Uzun bir aradan sonra ilk yazımın Korkut Küçükcan ile ilgili olacağını hayal bile edemezdim... Daha olumlu daha iç açıcı, bir yazı ile yazılarıma başlamak isterdim. Çok üzgünüm ben de tüm Gaziantep'liler, hatta Türkiye gibi... Korkut Küçükcan'a bu ölümü hiçbirimiz konduramadık...

     Rahmetli sevgili Korkut Küçükcanın , değerli babası Kemal Küçükcan ile eşim Salih Güler  kuzen olurlar... Dahası aynı mahallede oturmamızdan dolayı zaman zaman karşılaşırdık... Efendiliği, saygılı, güzel gülüşü insanın içini aydınlatırdı....  Duyduğum da üstesinden gelinecek basit bir iş kazası olarak algıladım... Olayın ilk saatlerinden beri enkaz çalışmalarının nasıl gittiğini bir başka kentte bulunduğum için eşimden neredeyse on dakika da bir aldım....

   Açtığım her telefonda bari  şimdi güzel haberlerini alırım diyordum... Kaç kere aradım bilmiyorum, onlarca kere, her telefondan sonra içime bir yumruk oturuyordu haliyle, nasıl olurdu yaaa, nasıl bu saate kadar o tahta yığınlarının içinden çıkartılamazdı. Bir yandan dualar ediyor, bir yandan böylesi bir kaza nasıl oluru sorguluyordum...

   Mucizeyi bekliyorduk... Mucize, aslında olacakmış da.... Belki yanlış bir kurtarma çalışması olmasaydı, şimdi hafif yara ve berelerle mucizemize sevinecektik... O da çocuklarına, sevdiklerine sarılıp öpecek, biz de böylesi bir durum bir daha yaşanmaz inşallah diye, gerekenin yapılması için söylenecek sözleri, yazılacak yazıları yazacaktık yine... Olmadı; o enkazdan, bilinçsizce ve hoyrat bir çalışmanın sonucu Korkut Küçükcan sağ çıkamadı...

Kusura bakmasın kimse, çalışmalar sadece benim sözüm geçerlidir diyen bir inada dönüşmeseydi eğer,  zamanında teknik ekipten, bu işin ehli insanlardan fikir alınmış olsaydı, bu kadar geç kalınmamış olunurdu... Tahta bunlar yaaaa inşaat çöküntüsü değil...

Çıkarken de hepimize önce Gaziantep'e sonra da tüm Türkiye'ye büyük bir ders verdi...

Biz çok olaylar yaşamış ama hemen de unutmuş milletiz biraz, inşallah bu olay da gündem tüketiciliğinin kurbanı olmaz, anlamlı ve iyi bir ders çıkartılır.
Gaziantep kamuoyu bu olaya sahip çıktı ve çileden çıkıp çok üzüldü... Yıkıldık adeta, sorumluların hesap vermesini bekliyoruz... 

UNUTULMAZ Kİ UNUTALIM; UNUTTURALIM!

Gaziantep'e gelince bu depresif ruh halinden biran önce çıkmalı... Çünkü sürekli bastırılan, sıkıştırılan ve bünyesine fazla yükleme yapılan Gaziantep'in sorunlarının çözülmesi bu kafa ile mümkün olmayacaktır.

Sokaklarında mutsuz insanların dolaştığı, çözümsüzlüğün kol gezdiği bir kentten bahsediyoruz... Aşırı makyaj yapmış, depresif bir genç kızı andırıyor Gaziantep...

Gerçekçi olalım ve lütfen kendi kendimizi kandırmayalım...