"Her şey, neye layıksa ona dönüşür." - Mevlana

 Mevlana boşuna dememiş... Etrafımızdaki her şey layık olduğu şekle bürünüyor. Geçici bile olsa bukelemum gibi kendisini ele veriyor.

Sosyal medyayı etkin kullanan biri olarak,  izliyorum, takip ediyorum.  İster istemez iyi bir gözlem açınız oluşuyor. Son günlerin en popüler sosyal medya iletişim aracı twitter oldu. Dünya neredeyse onunla yönetilecek. Bir bakıyorsunuz ABD başkanı bir tweet atıyor, dünyanın gündemine oturuyor. Bir bakıyorsunuz, can Azerbaycan'a saldıran Ermenistan başbakanı ağlamaklı bir tweet paylaşıyor, dünya basını ona bakıyor.

Görünür de her şey o kadar basit oluyor ki, o kadar emek, tantana bir araya gelmek için zahmete bile  gerek yoklara kalıyor ortalık...

Anayasa Yüksek Mahkeme üyesi Prof. Dr. Engin Yıldırım sosyal medya hesabından " Işıklar Yanıyor" diyerek AYM binasının fotoğrafını paylaşıyor. Bu paylaşım ile Engin Yıldırım bir yerlere mesaj veriyor söylentisine sebep oluyor.

Biliyorsunuz yakın tarihimizin en etkili mesajıdır. " Işıklar yanıyor " ifadesi, darbe söylentileri olduğu dönemlerde Genelkurmay Başkanlığı yerleşkesi için kullanılırdı.

Sonra Engin Yıldırım şarj ediyor, geri vitese takıyor. Sözlerim yanlış algılandı diye ortalığı sakinleştirici manevra gönderiyor.

Darbe öyle çocuk oyuncağı falan değil, bildiğin birdenbire bir şeye çökmek gibi bir şey... Hani aniden oturduğun yerde dizlerinin üstüne çökersin yaaa... Bu da aniden sana ait olan olmayan bir şeyin üstüne çökmek... Bu biraz mafyavari bir eylemdir. Ama bazı gelişmemiş, hukuksal zemini tam oturmamış ve demokrasi kültürü tam gelişmemiş ülkelerde zırt pırt darbe olur. Birileri o ülkede aniden yönetime çöküverir. Kabaca bu, nezaketli anlatmaya şu anda ruhum müsait değil...

Daha  gençliğimin başında 12 Eylül'ü ve daha sonra nicelerini en sonda 15 Temmuz'u yaşayan biri olarak, hayra alamet bulmadığımız bir durum, ülke yönetimine aniden çökmek.... Bir diğer tanımlama ile darbe... 

En kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden daha evladır. Bu millet artık bu ülke de kim nasıl yaparsa yapsın darbenin yanında asla olmaz, olamaz... Kendini yanlış hikayede bulursan ayrılacaksın, o hikayeden.

****

ATİLLA İLHAN

 

Dünya'dan bir Atilla İlhan geçti. Mavi ya da Maviciler adıyla tanınan toplumcu gerçekçi şiir akımının temsilcisi, şiire yeni bir anlam katan, coşkulu ve kendine özgü anlatımı olan, şiir duyarlılığı diye bir akımı edebiyatımıza kazandıran... Şiirlerin efendisi Atilla İlhan... Onu sevgi ve saygıyla anıyoruz. 

Şiirlerinden bir demet sunuyoruz...

*Son umut kırılmıştır, Kaf Dağı’nın ardındaki ne selam artık ne sabah, kimseler bilmez neredeler namlı masal sevdalıları, evvel zaman içinde kalbur saman ölür, kubbelerde uğuldar bâkî çeşmelerden akar Sinan an gelir -lâ ilahe illallah- kanunî Süleyman ölür.

*Bana ait ne varsa seni korkutuyor Sana ait ne varsa hiçbiri benim değil.

*Ne vakit bir yaşamak düşünsem, bu kurtlar sofrasında belki zor ayıpsız, fakat ellerimizi kirletmeden ne vakit bir yaşamak düşünsem, sus deyip adınla başlıyorum, içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin hayır başka türlü olmayacak, ben sana mecburum bilemezsin.

*Batık bir gemiymiş aşk limanında, kader bu deyip de avutma beni. Ayrılık kapımızı çaldı sonunda senden son dileğim unutma beni.