Bazı maçları futbolcular oynar.
Bazı maçları başkan ve yöneticiler oynar.
Bazı maçları taraftar oynar.
Bazı maçları şehrin siyasetçisi oynar.
Bazı maçları valisi, belediye başkanları, bürokratları oynar.
Bazı maçları Federasyondakiler oynar.
Bazı maçları MHK oynar.
Bazı maçları tüm şehir birlikte oynar.
Evet gelelim anılara 97-98 'e ;
1997-98 sezonundaki ligin son maçını yani kümede kalmak için bize yetecek tek puanı tüm şehir söke söke nasıl aldığımızı anlatacağım.
Küme düşme hattında Kayserispor ile çekişiyoruz. Onların puanı 35, bizim puanımız 37 iki takımda deplasmanda. Bizim rakibimiz kümeye haftalar önce düşen Vanspor. Para yok, antreman yok, futbolcuların çoğu yok ve bir sezon önce bizi yenerek kümede kalan Van halkı, esnafı, valisi, bürokratı herkes bizim yanımızda. Yani bizim için kolay görünüyordu.
Bizimle çekişen Kayserispor ise İstanbul deplasmanında. Rakipleri İstanbulspor ise 54 puan ile ligin 4. Sırasında hiç bir sıkıntısı yok. Bizim cephe Kayserispor'un bu maçı deplasmanda olsada, rakip güçlü olsada yeneceğinden ve 38 puan yapacağından kuşkusu yok.
Bize tek puan lazım. Çünkü o zamanlar ikili averaj yok. Biz kendi evimizde 3-2 galip gelmişiz, onlar kendi evlerinde 1-0 yenmişler. Ama kendi aralarındaki maçlar önemli değil, arada - 20 gol bizim lehimize.
Takım iki gün önce Van'a özel uçak ile bakanı, valisi, belediye başkanları, tüm yönetim, sanayiciler, STK'lar kısaca şehirde ünvanlı apoletli kim varsa uçağın içinde. Allah korusun o zaman bu uçak düşseydi, sadece takım değil, şehrin siyaseti, bürokratı, sanayisi biter ve 100 sene toparlayamazdık herhalde.
Bu arada o zaman taraftarlar dernek başkanı rahmetli Cahit Kalkan ve Çetin Katırcıoğlu öncülüğünde taraftarları organize ettiler. Memlekette ne kadar belediye otobüsü, Seç, Çayırağası ve benzeri münibüslerle o geçilmez denilen terörün kol gezdiği yolları, dağları bu sevda, arma ve forma uğruna jandarma, polis escortları ile aştılar.
Hepsi kırmızı - siyah, hepsi tek yürek, hepsi inaçlı, hepsi kararlı, hepsi organize sanayisindeki iş adamlarının kumanyaları ile omuz omuza, diz dize uykusuz Van yollarında.
Otobüsler Van'a girdiğinde tüm Vanlılar onları alkışlıyor, hoş geldiniz diyor, çaylar, simitler ikram ediliyor.
Van Canarı mavi beyazlı kent bir anda kırmızı - siyaha baklavaya, fıstığa dönüşüyor.
Ortam müthiş, herkes puan ve puanlardan, kümede kalacağımızdan emin. Ama kazın ayağı öyle değil, çünkü her şey bazen sahada bitmiyor.
Biz bir gün önce Gaziantep'te görev yapmış o ara Van Valisi olarak görev yapan Abdülkadir Sarı'nın protokole verdiği yemekteyiz. Vanspor ve o zamanlar Van Ticaret Odası Başkanı Feridun Irmak'ta var. Benim gözüm onlar kadar Başkan Celal Doğan'da tedirgin, gülmüyor ve endişeli.
Yemek bitiminde otele bende geçtim. Başkan, yöneticiler ile oturuyor, sohbet ediyoruz. Bizde uzun yollar oynayan ve evladımız gibi gördüğümüz Mustafa Özer Vanspor'da. Onun gönderdiği haber hepimizi şok ediyor.
