Herkes eşini sevdiğinden, çok güzel hitap ettiğinden, bir dediğini iki etmediğinden dem vurur. Acaba Kur’an ve Kur’an tefsirlerinde bu konu nasıl geçmektedir?

Ayet meali "Ve onlar için cennette tertemiz eşler vardır." Bakara Sûresi, 2:25.

Bu ayetin tefsirinde şunlar anlatılır:

Evet, insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden,

kalbine mukabil bir kalbin mevcut bulunmasıdır ki,

her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele (trampa) etsinler.

Ve lezzetlerde birbirine ortak,

gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar.

İnsan duygusal ihtiyaçlarını, ancak karşı cinsle tatmin edebilir. Bu nedenle, insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin olmasıdır. Burada kastedilen bir erkeğin kalbine mukabil bir kadın kalbinin olmasıdır.

Evet, bir işte hayrette kalan veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam, hatta zihnen olsun, ister ki, birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın.

Kalblerin en lâtifi (naziği), en şefkatlisi, merhametlisi, elmanın iki yarısı veya ayağa giyilen bir çift ayakkabının sağ veya solu gibi, "ikinci kısım, ikinci taraf" ile ifade edilen kadın kalbidir.

Fakat kadın ile ruhî geçimi tamamlayan, kalbî dostluk, yakınlığı ve ülfeti (dostluğu) tamamlayan, görünüşte ve görünürde olan arkadaşlığı samimileştiren nedir?

Kadının iffetiyle, kötü ahlâktan temiz ve pâk bulunması ve çirkin noksanlıklardan uzak olmasıdır.

Evet insan, bir kadına veya bir kocaya muhtaçtır. Ta ki, iki taraf (karı-koca), aralarında, hayatlarına lâzım olan şeyleri yardımlaşma suretiyle yapabilsinler.

Ve rahmetten meydana gelen muhabbetin gerektirmesiyle, her biri diğerinin zahmetlerini hafifletsinler.

Ve üzüntülü, kederli zamanlarını, rahat ve sevince değiştirebilsinler.

Zaten dünyada insanların tam ünsiyeti (alışkanlığı, aşinalığı), ancak eşiyle olur.

Yani  birbirlerine tam karşılık gelir. Her bir eş, eksiğini, ancak karşı cinsle giderebilir. Bu ihtiyaç için  biyolojik, duygusal, kalbi, akli, ruhi gibi boyutlar olduğu düşünülebilir.