"Merhamet", ilk önce insanın kendi vicdanı olarak  daha sonra, bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan keder, üzüntü, acıma, koruma, şefkat ve sevgi gösterme, yardım etme şeklinde tarif edilir.

Günlük hayatımızda bazen zor durumda olan insanlarla karşılaşırız. Bu olaylar karşısında olan insanlara karşı içimizde bir “yardım etme duygusu” belirir. Bu duygu insanların sahip olduğu en güzel duygulardan biridir. Bu sayede toplumda iyi niyet ortamı gelişir.  İnsanlar arasında yardımlaşma alışkanlığı oluşmaya başlar. Toplumun bireyleri arasında gelişen bu iyi niyet duyguları toplumun daha sağlıklı olmasını sağlar.  Eğer karşılık beklemeksizin zorda kalan insanlara yardım edersek, bir gün zor durumda kaldığımızda Allah' da mutlaka bize yardım eder. İnsaf ve merhameti olmayan kimsede ne hak anlayışı, ne acıma, ne de emeğe saygı vardır. Emeğe saygısı olmayanın da adaletten nasibi azdır.

              Kişi Yaratıcı tarafından kendine bahşedilen merhamet duygusunu her zaman, her yerde toplum düzeninin korunmasında, sosyal adaletin sağlanmasında, bütün varlıkları kuşatacak şekilde Allah rızası için kullanmalıdır. Kişinin manevi yönü geliştikçe merhamet duygusu da gelişir. İnsan yalnız kendi hemcinslerine ve soydaşlarına değil hayvanlara ve bitkilere karşı da merhametli olmak zorundadır. Peygamber Efendimiz  hadisi şeriflerinde : “Cennete ancak merhametliler girer.” diğer bir hadisinde de ‘’İnsanlara merhamet etmeyene, Allah da merhamet etmez.’’ der. Merhametin önemi ve güzelliği bu cümleler  ile çok güzel vurgulanmaktadır.

             Peygamber Efendimiz çok merhametli ve şefkatli olduğundan muarızlarını ve düşmanlarını kılıç gücünden ziyade merhamet ve şefkatiyle dize getirmiştir. Hatta kafirler üzerine taş yağdırıp kan revan içinde kaldığı halde: “Allah’ım onları affet, onlar hiçbir şey bilmiyorlar.” diye dua etmiştir.

            Allah için yaşanan sevgide sadakat, şefkat, merhamet ve bağışlama vardır. Allah için yaşanan sevgi, süresiz ve sonsuzdur. Bu sevgi, önce dünyada ve ardından sonsuz yaşamda devam etmeye kilitlenmiştir. Müminlerin birbirlerine olan sevgileri ve birbirlerine karşı olumsuz duygular taşımamaları, Allah'ın samimi kullarına nimetidir. Bu nimet, “Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar. (Hicr Suresi, 47) ayetiyle bildirildiği gibi, ahirette tam anlamıyla yaşanacaktır.

Merhamet bir erdemdir ne haksızlığı bilir nede haksızlığa uğratır. Bencillik, kin, nefret gibi duygular onunla birlikte yaşayamaz. Merhamet ve vicdanın olduğu her yer de barış, kardeşlik olur.

Şöyle ki;   İnsaflı ve merhametli olmak ile âdil olmak ve ahlak arasında sağlam bağlar vardır. Her biri  diğerini besler, destekler ve yönlendirir.  Adalet; eğrilikten doğruya yönelmek, her şeyin ve herkesin hakkını vermek, dengede tutmak, haksızlıklardan uzaklaşarak orta yolu tutmak olarak tarif edilmiş ise , Ahlakta  insaflı olmak, düzenli ve dengeli davranmaktır. 

Belki de bu yüzdendir ki;

Yeryüzünde en merhametli millet Türk Milletidir. Türkler İslamiyetle tanışmazdan önce de çok merhametli ve acıma duygusu ile yüklüydüler. Aman dileyene kılıç çekmezlerdi. İslamiyetle tanıştıktan sonra  daha çok merhametli ve şefkatli olmaya başladılar. Kendilerinin dışında savaşan iki millet gördüklerinde  daima zayıf olan tarafı tutmuşlardır. Zalimin yanında değil mazlumun yanında yer almışlardır. ‘Merhamet rahmetten gelir. Merhamet yıkmaz, yapar; ıslah ve ihya eder.

KEŞKE:

Her güne mutlaka bir kılıf hazırlayan ve bunları bizlere servis edenler yılda 1 günü de “ “DÜNYA MERHAMET GÜNÜ” ilan etselerdi. O gün dünyada yaşayan tüm insanlık yüreklerini, gönüllerini menfaatsiz ve koşulsuz olarak sonuna kadar kapılarını açsalardı. Merhamet damarları çatladığı için aile bireylerinin en kutsalları olan annesini, babasını huzurevine, çocuklarını yetimhanelere bırakanlar bir gün de olsa merhamet kıyafetlerini, iyilik taçlarını takarak sıcacık evlerinin kapılarını vakit zamanında terk ettiklerine “hoş geldin gönül yuvana”  demek suretiyle arasalardı.  Birde canı gönülden af dileselerdi. Ne kadar güzel olurdu ve bunların yanı sıra; merhametin yürek dolusu doldurulduğu büyük bir istasyon olsaydı keşke. Her insanın buradan istediğince ve gönlünce deposunu, merhametin hassını alabildiğince tamamlayıp, (fullese)

Bizim düşüncemizde merhamet, iyilik ve mutlulukta bulaşıcıdır. Merhamet duygusunun her gönülde ve yürekte bir ağaca vurulan aşı gibi tutması ve meyve veren ağaç gibi kol gezmesi dileğimle. Unutma varını, yoğunu Dünyaya versen de, Dünya sana cepsiz bir kefenden başkasını vermeyecek.  Her şey Gönlünüzce olsun, Sağlıcakla…