Kayserisorlu yöneticilerin ve İstikbal Mobilyanın Gaziantepspor'u yenmeleri için kendilerine astronomik primin yanında tüm evlerini mobilyalar ile döşeyeceğini iletiyor.
Kayserisporlu yöneticileri bizim İsmet Savcılıoğlu tespit ediyor. Zaten Van'da kalınacak iki otel var. Birinde takım kalıyor, birinde yöneticiler ve protokol. Bu arada Kayserisporlu yöneticileri yada aracıları Kayserili Vali Yardımcısı alıp misafirhaneye götürüyor.
Vanspor bizim maça küme düştük diye giden tüm futbolcuları yeniden çağırıyor. Kaleci Murat, bizden sorunlu giden Semavi, Ziya, Yahya, Yusuf, Ali, Mevlüt, Ramazan, Metin ve Sinan.Bizim çocuğumuz diye Mustafa Özer'i kadroya almıyorlar.
Stada bir girdik, bize karşı inanılmaz bir sevgi seli ve tüm Vanspor taraftarı kendi takımlarını protesto ediyor.
Hakem İlhami Kaplan, zemin kum, resmen tarla. Bizde kimin oynadığı, taktik, teknik, oyun planı önemli değil vatan, millet sakarya. Futbolcular sahada savaşıyor, başkan, yöneticiler protokolde endişeden oturamıyorlar, iki takımın taraftarlarıda kırmızı - siyah deyip birlikte tezahürat yapıyorlar. Kendi oyuncuları bizim tarafa tehlikeli atağa kalkınca yuhluyorlar.
Ama sahada kıran kırana bir mücadele var. Hepimiz endişeliyiz, korku dolu gözlerle izliyoruz. Kalede Ömer, Faruk, Cem ve Rambo inanılmaz savaşıyor, kanatlarda Niyazi, Lima, orta alanda Hacı, Ayhan, İlyas ve forvette Belyakov ile Preko.
Kimi trübünde dua okuyor, kimi resmen hatim indiriyor, kimi sahaya bakamıyor, arkasını dönüyor, kimi tırnaklarını yiyor, kimi ağlıyor. Bu arada 87 . Dakikada Vansporlu Sinan'ın füzesini Ömer direk dibinden çıkarınca bir baktım protokol trübününde Taraftarlar Derneği Başkanı Cahit Kalkan kalp kirizi geçirdi. Bu arada bizim şeref türübününde en az beş on kişi tansiyon, kalp, stres hepsi yığılmış. Kimi maça bakıyor, kimi kurtarın doktor, ambulans nerede diyor.
Maç bitti ve hepimiz ağlıyoruz, şoktayız, gözyaşlarımız önümüze kim gelirse sarılıyoruz. Bu arada kaptanları Mevlüt formayı çıkarıp şeref trübününde kendi
yöneticilerine atınca ortalık karıştı, kimin kime vurduğu belli değil.
Bir ara bir baktım beni arkadan biri kucaklamış, havaya kaldırıyor, rahmetli Asım Atmaz " Mahalle uşağı bu iş bitti " deyince ikimiz birden ağladık.
Neyse ki Cahit Kalkan yapılan müdahaleler sonrası kendine geldi ve Çetin Katırcıoğlu'nun, başkan Celal Doğan'ın ısrarı ile uçakla döndü. Maalesef bu büyük ve yiğit Gaziantepsporlu Van'da kurtuldu ama Gaziantepspor'un küme düştüğü 2017 sezonunda kendiside 19 Mart 2017 yılında toprağa düştü.
Aslında Cahit abi toprağa giderken sadece kendi gitmemiş bu şehirdeki tüm Gaziantepspor anılarını birlikte götürmüş ve tüm şehir hep birlikte el fatiha demişiz.
Kendisine Allahtan rahmet diliyorum, mekanı cennet olsun....!
Bu yaşanılanlar film senaryosu değil, gerçek 51 yıla sığan acı, gözyaşı, hüzün, zafer, sevgi, başarı, küme düşmeler, şampiyonluklar, lensler, romalar var....!
Kalın Sağlıcakla...!