Ramazan-ı Şerifin Hikmetleri

Ramazan ayı on bir ayın sultanıdır. Kadrini kıymetini bilen Müslümanlara seksen sene ibadet sevabını (Bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi sırrı ile) kazandırabilir.
Akıllı olan Müslümanlara düşen bu rahmet, bereket, ecir, sevap ayı olan Ramazandan azami istifade edebilmektir.
Ömür durmuyor, gidiyor. Bu mübarek Ramazan ayını ihya edersek elimizde seksen sene bir ömür sevabı kazanmak söz konusudur. Bu da tuttuğumuz oruçlar, kıldığımız farz namazlar ve teravihler, yaptığımız hayır-hasenat, verdiğimiz zekatlar, sadakalar, yaptığımız yardımlar ve bu manevi atmosferden ziyade istifade ile olur.
Ben inanıyorum ki şuurlu Müslümanlar bu karlı işleri kaçırmaz. Niçin Ramazan'ın karını kaçırsınlar ki? Bire bin, bire otuz bin kim kar veriyor ki?
Ramazan-ı Şerif İslamiyet'e ait işaretlerin en parlak ve en muhteşemidir. Bütün memleket bir mescid hükmüne geçer. Çünkü Ramazan Kur’an Ayıdır.
Ramazan-ı Şerifteki oruç İslamiyet'in altı esasından birincilerindendir. İslamiyet'e ait kaidelerin en büyüklerindendir.
Ramazan-i  Şerifteki orucun çok hikmetleri,  sırları, gizli sebepleri, Allah'a itaat yönleri vardır.
Ramazan-i  Şerifteki orucun hikmetlerinden birisi Cenab-ı Hakkın rububiyetine yani Cenab-ı Hakk'ın her zaman her yerde her mahluka, muhtaç olduğu şeyleri vermesi, terbiye ve tedbir etmesi ve mâlikiyyeti ve besleyiciliği keyfiyyetine bakar.
Ramazan-i  Şerifteki orucun hikmetlerinden birisi insanın sosyal hayatına, birisi insanın şahsi hayatına, birisi insanın nefsinin terbiyesine, birisi de Allah'ın verdiği nimetlerin şükrüne bakar.
Cenâb-ı Hakkın rububiyeti noktasında orucun çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:
 Cenâb-ı Hak, yeryüzünü, dünyayı bir nimet sofrası suretinde yaratmıştır. Nimet çeşitlerini o sofraya dizmiştir. Kainattaki yaratılan mahluklara baktığımızda en geniş, en muhteşem, en mükemmel, en harika sofraya sahip olan insandır. Buna delil olarak tek dutların çeşitlerine bakmak yeterlidir. İnsan hiç dut yemese hayatını devam ettirebilir. Allah insan için en aşağı 20 çeşit dut yaratmıştır.
Bütün nimet çeşitlerini o sofrada "Umulmadık yerlerden" getirerek, o sofraya dizdiğinden Cenâb-ı Hak rububiyetinin kemalini ve Rahmaniyet ve Rahimiyetini o vaziyetle gösteriyor.
İnsanlar gaflet, umursamazlık perdesi altında ve sebeplere fazla değer vererek, o vaziyeti ifade ettiği hakikati tam göremiyor, bazen unutuyor.
"Herşey bir sebebe bakar. Meyveyi ağaçtan, hububatı topraktan istemeli. En cüz'î, en küçük birşeyi de Allah'tan istemek ve Allah'a yalvarmak ne demektir?" diye gafilce soru sorabiliyor.
En az ve en küçük şey, en büyük şey gibi, doğrudan doğruya bütün bu kâinat Yaratıcısının kudretinden gelir ve hazinesinden çıkar. Başka surette olamaz. Sebepler ise bir perdedir. Çünkü en ehemmiyetsiz ve en küçük zannettiğimiz mahlûklar, bazen sanat ve yaratılış yönünden en büyüğünden daha büyük olur.

Sinek, tavuktan sanatça ileri geçmezse de, geri de kalmaz. Öyleyse, büyük küçük ayırt edilmeyecek. Ya bütün maddi sebeplere paylaştırılacak veyahut bütünü birden bir tek zâta verilecektir. Birinci şık imkansız olduğu gibi, bu şık şarttır, zarurîdir, gereklidir.
Ayette “Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir.” Lokman Sûresi, 31:28. buyrulmaktadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sıtkı Göksu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.