Türkiye, yıllık kişi başı 150 kilo ekmek tüketimi ile dünya şampiyonu. Ülkemizi 90 kilo ile Almanya, 80 kilo ile Rusya izliyormuş. 

Türk mutfak kültürü içerisinde çok önemli bir yere sahip olan ekmek, temel ve vazgeçilmez besin maddemiz. Dolayısıyla gastronominin de en önemli parçalarından birisidir. Gaziantep, gastronominin merkezi olduğu gibi dünya un üretiminde de çok önemli bir yere sahiptir. Bu durum şehrimiz için övünç kaynağı. Ancak ne yazıktır ki, özellikle pide fırınlarındaki sağlık ve hijyen koşulları ile ekmeğimizin kalitesi hiç de övünülecek bir durumda bulunmuyor.
Geçtiğimiz hafta Gaziantep Valisi Davut Gül’ün, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım yerel basında çok fazla yer bulmadı. Ancak bu konu günlerce şehrin ortak gündem maddesi olacak kadar önemli. Vali Gül, sosyal medyada fırınlardaki sağlık ve hijyen şartlarını soran vatandaşa şöyle bir yanıt verdi:
"Hijyen şartlarını taşımadıkları tespit edilen fırınları kapatıyoruz. Pislik içerisinde yapılan imalatları, sizlere yedirmelerine müsaade edemeyiz. Bunun dışında çalışma dediğimiz fırın yok! Biz 2 aydır evde, haftalık ekmek yapıp ısıtarak yiyoruz! Çok şükür bir sorun yaşamıyoruz."
Gaziantep dünya un üretiminin merkezi. Yüzlerce fırın var ama ekmek alınabilecek hijyenik koşullara sahip fırın sayısı maalesef çok az. Gaziantep adına çok üzücü bir durum. Kendimizle gurur duyacak bir pozisyonda değiliz. Şapkamızı önümüze koyup binlerce kez düşünmemiz gerek. Hem de günlerce düşünmemiz, konuyu tartışmamız ve bu kötü gidişata bir dur dememiz gerekiyor.
Özellikle Ticaret Odası, Esnaf Odaları Birliği, Fırıncılar Odası, hatta Kent Konseyi gibi kurumların konunun üzerine ısrarla gitmesi gerek. Tüm fırıncılarımızın mevcut tabloyu tersine çevirmek için çaba göstermesi gerek. Bu kentin insanlarına sağlık ve hijyen koşullarında imal edilmiş ekmek yedirmek gerek. Fırınlarımızın bir dönüşüm geçirmesi gerek. Kendilerini yenilemesi gerek. Son derece modern, her türlü hijyen ve sağlık koşullarının yerine getirildiği, müşterilerin güvenini kazanacak ve hünerli ellerin çalıştığı bir fırın Gaziantep’te çok iş yapacaktır. Bu olumsuz tablodan toplumun büyük bir kısmı şikayetçidir.
Gaziantep mutafının Gaziantep dışındaki başarılı temsilcilerinden Tahir Tekin Öztan, Gaziantep mutfağının mevcut durumu ve geleceği ile ilgili açıklamalarında hep “Hijyen” vurgusu yapmıştır. Öztan’a göre, gerek personelin kişisel bakımının yetersizliği, gerekse de yemekler hazırlanırken temizlik ve hijyen gibi konulara yeterince dikkat edilmemesi gastronomimizin en önemli sorunlarının başında geliyor.
Müesseselerin Önceliği Hijyen Olmam Zorunda
KOVİD-19 salgını ile insanlar artık gıda üretimi ve satışı yapan işyerlerinde sağlık ve hijyen koşullarına daha fazla dikkat edecektir, ediyorlar da. Yemek servisi yapan garsonun tırnaklarına daha çok odaklanacak, salataya konulan marul ya da maydanoz yaprağının iyi temizlenmediğini anlayınca bir daha o restorana gitmeyecektir.
Kısacası lezzet diyarı, gastronomi merkezi Gaziantep’in hijyenle sınavı başlıyor. Bu işe de ekmekten başlamak, daha sonra da bu mücadeleyi dalga dalga tüm alanlara yaymak çok doğru olacaktır. Çünkü şu an da gastronominin en zayıf halkası maalesef pide fırınları. Üstelik, coğrafi işaretli olan tırnaklı pidemiz ve lahmacunumuz da bu fırınlarda hazırlanıyor, pişiriliyor. Madem ki, dünyada en çok ekmeği biz yiyoruz. O zaman lütfen kalitelisini, sağlıklısını yiyelim. Gastronomimizi de daha da güçlendirelim.
Mutlu haftalar dileğiyle…