Bu dünyanın güzelliğini sevmeye karşın, çirkinliği ile savaşımız hiç bitmeyecek... Yorulmak mı asla, yorulduğumuz zaman zaten hayat biter... Koskocaman bir karanlığa bürünür her şey...
     
    Dünya, salgın bir hastalıkla boğuşurken, kurallar ve kuralsızlıklar hayatımıza yön veriyor. Bir şeyler çabucak eskiyor, kabuk değiştiriyor. Yeni yepyeni bir şeyler oluşuyor. Bakınca okumak zorlaşıyor. Korkunç bir kafa karışıklığı yaşıyor dünya, ne iyi idi. Hangisi daha kötü cebelleşip duruyoruz. Yine de her şeye rağmen hayat devam ediyor. Akan hayat ve acımasız zaman sürüklüyor insanlığı... Bizlere kim yön veriyor. İnsanlığı bu noktaya ne getirdi. Ne zaman durulacak dünya, ne zaman durulacak insanlık... Koca bir kürenin üstünde, sanki tek bir toplum olmuşuz gibi herkes her şeyden haberli yaşayıp gidiyoruz.
 
        Bizi ne kurtaracak bu durumdan... Bu çıkmaz sokaklardan nasıl çıkacağız aydınlığa... Hangisi doğru, hangisi eğri, hangisi iyi hangisi kötü, hangisi çıkarımıza uygun, hangisinin sonu hüsran, hangisinin değil... Böylesi bir kafa karışıklığı ile yol alıyoruz.
 
     En kötüsü sabah kalktığımız da ben sağlıklı mıyım değil miyim? Bu sorularla cebelleşerek yaşıyoruz.
 
     Her türlü bilgi akışına bu kadar çabuk ulaşmamız hayatımızın tadını mı kaçırdı acaba? Daha dün yıkılıp, kahrolduğumuz İzmir deprem görüntüleri ve haberleri eskidi bile... Dün ne olmuştu haaa korona hala tehlike bittiği için hala yeni... Her gün yeni haberler, yeni bilgiler haber daracığımızdan akıp gidiyor. Dünya ve insanlık hala korkuyor koronadan... Ne bela ama, şu ana kadar dünya da bir milyonu aşkın insanın öldüğünü öğrendik. Durun daha başlangıç diyen, daha kötüsü gelecek diyen, diyene...
  
      Bu arada siyaset, ekonomi, sanat ve spor da bu karmaşadan nasibini alıyor... Siyaset güven ve güvensizlik zemini üzerinde oyun havaları eşliğinde kendini kanıtlama peşinde... Siyasetçinin derdi koltuk da olabilir, ülkesi de olabilir. Fakat biz nedense ülkesi için olan siyasetçiyi daha az görüyoruz.
 
   Açıkçası düş kırıklığı yaşatıyor siyaset insana...  Kusursuz yurtsever dediğin, kusurlu koltuk sever olarak karşına çıkıyor. Ama işte güven ruh gibi çıktığı yere geri dönmüyor.
 
      Tilki kümesi iyi tanıyor diye bekçi yɑpılır mı? Biz yapıyoruz. Sonra da bu neden tilkilik peşinde diye ağlaşıp duruyoruz.
 
      Prof. Dr. Ümit Özdağ gibi bir adam partisinden ihraç edildi... Adam bildiğin su katılmamış bir yurtsever, aydın, pırıl pırıl bir fikir adamı...
     Gündem yazım güme gitti, çünkü gündem eskidi... 
 
     Ben size gündemleri yazayım siz de bakalım, bu yazımı hangi gündeme monte edeceksiniz...
 
    Adalet çığlıkları, Dünya'da Korona rüzgarı, Türkiye'de korona, Babacan'ın partisi, Meral Akşener'in infazı, Hukukta devrim, Ekonomi'de doların asansör sevdası, Azarbaycanla Ermenistan, Putin ile Paşinyan gerginliği, Torba Yasası, Kemal Kılıçdaroğlu-Alaaddin Çakıcı söz ve mektup kavgası, Korona belasının aşısını bulan Türkoğlu Türk Prof. Dr. Uğur Şahin,  ABD başkanlık seçimleri, yaaa pardon bu biraz eskidi onu geçelim, Fransanın her şeye Fransızlığı yok onu da geçelim,... Bunlar başrol gündemler bir de karakter gündemler var... 
 
 Onları sayacağım da sayfamda yer kalmayacak... İyisi mi başka bir sefere...
 
   Ama işte şunu da demeden geçmeyeceğim... Güvenmek her zaman sevmekten daha değerlidir. Bunu unutmayalım!