Nitelik mi Nicelik mi..?

Bu hafta siyaset, ticaret, belediye gibi konular yerine insan ilişkilerini içeren bir yazı yazmayı düşündüm ve gayet samimi olarak yazımı kaleme aldım. Köşe yazarlığı belli bir zümreye hizmet etmediğin sürece oldukça zor bir iş. Kolay değil her hafta oturup saatlerce hesap yaparak konu belirlemek ve bu konuyu işlemek öyle göründüğü gibi kolay değil.

Her meslekte olduğu gibi gazetecilikte de nitelik ve nicelik tartışması yapılmalı. Kurumlar her ne kadar ismiyle öne çıksa da yapılan işlerin niteliği de bir o kadar önemli. Ben 1993 yılında başladığım medya sektöründe son 20 yılı aşkın süre aynı kurumda görev yaparken hep nitelikli olmaya gayret gösterdim. Nicelik miktar belirtirken, nitelik özellik belirtir. Ayrımı buradan yapmaya başlamak lazım.

Gazetecilik, televizyonculuk, internet haberciliği derken geçen zamanda onlarca bu işin duayeni ile mesai imkanım oldu. Bir zamanlar çok büyük gözüken birçok kurum ve kişinin yerinde şimdi yeller esiyor. Nerede Nuri Sabırsız, Ali, İnce, Vahittin Bozgeyik ve sayamadığım hatırıma gelmeyen onlarca isim nerede..?

Bu şehre yaptıkları hizmetlerle, bıraktıkları iyi anıları ve tebessüm ettiren olayları ile göçüp gittiler. Seversiniz sevmezsiniz gazetecilerin öyle ilginç anıları ve tuhaf olaylara şahitlikleri vardır ki anlatmayla bitmez. Ben yaşım ve az tecrübem gereği bir kısmını bilirim ama benden eski meslektaşlarımı dinlediğimde sohbetin sonunun gelmesini istemem.

Bunları neden yazdın diye seslenmeyin hemen. Yaptığımız iş kamu hizmeti, parayla pulla yapılacak bir iş değil. Gönül işi gazetecilik. Sevmediğin bir işi yapamazsın, sevdiğin işte de en iyisini yapmak için gayret göstereceksin. Bir gazeteci arkadaşımın yazısını okudum ve kısmen hak verdiysemde kendisine bir hatırlatmada bulunacağım.

Gaziantep’te yıllardır gazetecilik yapan ve bu mesleğe ömrünü vermiş bir arkadaşımızın serzenişini okudum. Kameramanlıktan başlayarak gazetecilik hayatına devam eden Ökkeş İşçi’nin yazamadıkları olduğunu fark ettim. Çok sık yazan birisi değil ama yazısını beğenmemek elde değil. Özetle, meslekte geçen yıllarını ve bu yılların karşılığında verdiği mücadeleyi anlatırken konu dönmüş dolaşmış paraya gelmiş. Abone ve reklam ücreti için yapılan ayrımlar ve gazeteciler arasındaki gruplaşmalardan bahsetmiş.

Gazetecilik mesleği vefalı bir meslek değil ama birlikte hareket ettiğin insanlar vefasızlık yaparsa gereğini yapacaksın. Senin emeğine, ekmeğine göz dikene hakkını vereceksin. Biz bu işe geçen Pazartesi başlamadık, dile kolay yıllarımızı verdik. Bu şehir bizim gibi gazetecileri neden bağrına bastı. Yanlış insansak neden absorbe edilmedik. İyiydik yıllar sonra ne olduda kötü olduk. Dost biriktirmenin önemini, hainlik ve yalancılık ile işine sadakati bilmiyorsak neden yıllardır aynı koltukta oturuyoruz.?

Bu soruların cevabını bulan bir insan tereddütsüz ‘Ben yola çıktığım insanları yolda değişmedim. Her zaman dobra oldum ve karakterimden ödün vermedim. Ne oyun kurulursa kurulsun, el öpmedim, eğilmedim, bükülmedim’ diyebiliyorsa kimin ne dediği çokta önemli değil.

Vefasız meslek gazetecilik değil, onu çıkarına kullanan insanlardır. Doğru dünyayı gezmeye başladığında yalan dünyanın çevresinde iki tur attıysa bunun sorumlusu yalana dayalı sistemle iş yapan ve günü kurtardığını zanneden zavallıdır.

Nitelikli olmayı kendine şiar edinen, kimseye hainlik yapmayan ama kemiğini de kemirttirmeyen, nicelik peşinde koşmayan bir insan olarak mesleğimi devam ettirme şerefine sahip olursak doğrunun sırtında, yanında ve içinde yer almanın gururu ile yaşamış oluruz.

Nicelik ve niteliklerin tartışıldığı gazetecilik mesleğinde nitelikli hizmet verenlerle aynı safta yer alarak güne değil geleceğe çalışarak başarı merdivenlerinin zirvesinde olmak dileklerimle hoşçakalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi