Antepfıstığı, bölgemiz çiftçisinin en önemli geçim kaynaklarının başında geliyor. Gaziantep’in yanında Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Kilis de dahil olmak üzere onlarca şehirde yüzbinlerce aile geçimini Antepfıstığı tarımından sağlıyor.

En lezzetli, en çok tercih edilen kuruyemişler arasında bulunan Antepfıstığı başta baklava olmak üzere tatlı ve çikolataların da en önemli hammaddesi arasında yer alıyor. Antepfıstığında geçtiğimiz yıl rekolte çok düşüktü. Çiftçi umduğunu bulamadı. Bu nedenle de mahsul zamanı 33-34 lira olan kırmızı kabuklu Antepfıstığının kilosu kış aylarında 50 liranın üzerine çıktı.

Antepfıstığında bu yıl var yılıydı. Rekoltenin yüksek olması çiftçiyi umutlandırmıştı. Ancak, bayramda meydana gelen dolu yağışı çiftçinin bayramını zehir etti. Özellikle Şanlıurfa’nın Bozova ilçesindeki fıstık bahçelerinde büyük hasar meydana geldi. Ceviz büyüklüğündeki dolu yağışı yaklaşık bir saat sürdü. Yağıştan sonra fıstık bahçelerine giden çiftçiler karşılaştıkları manzara karşısında adeta şok oldular. Çünkü dolu yağışı ağaçların dallarındaki henüz taze olan fıstıkların büyük bölümünün zarar görmesine neden olmuştu. Ağaçların altında adeta fıstıktan oluşan sarı bir örtü ile kaplanmıştı.

Dolu, çiftçinin bir yıllık emeğini alıp götürdü. Zaten zor günler geçiren çiftçinin umudu da yok oldu. Ceviz büyüklüğündeki dolular sadece bu yılki mahsulü değil gelecek yıllardaki meyve gözlerine de zarar verdi. Yağış o kadar şiddetli oldu ki, fıstık, badem ve zeytin ağaçlarının yanında kuşlar da zarar gördü. Dolu tanelerinin isabet ettiği kuşlar telef oldu.

Antep fıstığı bahçelerinde meydana gelen milyonlarca liralık kayıptan dolayı çiftçi şimdi kara kara düşünüyor. Mazot, gübre, ilaç borçları, banka ve kooperatif kredileri nasıl ödenecek? Tarlalar gelecek yıla nasıl hazırlanacak? Bölge çiftçisi bu sorunlara çözüm arıyor.

Ziraat Odaları da çiftçinin uğradığı zararı yakından takip ediyor. Tek umutları ise zararın doğal afet kapsamına alınması. Bunun için de başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli başta olmak üzere yetkililerden destek ve ilgi bekliyorlar.

ÇİFTÇİNİN SİGORTA BİLİNCİ GELİŞMELİ

Ancak burada bir konuya da dikkat çekmek istiyorum. Afet Allah’tandır. Engelleme şansımız yoktur. Zaten her yıl olmasa da birkaç yılda bu tür afetler sık sık yaşanıyor. Yaşanan iklim değişikliklerinin de etkisiyle, doğal afetlerin yıkıcı etkisi ve sıklığı da gittikçe artıyor.

Büyük fedakarlıklarla yetiştirilen, tüm umutların bağlandığı mahsul bir saatlik yağış sonrası yok olabiliyor. Bunun önüne geçmenin yollarından birisi de sigortadan geçiyor. Doğal afetleri engelleme şansımız yok ama tarım sigortası diye bir kavram var. Hükümet de tarım sigortası konusunda çiftçilerimize çok büyük destekler veriyor.

Maalesef çiftçimiz tarım sigortası konusunda çok bilinçsiz. Sigortayı bir ihtiyaç olarak değil fuzuli bir masraf olarak görüyor. Böyle olunca da zorunlu olmadıkça sigorta yaptırmıyor. Öncelikle bu konuda çiftçinin bilinçlendirilmesi gerekiyor. Nasıl ki, evimizi, arabamızı, daha doğrusu değerli olan her şeyimizi sigortaladığımız gibi tarladaki mahsulümüzü de doğal afetlere karşı sigorta altına almalıyız. Böylece yaşanacak afetlerdeki zararlarımız sigorta kapsamına alınacağı için gelir kaybına uğramayız.