Gaziantep, STK yani sivil toplum kuruluşu zengini bir ildir. Binlerce STK’mız var. Hemen her sektörde, her alanda faaliyet gösteren STK’larımız var.  

STK sayısının fazlalığı demokrasiler için övünülecek bir durum. Çünkü, çağdaş ve gelişmiş bir toplum olmanın gereklerinden biri de güçlü sivil toplum kuruluşlarının varlığıdır. Bir ülkede sivil toplum kuruluşları ne kadar yaygın ve güçlü ise o ülkedeki demokratik değerler de o kadar güçlüdür demektir.  

Çünkü, demokratik toplumlarda tüm ihtiyaçları devlet tek başına karşılayamaz. İnsanlar da gönüllü bir şekilde bir araya gelerek dernek, vakıf, sendika vb. örgütler kurarak, toplumun yararı için çalışırlar. Yani insanlar tek başlarına yapamadıkları işleri STK çatısı altında bir araya gelerek elbirliği ile yaparlar. Sivil toplum kuruluşlarının yaygın ve etkin olduğu toplumlarda sorunların daha kolay çözüldüğü, kurum ve kuruluşlar arasındaki ilişkilerin daha güzel ortamında yürütüldüğü bir gerçektir.  

Gaziantep’te, aklınıza gelecek hemen her alanda faaliyet gösteren binlerce STK var ama ne yazık ki bizdeki durum hiç de övünülecek gibi değil. Sayı yani nicelik çok iyi. Ama nitelik yani yaptıkları faaliyetler açısından büyük çoğunluğu sınıfta kalıyor. Tıpkı matematikteki etkisiz eleman gibiler. Adları var kendileri yok. Bu durum pandemi ile mücadelede apaçık ortaya çıktı.  

Gaziantep, Korona virüsü salgınının en hızlı yayıldığı illerden birisi. Salgın bir türlü kontrol altına alınamıyor. Yaklaşık 20 bin kişi karantinada. Başta Vali Davut Gül olmak üzere, ilgili kurum ve kuruluşlar çok üstün bir gayret sergiliyor. Ancak, böyle salgınların sadece devlet gücü ile kolluk kuvvetle kontrol alınması mümkün değildir. Tıpkı Gaziantep’te olduğu gibi. Türkiye’deki cezanın yarısının Gaziantep’te kesilmesine rağmen salgın kontrol altına alınamıyor. Her gün çevremizdeki birilerinin virüse yakalandığını hatta öldüğünü daha fazla duyuyoruz. Buradaki asıl sorunlardan birisi mücadelenin en önemli ayaklarından biri olması gereken sivil toplum kuruluşlarının ortada olmamasıdır.  

Yani toplumun en önemli sorunu olan pandemi ile mücadelede sivil toplum kuruluşları ortada yok. Hiçbir katkıları yok. Sivil toplum kuruluşları böylesine önemli bir sorunun çözümüne katkı sunmak için çalışmıyor da ne yapıyor diye soracak olursanız, onun cevabını da Gaziantep Valisi Davut Gül, geçtiğimiz günlerde düzenlediği basın toplantısında açıkladı: 

“Sivil toplum kuruluşları pandemi ile mücadeleye katkı sağlayacaklarına,  kimin vekil, rektör, başkan, müdür olacağına karışıyorlar. Fakat asıl karışmaları gereken şey şu andaki en büyük problemimiz olan pandemi. Bu aşamada, bu süreçte benim yanımda olmayan STK, süreç bittikten sonra benim için bir şey ifade etmez." 

Pandeminin başından beri söylediğimiz bir konu var: Gaziantep Valisi Davut Gül, salgınla mücadelede yalnız bırakılıyor.  

İşte son yaşanan olaylar da Vali Gül’ün nasıl yalnız bırakıldığını, kendine STK diyenlerden destek görmediğini açıkça ortaya koyuyor.  

Salgınla mücadele sadece Vali Beye ya da ilgili kamu kurumlarına bırakılamayacak kadar önemli ve hayati bir konudur. Ülkesini ve milletini seven her bireyin bu mücadeleye katkı sunması gerekmektedir. Tıpkı, Kurtuluş Savaşında olduğu gibi. 

Üstelik biz Gaziantep olarak, bin bir zorluğa rağmen, dünyanın en güçlü devletlerine kafa tutarak kurtuluş meşalesini yakmış bir kentiz. Tıpkı Gaziantep Savunmasında ve Kurtuluş Savaşında olduğu gibi Korona virüsü de topyekûn şekilde yapılacak olan mücadele ile yenebiliriz. Bu savaşta her bireye ihtiyacımız var. Ülkesini, milletini seven her vatandaşımız, maske, mesafe ve hijyen gibi kurallara uyarak bu mücadeleye destek vermelidir. Çünkü zincirin bir halkasının kopması büyük bir zafiyet oluşturur.  

Mutlu haftalar dilerim.