“Mutluluğu On ikiden Vurmuşlar”


Bu yazımın başlığı bir türküden alıntıdır. Tabii türküde bu başlık olumsuz manada kullanılıyor. Ben tam tersine olumlu kullanmak gerekir diyorum. Yani “Mutluluğu On ikiden Vurmak” tam anlamıyla dört dörtlük mutlu olmaktır. Biz de mutluluğu on ikiden vurabiliriz. Bu da her şeyden önce mutluluğun gidilen yol olduğunu, hedef olmadığını bilmekle olur. Nasıl olur?
Ufak Şeyleri Dert Etmeyin Hepsi De Ufak Şeylerdir.
Ufak Şeyleri Dert Etmeyin
Çoğu zaman kendimizi kaptırıp bazı şeyleri fazla dert e-deriz, ama yakından bakınca, bunlar hiç de öyle büyütülecek şeyler değildir. Tüm dikkatimizi küçük sorunlara yöneltip, onları normal boyutlarının çok üstüne çıkarırız. Örneğin, trafikte bir araç önümüzü kesebilir. Oluruna bırakıp, yolumuza devam etmek yerine, öfkelenmeyi kendimize hak buluruz. Kafamızda hayali bir kapışma yaratırız. Hatta hızımızı alamayıp çoğumuz bu olayı unutmak yerine, başkalarına da anlatırız.
Peki, neden öbür sürücüyü kazasını nerede yaparsa yapsın, diye bırakmayız sanki? O kişiye acımayı deneyin. Öyle bir telaşı yaşamanın ne kadar zor olabileceğini düşünmeye çalışın. Bu yolla kendimizi daha çok kollamış ve diğer insanların sorunlarını üstlenmekten kaçınmış oluruz.
Günlük yaşamlarımızda oluşan buna benzer daha pek çok "ufak şeyler" vardır.
Bu uzun bir kuyrukta beklemek olabilir,
haksız eleştirilere uğramak, ya da,
Yapılacak bir işin bütün hamallığım üstlenmek olabilir. Ancak “ufak şeyleri dert etmeyerek” çok şeyler kazanabiliriz.
Pek çok insan yaşam enerjilerinin büyük miktarını "ufak şeyleri dert ederek" harcadıkları için, yaşamın güzelliğini ve büyüsünü tümüyle ıskalamaktadırlar.
Çabalarınızı bu hedefe doğru yani “Ufak Şeyleri Dert Etmeyin” prensibine yönelttiğiniz taktirde daha sevecen ve ılımlı olabilmek için kendinizde çok daha fazla enerji bulacaksınız.
Kusursuz Olmayabileceğinizi Kabullenin
Ben bugüne dek kesin kusursuzluğu arayan hiç kimsenin yaşamında iç huzuru bulabildiğini görmedim. Her şeyin mükemmel olmasını aramakla, iç huzuru istemek birbirine ters düşer.
Bir şeyi mevcut durumundan daha iyi hale getirmeyi hedef almışsak, neredeyse, kesinlikle kaybedeceğimiz bir mücadeleye girmiş oluruz. Elde olanla yetinip şükredeceğimiz yerde, o konudaki yanlışlığa ve bunu nasıl düzeltebileceğimize odaklanıp kalırız. Tüm dikkatimizi bu yanlışlığa yoğunlaştırdığımız zaman da, durumumuzdan mutsuz ve şikâyetçi oluruz.
İster dolabımızın dağınıklığı,
Otomobilimizdeki bir çizik,
Eksik sonuçlandırdığımız bir iş,
Birkaç kilo vermemiz gerektiği gibi, kendimizle ilgili konular olsun.
İster başka birinin tavırları, görünüşü veya, yaşam biçimi gibi bize ters gelen şeyler olsun, dikkatimizi sadece kusurlara yöneltmemiz, bizi asıl hedefimiz olan sevecen ve ılımlı olmaktan uzaklaştıracaktır.
Bu strateji elinizden gelenin en iyisini yapmayın, anlamına gelmez; sadece yaşamdaki yanlışlara kendinizi fazla kaptırıp, tüm dikkatinizi bunlara vermeyi bırakmanızı öngörür.
Bir işi daha iyi yapmanın mutlaka bir yolu vardır, fakat bu, mevcut durumun tadını çıkarmayıp, iyi yönlerini göz ardı etmek anlamına gelmez. Mesele bunun farkına varmaktır.
Burada çözüm, mevcut durumu daha iyi hale getirmekte ısrar alışkanlığına kapılacağımız anda, kendimizi tutmaktır. Böyle olunca kendinize yaşamın o anda da pek fena sürmediğini hatırlatıverin. Kendi yargılarınızın yokluğunda, her şey pekâlâ güzel gidecektir. Yaşantınızın her alanında kusursuzluk arayışınızı bıraktıkça, yaşamın kendi içindeki kusursuzluğu keşfedeceksiniz.
Sonuç olarak: Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.
"Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Hak buyurmuş: 'Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim.' Ne demek? Allah’ı iyi olarak tanırsak iyi muamele göreceğiz. Allah’ı haşa kötü olarak tanırsak kötü muamele göreceğiz.
Manevi huzur ve mutluluğun kaynağı iman ve ibadettir. İlâhî Fermanda da haber verildiği gibi “Kalbler ancak Allah’ı anmakla tatmin olur,” O’nun ile saadete erer (Ra'd Suresi, 28).
(Dr. Richard Carlson’un, “Huzurlu olmak istiyorsanız ufak şeyleri dert etmeyin. Hepsi de ufak şeylerdir.” Türkçesi Esat Ören Alkım Yayınevi, İstanbul, Yayın yılı:1999. Kitabından yararlanılmıştır.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sıtkı Göksu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.