("Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan herşey onun etrafında döner." Konfüçyus   

         Terazi aygıtı antik Mısır'da kalp tartan Maat tanrısının, gözü yumulmuş Roma tanrıçası Justitia ve Antik Yunan zamanında gözü bağlanmış tanrıça Themis'in aygıtıydı. Bunların gözünün kapalı olması durumu, anlaşmazlığa düşmüş iki taraftan birisinin gücünü, zenginliğini görüp adaletten(denklikten, eşitlikten) şaşmama amacıyla hüküm vermeyi sembolize etmiştir. Denklik durumu terazinin eşit olma halidir.

            Adâlet, iyilere mükâfâtı ve kötülere cezayı gerektirir. “Adâlet kavramı bir de ‘cezalandırıcı adâlet’ anlamında kullanılmaktadır ki, cezalandırıcı adâlet, daha çok toplum karşıtı eylemlerin düzeltilmesine yönelik adâlete işaret etmektedir”. “Tazminat hukukunda zarar verenin neden olduğu zararı ödemesi, sözleşmeyi ihlâl edenin verdiği zararı tazmin etmesi, ceza hukukunda suç işleyenin hak ettiği cezayı çekmesi düzeltici veya denkleştirici adâletin gereğidir”

            Her iyiliğin kaynağı adalettir.Adil olmayan kişinin elinden çıkan iş kötü iştir. Peygamberimiz (Sav) "bir günün adaleti yetmiş yıllık ibadetten üstündür" buyurmuştur. Öylesine insanlar var ki ellerinde fırsat yokken abit ve zahit görünürler,ellerine fırsat geçince nemrut kesilirler. Hizmetinizdeki adamların dış görünüşlerine aldanmayın,  mala muhabbet gösterenleri devlet işlerinde kullanmayın, KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN'IN YÜCELİK FERMANI

            “Adâlet, güçlü ile zayıf, iyi ile kötü, mazlum ile zalim arasındaki dengeyi sağlamak bakımından çok önemlidir” “Toplumsal düzen, huzur ve barış, ancak adâletle ayakta durur. ‘Adâlet mülkün temelidir.’ Toplumda yaygın bir adâlet anlayışı olmadığı zaman, güç odaklı ilişkiler devreye girer; güçlünün güçsüzü ezdiği bir düzen ortaya çıkar” Devlet kültürümüzde “mülkün temeli” olarak görülen adâlet, yönetimde devamlılığın ön şartıdır ve aynı zamanda ferdî ve toplumsal hayatta da önemli ahlâkî esaslardan biridir. 

            Mevlana'nın bu konuda çok çarpıcı misalleri vardır. "Adalet nedir? Bir şeyi yerli yerine koymaktır. Adaletsizlik nedir? Bir şeyi layık olmadığı yere koymaktır. Adalet nedir? Ağaçlara su vermektir. Adaletsizlik nedir? Dikene su vermektir. Adalet, bir nimeti yerine koymaktır. Her su emen kökü sulamak değildir."

            İşte bu yüzden Adalet düzenini hasas bir terazi süzgecinden geçiren  yargının, iğne deliğinden süzülüp geçebilecek, süzgecin üzerinde tortu bırakmayacak denli vicdanı ak, berrak, ufku geniş ve keskin görüşlü olmalıdır.

            Soruyorum;

            "Yel, dağı yerinden kımıldatabilir mi? Hangi fırtına, denizi yerinden söküp götürebilir, mümkün mü?

            Bu yüzden: Herşeyi başı da sonu da “ADALET'” tir.