Akılsızlar, hırsızların en zararlılarıdır. Zamanınızı ve neşenizi çalarlar. -Johann Wolfgang von Goethe
    
Hepimiz, çok önemli bir tarihi sürecin figürleriyiz şu anda, yaşadığımız şeyle zaman zaman dalga geçsek de, evlerimiz de tüm alışkanlıklarımıza konulan yasaklarla boğuşsak da zor gelse de hepimize... Yaşıyoruz topyekûn! Bunun üstesinden gelmeye çalışan, Avrupa'nın güçlü ulusları, dünyanın efendileri, hepsi de saçaklı halı gibi sallandılar tellerde... Onları da şaşkın şaşkın izliyoruz!
 Peki ya biz, o güçlü büyük devletlerde olan aksaklıkların çoğunu yaşamadan bu süreci yaşıyoruz. Kimimiz kurallara pür dikkat ederek, kimimiz hiç dikkat etmeyerek, ciddiye almayarak, alanları küçümseyerek yaşıyoruz.
Yaptığının sonuçlarının ne olacağını düşünmeden, fütursuzca hareket ediyor kimilerimiz... Sonuçlarının yalnızca kendine değil, etrafındaki belki de en çok sevdiklerine, komşusunun günahsız çocuğuna, belki de hayatında ilk defa gördüğü birine, büyük zarar vereceğini düşünmeden, hareket ediyor. Vebal diyoruz, candan daha büyük bir vebal olur mu?
Bilgili bir ahmak, cahil bir ahmaktan daha çok ahmaktır derler yaaa çok doğru imiş...
                           
Dünü kurtarmak bizim elimizde değildir, fakat yarını kazanmak ya da kaybetmek bizim elimizdedir.
 
Salgın bitti demiyor uzmanlar, hatta belki de bir bilemedin iki yıl bununla yaşayacağımızı bile söylüyorlar. Pek tabi normalleşiyoruz, bütün ülkeler yavaş yavaş normale dönmeye çalışıyor ama tabi ki bu normal eski normal değil. Yeni normalin kuralları olacak.  Bunlara uymamız lazım. Aşı bulunana kadar, dünya'da bağışıklık sağlanana kadar ya da etkin bir tedavi bulunana kadar sağlık sistemi zarar görmeden veya talebi karşılayacak seviyede duracak şekilde devam etmemiz lazım. Bu çok önemli, yeni normale alışmamız lazım."
 
Bunları yaşamak hiç birimiz için kolay değil, ama bunu kolaylaştıracağız...
 
81 vilayetin içinde Gaziantep çok tehlikeli coranavirüs atışları yapıyor. Öyle bir atıyor ki, bu atışların nereye gideceğini, sonuçlarını bile düşünmek istemiyor insanlar... Herkes seyrediyor, bazıları bindiği dalı kesiyor, bazıları resmen kendi ayağına sıkıyor... İnsan böylesi ciddi bir salgınla karşı karşıya kalındığında çevresel etkenlere uymak zorunda...
Halbuki kentler arası trafik kapatıldı, kentlere giriş çıkışlar kısıtlandı, siz ne dramlar yaşanıyor bundan haberiniz var mı? Ne yaşamlar sönüyor, kimler ne fırtınalara tutuluyor biliyor musunuz?
 
Bizim etrafımızda yok, bizim mahalle temiz demekle olmuyor bu işler... Aniden o dakika da, o saatler de mahalleniz, sokağınız, bulunduğunuz nokta corona virüsüne yakalanmış olabilir...
 
Ne kadar bilirsen bil, anlatabildiklerin, karşındakinin anlayabileceği kadardır...
Böylesi de bir durum var. Ama...
Bir sorunu çözmenin en iyi yolu nedenini yok etmektir, hepimiz bu çözümün parçası olmak durumundayız...
 
******************************************************************************************************
 Ramazan Bayramı; Ne yani kutlamadık mı? Ramazan bayramını, telefonlarımızla aklımıza gelen tüm dostlarımızı sevdiklerimizi aradık. Evde hane halkına, yanımzda kim kalıyorsa ona yuvarlamamızı yaptık. Valla ben baklava bile yaptım, köy kahkesi, acılı grisini falan filan, zeytinyağlı dolmayı da unutmadım...
Çayımı demledim güzelce, kitabımı okudum, filmlerimi seyrettim, kahvemi de içtim ama... Hay kör olmayacısa şu türkü  tutkum, Neşet Ertaş'tan "Gönül Dağı " açtım mı benim  gözyaşlarım deniz oldu aktı...
 Dilerim bu buruk bayramları bir daha yaşamayız, hepimizin gönlünden geçen o hayal ettiğimiz bayramları yaşarız...

Sağlıklı, mutlu, huzurlu günlere kavuşma dileği ile sevgiyle kalın, dikkatli kalın...