Hem Türkiye olarak, hem de dünya olarak bir salgın sürecinden çıkmak üzereyiz... Üzereyiz diyorum, bilim adamları tedbiri elden bırakmamak şartı ile salgınla yaşamaya devam edeceğimizi, bunun tam normalleşme olmadığını söylüyor. Bizlerde kendi tedbirlerimizi alarak, kurallara uyarak, bu süreci sonlandırmayı umut ediyoruz.
          
           Dünya olarak, tarihi bir kırılma noktasını yaşıyoruz... En iyilerin, en iyi olmadığını, her konuda da en iyi olamayacaklarını tüm dünya'nın gözleri önünde yaşadılar.
         Yıllardır Türkiye'de yaşayan, emekli iş kadını Alman arkadaşım Brigitte Kochs'a soruyorum... Salgın sürecini nerede yaşamak isterdin, Almanya'da mı Türkiye'de mi olmak isterdin dediğimde, hafif bir mahcubiyet ifadesi takılarak... "Kesinlikle Türkiye'de olmak şanstı diyorum "diyor... O çocuksu şımarık özgüvenlerinin olmadığını yüzlerine yansıyan ifadelerden anlıyoruz...
 
          Almanya ne yapıyor, salgın sırasında kendinden çok daha iyi olan Türkiye'ye karşı tatil uyarısı yaparken vicdanları sızlatıyor. Gerçi kesin olmamakla beraber geri adım atacağını umuyoruz...
 
            Coranavirüs salgının da tüm dünya aynı dertlerle cebelleştiği için, hangimizin durumu öbüründen iyi ayarı çekiyorduk birbirimize...   
          Batılı ülkeler, Fransa, İtalya, İspanya ve İngiltere resmen büyük bir çaresizlik yaşadılar. ABD ise karşılaştığı salgın yetmiyormuş gibi bir de zenci yurttaşlarının sabırlarını taşıran isyanları ile karşı karşıya kaldı. Büyük yara alacağı kesin... Sadece insan gibi eşit yurttaşlık istiyoruz diyen zencilere acımasızca savunma göstermesi ile dünya gündemine oturdu...
 
       Dünyanın en mazlum ülkelerine, yağma içgüdüsü ile psikolojik savaşlar açan, her türlü karmaşayı destekleyen, hainleri besleyen tavırları ile bilinen dünyanın efendisi, eştiği kuyulara kendisi düşmüş durumda... Milyonlarca insanı ülkesinden eden, toprağından kopartan ABD dış politikaları, kendi kötülüğünde boğulmak üzere... Binlerce çocuğun ahı var üzerinde, milyonlarca masun insanın kanı var ellerinde... Böylesi bir düzenin sahibini yıkan bir güçte bulunur elbette...
 
               "İlahi Adalet neredesin "çığlıkları, "buradayım "cevabını kendi ülkesinden alıyor.

 

              " Sizi budala çakallar! Sizin 'Düzen'iniz kumdan inşa edilmiştir. Yarın devrim bir kere daha ayağa kalkacak ve trompet sesleri ortasında sizi dehşete düşürerek haykıracaktır: "Buradaydım, buradayım, hep burada olacağım..."
                 ABD acılı bir  o kadar da acımasız halkın isyan görüntülerini izlerken, dünyanın kaderini değiştiren, bir devrimin, Alman Devrimi'nin önderlerinden Rosa Luxemburg'in bu sözü geldi aklıma...
                Kumdan kaleler gün gelir, hafif bir dalga'da bile savrulur, yıkılır...
 
                Dünya'nın adaletli bir yer olmasını diliyoruz... Sevginin çiçek açtığı, iyiliğin yüreklerde betonlaştığı bir dünya... Doğanın tüm güzelliğini koruduğu, insan gibi güzel umutların yeşerdiği, çok güzel bir dünya diliyoruz...
              
              Sağlıkta ve huzurda kalın, sağlıkla kalın...
****************************************************************************************************************************************************************************

     NAZIM HİKMET        

"Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim, sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler..."

 Çağımızın en büyük şairi olan, Türk şiirini dünyaya tanıttı. Toplumcu şiirimizin öncüsü, yeteneğini sözlerde ve kalemlerde bulan, hapis yatan, yurt özlemi ile kavrulan, yurttaşlıktan çıkartılan ve sonunda çok saygı duyulan... Onu sevmeyenlerin bile onun şiirlerini okuduğu bir süreci de yaşadık. Büyük şair Nazım Hikmet'i unutmayacağız, huzur içinde uyu, ışığın bol olsun... Onu bize bıraktığı onlarca şiirleri ile saygıyla anıyoruz...