Ülke olarak da, sade bir yurttaş olarak da çok önemli günlerden geçiyoruz...  Öyle hızlı akıyor ki dünyanın gündemi, bizlerde bu akışın içinde kaybolmamak için çırpınıp duruyoruz...

            Ülkemiz de önemli gelişmeler yaşanıyor... Türkiye bağımlılık hastalığından kurtulmaya çalışıyor; haliyle komşularımızla bir dayanışma içinde Ortadoğu'yu saran yeni model sömürgeciliğe karşı, iş birliğini arttırmaya çalışıyor.

            Öncelikle yanı başımızdaki, her geçen gün daha çok güçlenen Rusya, bizimle aynı dini paylaşan ortak bir kardeşliğimiz de olan Irak-İran, dünyanın diğer büyük devi Çin... Ortadoğu' nun dolar zengini Katar...

            Bu ülkelerle iş birliğimizin güçlenmesi, özellikle ABD'nin ve Avrupa Birliğinin çok da işine gelmiyor...

            Gelmiyor onun içinde, içerideki uzantılarını harekete geçirtiyor... Çığlık attırıyor!

            Fırat Kalkanı... Zeytin Dalı...

            Orada ne işimiz var... Sanki çok da umurundaymış gibi Şehitlerden  ve anaların ağlayacağından bahsediyorlar... Oysa analarımızı ağlatanlarla birlikte, cümbür cemaat içerideki en büyük hainin yazdığı senaryonun oyununu izlemeye gidiyorlar... Garip, masum yurttaşların evlerine döşedikleri bomba düzeneklerini unuttular, kalkışma ve iç savaş çığırtkanlıklarını unuttular...

            Oysa " Ne işimiz var, Suriye'de "derken, Mehmetçik 100 yıllık bir oyunu bozuyordu... Cerablus'u, Afrin'i kontrolü altına aldı. ABD ve İsrail koridorunu bıçak gibi kesti...

           Sonra Barış Pınar'ı Harekatı... Arkasından;  Lİbya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de yetki alanları için anlaşma imzalaması... Burada ters giden bir şeyler yok mu var elbette... Engel, engeller hep var.

           Ama muhalefet hep itiraz, Orada ne işimiz var, şurada ne işimiz var... Çünkü onları oraya oturtan güç onlardan bunu istiyor...Oturttukları koltukların bedelini...

         Önemli olan Türkiye'nin çıkarları değil, kendilerinin çıkarları...

         Şimdi zihniyet modası bu, öncelik hep kendilerinin... Bakıyorsun, adam seçim kaybetse de koltuk sanki onun babasının malı... Yüzsüz ve arsız oturuyor.

         Adam Sivil Toplum Örgütünün başı... Öncelik kendi çıkarı, ona göre çalışıyor, kendi çıkar ilişkileri için koltuğunun etinden, sütünden faydalanıyor... Bunu alnının akı ile yapan elbette var. Ama çoğu böyle...

          Bizi biraz da bu engelliyor.. Çünkü büyük zaman kaybı yaşıyoruz. Karakteri menfaatine göre şekillenen zavallı insanlara dönüşüyorlar.

          Ve bizi dışarıdaki düşmandan çok; içerideki düşman yoruyor...

           Türkiye'nin en büyük güvenlik sorunu bu!

           Nasılsın samimiyetsizliği ile; iyiyim sahtekarlığı arasında bir yerdeyiz...