Ramazan ve Şükür

İnsanın bize verilen bu kadar nimetlere karşı bir şükür fabrikası olması gerekmektedir. Çünkü hadsiz nimetlerle kuşatılmıştır. Bu nimetlere şükrü gerektirir. Bizler hal dili ile şükreden, arı, inek, böcek, taş-toprak değiliz. Ayrıca bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olduğunu unutmamalıyız. Bu açık, net ve tecrübe ile bilindiği halde nasıl olur da bu hadsiz nimetleri bize vereni düşünmeyiz. Bu sır içindir ki Rahman suresinde Allah bizi bir, iki, üç değil tam otuzbir defa Şîmdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalan sayabilirsiniz Rahmân Sûresi (55) 36. ayetiyle ikaz etmektedir. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil. İnsan nimetlere karşı şükrederse bir “şükür fabrikası” olur.

Altın, mücevher kıymetinde, seksen sene manevi ömrü kazandırabilen Ramazan Ayı gidiyor. Biz bugün yani29/4/2022 tarihi itibariyle 27. Orucumuz ile “Elveda Ey Şehr-i Ramazan” diyoruz.

Ne mutlu bu islami adetlerin, islama ait kaidelerin en büyüklerinden olan oruç ibadetini yapan, özellikle bu çok karlı ayda tam mükemmel yapabilenlere. Ayrıca, son on günde itikafa bizzat veya niyeten girebilmek de ayrı bir nimettir.

İnsan kendisine yapılan en küçük bir iyiliğe karşı teşekkür ederse, tabii ki hadsiz nimetleri verene karşı da şükür etmek mecburiyetindedir.

Şükür nimeti artırır. İnsan görüyor ki, bir ikram edici bir zat, maddî ve manevi nimetlerin lezizleriyle onu donatıyor. O insan da, ona mukabil, fiiliyle, haliyle, konuşması ile hatta elinden gelse bütün duygularıyla, cihazlarıyla şükür ve Allah’a hamd, medih etmelidir.

“Lehül hamdü yani şükür ve övgü, medih ve minnet Allah’a mahsustur, Ona lâyıktır.” Demek nimetler O’nundur ve O’nun hazinesinden çıkar. Hazine ise daimîdir. İşte şu kelime (Lehül hamdü) şöyle müjde verip diyor ki:

Ey insan! Nimetin yok olmasından elem çekme, üzülme. Çünkü rahmet hazinesi tükenmez. Ve lezzetin yok olmasını düşünüp o elemden feryat etme. Çünkü o nimet meyvesi, bir nihayetsiz rahmetin meyvesidir. Ağacı baki, sonsuz ise, meyve gitse de yerine gelen var. Nimetin lezzeti içinde, o lezzetten yüz derece daha ziyade lezzetli bir rahmetin iltifatını hamd ile düşünmeliyiz.

Böylece lezzeti, birden yüz derece yapabiliriz. Nasıl ki, bir şanlı padişahın sana hediye ettiği bir elma lezzeti içinde, yüz, belki bin elmanın lezzetinin üstünde, bir padişahın iltifatı olması lezzetini sana hatırlatır ve ihsan eder. Öyle de, “Lehül hamdü” kelimesiyle, yani hamd ve şükürle, yani nimetten nimet vereni hissetmekle, yani Hakiki nimet veren Allah’ı tanımakla ve nimeti düşünmektir.

Yani Onun rahmetinin iltifatını ve şefkatinin yönelmesini ve nimetinin devamını düşünmek gerekir. Böylece nimetten bin derece daha leziz, manevi bir lezzet kapısını sana açar.

Yapılan bir zerre amel, iş veya bir zerre kötülük karşılıksız kalmayacaktır. Gayret bizden

Tevfik ve inayet Allah’tandır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sıtkı Göksu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.