Yeni yılın ilk yazısı; haliyle yeni yılın ilk yazısını 2020'ye ayırmak istedim... Kim bilir bizi bu koskoca yılda neler bekliyor. Yeni yıla İzmir'de sevdiklerimle girdim... Benim için sadece güzel dileklerin havada uçuştuğu bir geceydi. Kapıya bırakılan " Yeni yılı kutlamayın, bu bir Hristiyan geleneğidir " broşürne inat, yeni yılı kutladım... Küçücük mutlulukların elimizden alınmasına asla müsaade etmeyelim, Yeni bir yıla girerken, biraz neşenin, soframıza biraz özenmenin, sevdiklerimizin yanımızda olmasının neresi Hristiyan geleneği... Kafa karışıklığını yaratmanın kime ne yararı var.

Daldım tabi biraz derinlere...

Kim bilir bu kaçıncı geçirdiğimiz yılbaşılardan... Sadece belleğimde kalan tek şeyin sobanın üstünde öten çaydanlığın tıslayan sesi; babamın yaptığı cevizli kadayıf, portakalın, mandalinanın hoş kokusu, kardeşlerimle oynadığım tombala ve dışarıdaki, buz gibi soğuk hava...  Bizler evde küçücük mutlulukların büyük enerjisi ile diri ve heyecanla yeni yıla girdiğimiz saatleri ve büyük umutlarla sarıldığımız bilmem hangi yeni yılın yıllanmış kokusunu içerimizde hissederek yaşayıp durduk.

Yaşlar kemale erdi denir ya; aslında eren, anılarımızın içinde, özlemle andığımız, şimdi çürüyen değerlerin ızdırabını duyumsamak... Teknoloji hepimizi vurdu!

Ailelerimizi...
Komşuluklarımızı...
Akrabalıklarımızı...

Yaşadığımız her anı ve hayatımıza giren tüm  dalları ile sarmalayan ruh halimizi... Bizi hem çok mutlu etmediği gibi! Hem de çok doyumsuz etti! Elimizdekilerle yetinmeyi ve küçük mutlulukları çok gördük kendi kendimize? Hayatı biz bize mundar ettik, çok çirkin bir tabiri yerindeyse ama... Kendimiz ettik kendimizde çekiyoruz tüm insanlık olarak.

Şu an bu tür hayata karşı insan oğlunun gruplaşıp çeşit çeşit karşı duruşları gündemde... Örneğin; kendi ülkemizde de siyasetin doruk noktasına ağır darbesini vurmaya çalışan, adını telaffuz etmeyeceğim; çünkü gerek görmediğim bir oluşum... Biliyorum ki insanlık ve doyumsuzluk bunları da kullanacak.

Hastalığı, bir çocuğun hayal dünyasını, sevgiyi, aşkı, özlemi, yuvayı, doğayı, beslenmeyi, görselliği, her bir şeyi kullandığı gibi kullanacak... Ve biz insanlar bu aç gözlü  bir avuç insanın kurbanı olarak yaşamayı sürdüreceğiz...

Bu durum kutladığımız, bilmem hangi yıllara damgasını vurarak devam edecek.

Ve dudaklarımızda "hoş geldin yeni yıl derken, yüreğimizdeki umut hep sürecek"...

HOŞ GELDİN YENİ YIL!