6/33) Toplumun hakları söz konusu olduğunda suçlu kim olursa olsun onu bağışlamaz, bu hususta kimsenin aracılığını kabul etmez, suçlu kendi çocuğu dahi olsa onu cezalandıracağını söylerdi. (Buhârî, “Fezailü ashabi’n-nebî”, 18)
- İstemeden birinin canını yaktığında ona kısas yapma yetkisi tanırdı. (Ebû Dâvûd, “Diyât”, 14)
- Ödünç deve veren bir bedevî devesini kaba bir üslûpla geri isteyince sahâbîler ona haddini bildirmek için harekete geçmişler, fakat Hz. Peygamber, “Alacaklının konuşma hakkı vardır” diyerek onları teskin etmiş ve bedevîye daha iyi bir deve verilmesini söylemiştir. (Buhârî, “Vekâlet”, 5, 6; Müslim, “Müsâkāt”, 120)
- İslâmiyet’e ve Resûlullah’ın şahsına karşı ağır hakarette bulunanlar onun huzuruna çıkıp müslüman olduklarında canları teminat altına alınırdı. (Muvatta, “Nikâh”, 20; Buhârî, “Meġāzî”, 23; Müslim, “Cihâd”, 98)
Yâ Rab! Şu Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm (Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun) ‘ın bereketi hürmetine, bize ihsan ettiğin maddî ve mânevî rızkımıza bereket ihsan et!

"Sünnet-i Seniyyeye ittibâı kendine âdet eden, âdâtını (adetlerini) ibadete çevirir, bütün ömrünü semeredar (meyveli) ve sevabdar (sevaplı) yapabilir."

Ya Erhamerrahimin, bu Resul-i Ekremin (a.s.m.) hürmetine, bizi, onun şefaatine mazhar ve sünnetinin ittibaına (uymasına) muvaffak ve dar-ı saadette (saadet, mutluluk yurdu olan Cennette) onun A1 ve Ashabına (ailesine ve sahabelerine) komşu eyle! Amin, amin, amin.

(Sorularla İslamiyet: Peygamber Efendimizin (asm) ahlaki özellikleri’nden faydalanılmıştır.)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Sıtkı Göksu Arşivi