Zor bir dönemden geçiyoruz. Sadece biz değil 100'ü aşkın ülke küresel bir salgınla mücadele ediyor. Belki de dünya tarihinin en yaygın salgınlarından biriyle karşı karşıyayız.

Karşımızda gözle görülmeyen bir düşman var. Ama bu düşman öyle çok tanıdığımız, zayıf ve güçlü yönlerini en küçük ayrıntısına kadar bildiğimiz bir düşman değil. Bu nedenle de mücadele son derece zorlu geçiyor. Mücadele ettikçe düşmanı tanıyoruz ve elimiz daha da güçleniyor. Koronavirüs salgınının ne kadar süreceği, tehlike atlatıldı diye düşünürken yeniden tekrarlayıp tekrarlamayacağı da henüz kesin olarak belli değil.

Böylesine belirsiz bir süreçte her sabah yeni tedbirlerle, yasaklarla uyanıyoruz. Elbette bizlere düşen, Sağlık Bakanlığımız başta olmak üzere yetkili kurum ve kuruluşların açıkladığı yasaklara, tedbirlere harfiyen uymak. Aslında herkes buna uyarsa, uzmanlara göre işimiz kesinlikle daha kolaylaşacak.

Ancak, hala caddede, sokakta, parkta, bahçede "Evde kal" uyarılarına uymayanları görüyoruz. Bunlar sadece kendi sağlıklarını değil hepimizin sağlığını tehlikeye atıyor. Bu bilincin tüm topluma yayılması gerekiyor.

Bu öyle bir mücadeledir ki, asla ihmalkarlığa, zafiyete yer yoktur. Öyle ki, en küçük bir ihmal, toparlanması güç vakaların oluşmasına neden olabilir. Tıpkı İtalya gibi. Bunun olmasını kimse istemez. O zaman yapmamız gereken şudur; Koronavirüs salgını ile mücadeleyi bir seferberlik gibi düşünelim. Vatanını, milletini, ülkesini, insanları seven herkesin bu seferberliğe katkı sunması gerekiyor. Tıpkı Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi.

ŞİMDİ FEDAKARLIK ZAMANI

Koronavirüsün ülkemizi en az şekilde etkilemesi için bir taraftan bu illetle mücadele edeceğiz, diğer taraftan da bu illetin verdiği ekonomik ve sosyal zararları atlatmak için dayanışma içinde olacağız, gerekirse de fedakarlık yapacağız.

Dayanışma ve yardımlaşma çok sihirli iki kelime. Zorlukların atlatılmasında etkili olan, bizim kültürümüzde de önemli yeri bulunan iki kavram. Zor durumda olanlara yardım edeceğiz. Gün, birlik ve beraberlik günüdür, gün bu zor günlerde yardıma ihtiyaç duyanların elinden tutma günüdür.

Hep söylerim. Gaziantepli olmak bir ayrıcalıktır, gururdur. Gaziantep yardımlaşma ve dayanışmada da örnek oluyor. Firmaların önemli bir bölümü çalışanlarını izne çıkardı. Hem de ücretli izne.

Gaziantep ve Türkiye ekonomisine yön veren firmalardan SANKO Holding, Kaplan ailesinin mensuplarına ait olan Empera Halı, Sanat Halı ve Milat Halı ve Uslu Group, salgının ilk günlerinde bu seferberliğe destek olmak amacıyla çalışanlarını ücretli izne gönderdi. Bu firmalarımıza her geçen gün yenileri de ekleniyor.

SANKO Holding ayrıca, 31 Mart 2020 tarihine kadar SANKO şirketlerinden yapılan tüm satışların vadelerinin, "vade farklı ilave edilmeksizin 60 gün ertelendiğini" açıkladı. Mevcut borçlara da ilave olarak 60 gün vade tanındı.

 

Böylesine kriz ortamlarında özel sektörün yanında finans sektörüne de büyük görev düşüyor. Krizin atlatılması için finans sektörünün de her türlü fedakarlığı yapması gerekiyor. Kamu bankaları önceki gün aldıkları kararla bu zorlu süreçte yapılacak fedakarlıklara öncülük etti. Kredi borçlarının ertelenmesi başta olmak üzere, iş dünyasına ve bireysel müşterilerin elini güçlendirecek bir çok önemli karara imza attılar. Aynı duyarlılığı özel bankalardan da bekliyoruz.

 

Tehlike hafife alınacak türden değil. Son derece büyük bir tehlike ile burun burunayız. Devletimiz ve yetkili kurumlar her türlü tedbiri alıyor. Bu tedbirlere uymak vatandaşlık görevimiz olduğu kadar, insanlık görevimiz de.

 

Unutmayalım. Hepimiz aynı gemideyiz. Kimsenin de bu gemiyi batırmaya yol açabilecek davranışlarda bulunmaya hakkı yoktur.

 

Sağlıklı haftalar dileğiyle...