Kur’an insanlara hitap etmektedir. Kur’an’ın muhatabı cinler ve insanlardır.

Evet, Kur'ân'ın hitabı Hem insanlık, belki kâinat namına muhatap olan Peygamberimize ve bizleredir. Kur’an’ın en baş ve en iyi tercümanı olan Peygamberimiz ümmidir. Yani okuma yazma bilmediği gibi Kur’an’dan önceki nazil olmuş kitapları, tahrif edilmiş Kitab-ı Mukaddese olan Tevrat, İncil ve Zebur’u bilmiyordu. Kur’an’dan önceki ümmetleri ve dünya ve Suudi Arabistan tarihini bilmiyordu. Ancak Kur’an’ın kılavuzluğu ile O (a.s.m) ve bizler daha önceki dinlerin doğrularını tasdik ettik. Kur’an sayesinde diğer dinlerin yanlışlarını ise tashis edildi, düzeltildi.

Peygamberimiz ümmiyet mertebesini tam uymak sırrıyla, hiçbir zahmet (meşakkat) ve hiçbir yapmacık hareket ve hiçbir gösterişe meydan vermedi.

Kur’an’ın fıtri akıcılığını ve doğrudan doğruya semadan gelmesini, Allah’tan nazil olmasını nazara al. Ve çoğunlukta olan halk tabakasının basit anlayışlarını sözün muhatapların seviyelerine uygun olarak ayarlanması ile hikmetli olarak okşamıştır.

En çok gök ve dünya gibi en açık ve aşikar sayfalarını açıp o alışılmış şeyler altındaki harikulade Allah’ın kudret mucizelerini ve anlamlı hikmet satırlarını ders vermekle doğru yolu gösterme nimetiyle güzel bir şekilde mucizeliğini gösterir.

Kur’an-ı Kerim tekrarı gerektiren dua ve davet, zikir ve tevhid kitabıdır.

Bu sırla, güzel, tatlı tekrarlarıyla bir tek cümlede

ve birtek kıssada ayrı ayrı çok manaları, ayrı ayrı muhatap tabakalarına anlatır.

Az ve basit bir hâdisede en az ve ehemmiyetsiz şeyler dahi merhametli bakışında ve tedbir, irade ve yönetim dairesinde bulunmasını bildirir.

İslâmiyeti kurmakta ve İslami hükümlerin bir araya getirilmesi, yazılmasında Sahabelerin (Hz. Peygamber’i (a.s.m) dünya gözüyle görüp onun yolundan giden Müslümanlar) küçük hadiselerini dahi önemser.

Hem kapsamlı kuralların bulunması, hem herkese ait olan İslâmiyetin ve şeriatın kurulmasında o küçük hadiseler, çekirdekler hükmünde çok ehemmiyetli meyveleri verdikleri yönünde de bir nevi mucize oluşunu gösterir.

Evet, Kur’an ihtiyacın tekrarlanmasıyla tekrarın lüzumu özelliğiyle, yirmi sene zarfında pek çok defalarca suallere cevap olarak ayrı ayrı çok tabakalara ders vermiştir.

Allah koca kâinatı parça parça edip kıyamette şeklini değiştirerek, dünyayı kaldırıp onun yerine büyük âhireti kuracaktır.

Kur’an  atomlardan yıldızlara kadar bütün küçük şeyler ve bütün varlıklar tek bir Zâtın elinde ve tasarrufunda bulunduğunu ispat etmiştir.

Kur’an kâinatı ve dünyayı ve gökleri ve elementleri kızdıran ve hiddete getiren insanların zulümlerinden bahseder.

Kâinatın yaratılış neticesi hesabına Allah’ın gazabını ve Allah’ın hiddetini gösterir.

Kur’an’da hadsiz, harika ve nihayetsiz, dehşetli ve geniş bir değişimin tesisinde, binler netice kuvvetinde bazı cümleleri ve hadsiz delillerin neticesi olan bir kısım ayetleri tekrar etmek, bir kusur değildir.

Gayet kuvvetli bir mucize oluş ve gayet yüksek bir belâgattir. Halin gereğine gayet uygun bir cezâlettir, bir fesâhattir.