Ders, sadece okullarda okutulmuyor. Bazı insanlar vardır ki, başarıları ile sözleri ile örnek davranışları ile öncüdür, rehberdir. Bu insanların hayat hikayeleri, okullarda verilen derslerde anlatılmayan, kitaplarda yer almayan nice derslerle doludur.

Türkiye olarak böyle bir değerimizi geçtiğimiz hafta ebediyete uğurladık. Türkiye ayakkabı sektörünün ve hayır işlerinin öncüsü Gaziantepli Ahmet Ziylan, 85 yaşında yakalandığı Koronavirüse yenik düştü.

1935 Yılında Gaziantep’in Kozanlı Mahallesinde dünyaya gelen Ahmet Ziylan, küçük yaşlarda başladığı ayakkabıcılıkta çalışkanlığı, dürüstlüğü ve başarıları ile sektöre yön veren bir pozisyona geldi. Türkiye’nin öncü ayakkabı marketler zinciri Flo ve çok sayıdaki ulusal markanın yanında İtalyanların dünya çapında ünlü markası Lamberjack ve ayakkabı sektöründe Almanların 100 yıllık perakende devi olan Reno’yu da satın alarak sektördeki yerini daha da güçlendirdi.

 

Merhum Ahmet Ziylan’dan geriye onlarca ulusal ve uluslararası marka ve on binlerce çalışan kaldı. Ancak, Ahmet Ziylan bizlere öyle büyük bir miras bıraktı ki, bu dünya çapındaki markalardan daha da kıymetlidir. Nedir bu miras? Bu miras, onu Gaziantep’te 1940’lı yıllarda başladığı ayakkabıcılık sektöründe zirveye çıkaran, gerek iş hayatında gerekse de hayır işlerinde başarıdan başarıya koşmasını sağlayan prensipleri, tecrübeleri, tutum ve davranışlarıdır.

Kısacası merhum Ahmet Ziylan’dan geriye bizlere gerek çalışma hayatında gerekse de toplumsal hayatta yol gösterecek onlarca ders kaldı. Ahmet Ziylan, başarılı olmak isteyen gençlere çok etkili bir reçete sunuyor. Ahmet Ziylan, başarının anahtarlarını anlattığı reçetesindeki başlıkları şöyle sıralıyor: “Sevgi, ilgi, bilgi, sabır, sebaat, kanaat.”

Şimdi, rahmetli Ahmet Ziylan’dan bizlere kalan dersleri şöyle özetleyelim:

“Öncelikle ne yaparsak yapalım işimizi sevmemiz ve çok çalışmamız gerekiyor. Hepimiz çok çalışmalıyız. Ancak, karınca gibi değil arı gibi çalışkan olmak lazım. Arı hem kendine hem başkalarına faydalıdır.  Karınca da çalışkandır ama sadece kendine faydalıdır. Çalışkan çok insan vardır ancak kendine çalışır. Böyle olmaz. Hem kendine hem çevrene faydalı olmalısın. Paylaşmaktan zevk almalısın. Asıl kazanç budur.

Bir de, çok şikayet ediyoruz. Başarının birinci anahtarı şikayeti terk etmektir. Şikâyeti bırakmazsan moralin bozulur, önce işimizi sevmemiz lazım. 1960 senesinden beri benim ağzımdan kimse şikâyet duymadı.

İkincisi de şükürdür. Kötüsünü düşünüp şükretmek gerekiyor. Bana soruyorlar bazen, nasılsınız? Ben hemen pencereden dışarıyı gösteriyorum; şu dışarıdaki iklim gibi. Bir gün bakıyorsunuz ki açık, bir gün bakıyorsunuz yağmurlu. İş de onun gibidir. Eğer kışın geleceğini hesap edip ona göre tedbirini almışsan ya da yazın geleceğini bilip tedbirini almışsan mesele yok demektir.

Görmek ve gezmek insanın ufkunu açar. Hayatımda bu iki şey çok önemlidir. Gezmeden görmeden olmaz. Bir de ‘ciğer satmadan’ yani gönlünü indirmeden olmaz. Kendini hiçbir şeyden üstün görmeyeceksin. Çevrenle, ailenle, arkadaşlarınla ya da iş çevrenle iyi geçinmenin tek yolu kendini üstün görmemekten geçer.

İşini sevmelisin. İşini sevmezsen hiçbir şey yapamazsın. Seversen ilgi gösterirsin. İşine ilgi göstereceksin ki her şeyiyle haşırneşir olabilesin. Hatta işini rüyanda göreceksin. İlgi gösterince ne olur? Fuarlara gidersin, araştırırsın, sorarsın, soruşturursun. Başkalarının bilgilerinden istifade edersin, bilgi sahibi olursun. Ve sabredeceksin. Hemen karamsarlığa, umutsuzluğa düşmeyeceksin. Sebat edeceksin. Ve son olarak da kanaat edeceksin. Bu altı reçete başarının anahtarlarıdır.  

Bizlere bu güzel dersleri bırakarak ebediyete intikal eden Ahmet Ziylan’a bir kez daha yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun.