Dün söyledim.. Yönetimin ağırlığını koyarak masaya yumruğunu vurması gerek diye. Başı boşluğun olduğu yerde sorunda olur, sıkıntıda. Kimse kimseyi istemez, herkes birbirine farklı gözle bakar. O nedenle, yönetimin kolları sıvayarak direksiyona geçmesi gerekiyor. Ve.. Direksiyona geçme zamanı geldi geçiyorda… Onun için yönetimin de özgürlüğü şart diye düşünüyorum.
Bir kaç gündür takip ediyorum… Zaman zaman kulübe zarar gelmesin diyede yazmak dahi istemiyorum. Çünkü, yıllar sonra yeniden Süper Lig’e çıkmış bir kent olarak değerlerimize sahip çıkmak zorundayız. Elimizdeki değerin kıymetini bilmezsek, yarın ahlar vahlar çekeriz.
Fakat, şu son günlerde yaşananlar çokta tavsip etmediğim görüntüler. Türkiye’de tek sorunsuz, tek borçsuz kulüp Gaziantep FK. Bu kadar rahatlığında ters teptiğini görüyorum. Kulüpten hiçbir alacakları olmayan ve son iki aydır yan gelip yatan futbolcular sorun çıkarıyor. Demek ki, bu oyuncuları çok rahat bırakmayacaksın. Bunun yanında teknik heyette yaşananlar zaten başlı başına bir sorun. Adam kendinden başka kral istemiyor. “Transferleri  ben yaparım, takımı ben yönlendiririm, futbolcuyla ben konuşurum ve yönetimin rotasını ben çizerim” diyor. Allah Allah… Böyle bir kulüp var mı acaba dünyada.. Teknik direktöre teslim olmuş, ve oda istediği gibi çalıp istediği gibi oynamak istiyor.
İslamın şartı 5 haddini bilmek 6 derler…
Başkan ve yönetim varken ve özellikle başkanın getirdiği bir Sportif Direktör varken teknik heyet ve futbolcular sadece işine bakarlar. Ama ne hikmekse, yaşattığı problemler bir yana buna rağmen kulüpte ve kulübede kimseyi istemeyen bir hoca var Gaziantep FK’da… Önce Yusuf Demsoy’u gönderdi, şimdi hedefinde Fatih İbradi var. Arkadaş, bırakta bu adamlar yönetime yardımcı olsunlar. Transferde, kulübün işleyişine katkı sağlasınlar. El ele vererek birşeyler yapsınlar. Ama, bu takımın hocası “BEN” diyor başka birşey demiyor. Yönetimde umarım bugünden itibaren gerekeni yapacaktır.
Geçtik bunu.. Futbolcular konusunda neler söyleyeceksin. Yönetim kulüplerinden onay yazısı almış ve futbolcular paranın derdinde. Demek ki, arma aşkı, takım aşkı veya profesyonellik yok. Özellikle yabancı futbolcuya parasını vermezsen oynatamazsın. Böyle olan oyuncuları o zaman almayacaksın. Oynamaya aç, takımını seven, işini severek yapan oyuncuları alacaksın. Bu adamlar Euro ve Dolarlardan korktuğu için bakın antrenmana bile çıkmıyor. Ama, bunların da bir ders olduğu inancındayım.
Şaşırdığım taraf ise, Türkiye’nin ekonomik olarak en rahat kulübünde yaşananlara bak. Kendinden başka kral istemeyen teknik direktör, para için kaçmaya çalışan futbolcular. Ayıp bee… Gaziantep Futbol Kulübü’nde bu işler böyle olmamalı…