Geçtiğimiz hafta gündeme getirdiğim “Sosyal medya” bataklığındaki dönen dolapları size anlattım. Gerçekten de “Sosyal medya” ile ilgili yazım o kadar çok ilgi gördü ki; ben bile şaşırdım. Benim tespit ettiğim sosyal medyaki isimsiz bu işi yapanların çoğu gazetecidir. Bu arkadaşlar kendi aralarında bir sistem kurmuş. Bunların içinde patron yok. Kendileri patron olmak için böyle bir sosyal medyada isimsiz bir sistem kurmuşlar. Zaten gazeteci oldukları attıkları sosyal medyadaki olaylarda net olarak görülüyor. Boş yere başka birileri gibi süs vermeye de çalışsalar, gerçekler net olarak görülüyor. Biz buradan bir daha söylüyoruz. İsimsizde yazsanız doğru yazdığınız herşeyde yanınızdayız. Ama birilerinin şerefleriyle, haysiyetleriyle oynadığınız zaman ve yaptığınız işlerde menfaat koktuğu zaman bizde kamuoyuyla sizlerle ilgili herşeyi paylaşırız. Bir de sayın Cumhurbaşkanım Erdoğan “Sosyal Medya bir bataklıktır. Kötü insanlar burada çok kötü şeyler yazıyor. İnsanın şerefine, haysiyetine, kişiliğine dokunuyor.” gibi söylemde bulundu. Biz de oradan aldığımız güçle Gaziantep’teki sosyal medyadaki yalancıları, sahtekarları, dolandırıcıları yazdık. Ama işini iyi yapan doğru yazan herkes bizim başımızın tacıdır. Kimliğini açıkça yazanlarda bizim her zaman takdirimizi kazanmıştır. Haklı yazdığı her olayın yanında olduk. Zaman zaman bizde sosyal medyadaki doğru yazılanları destekledik. Ancak isimsiz, mesnetsiz ve kimliğini belli etmeden sağa sola “Sallayanlara” biz tepki gösterdik. Bizim tepkimize de büyük destek geldi. Sayın Cumhurbaşkanım Erdoğan bir çağrı daha yaptı. O çağrıda isimsiz ve kimliği belli olmayan sosyal medyada kurumlara ve kişileri saldıran bu kişilerin tespiti konusunda başta o ilin Valisi, Belediye başkanı, Cumhuriyet Başsavcısı, Emniyet Müdürü ve İl Jandarma Alay komutanlarının “Bu isimsiz ve kimliğimi belli olmayan” bu işi yapan kişilerin topluma zarar verdikleri an gereğinin yapılmasını istedi. İnşallah ilgili kurumların başındaki sorumlularda bu kişilerle ilgili gereğini yaparlar. Bizim kimseyle alıp veremediğimiz bir şey yok. Zaten yanlışımız varsa ilgili kurumlar hukuk çerçevesinde gereğini yapıyorlar.

CHP’DE GENEL MERKEZE RAĞMEN SUCU KAZANDI

Biz “Sucu ailesini” eskiden beri tanırız. Kökü hep CHP’lidir. Hiç bir zaman bu saflardan ayrılmamıştır. Yani CHP siyasetinde etkin güçleri vardır. Bunu kabul etmek gerekir. Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta CHP’de il kongresi vardı. İki aday vardı. Daha önce görevden alınan Hayri Sucu ile CHP Genel Merkezinin atamasıyla gelen ve partiye çok emek veren Diş tabibi Lütfü Demir aday oldu. CHP Genel Merkezi tek adayla seçime gitmek istesede sayın Sucu bunu kabul etmeyerek, aday oldu. Lütfü Demir’de yakından tanıdığımız bir insan. Dürüst bir kişiliği vardır. Eğer normal Genel Merkez’e desteklediği aday olmasa bu seçimi daha rahat kazanma ihtimali vardı. Ancak Genel Merkez’in adayı gibi lanse edilince Lütfü Demir’in kazanma şansı azaldı. Çünkü CHP delegesi hiç bir zaman baskı ve zorlamaya gelmez. Bu nedenle de CHP delegesi kendi bildiği yoldan ilerledi. Ve CHP Genel Merkezi’nin yanı sıra CHP Milletvekilleri Bayram Yılmazkaya ile İrfan Kaplan’da Lütfü Demir’e açık destek vermelerine rağmen seçimi kazanamadı. Yine 3. kez Hayri Sucu CHP İl Başkanlığına seçildi. Sucu bundan sonraki CHP’de yol haritası ne olur bilmiyorum ama CHP delegesinin gerçekleştirdiği bu seçimi CHP Genel Merkezi nasıl hazmedecek ben onu merak ediyorum. Yoksa ileri bir dönemde Sucu tekrar görevden mi alınacak onu zaman gösterecek. Yoksa CHP delegesinin verdiği karara Genel Merkez saygı gösterip, yola devam mı edecek. Hep birlikte göreceğiz.

EVİM DOLANDIRICILIĞINA DİKKAT!

Türkiye ve Gaziantep’te mantar gibi Evim şirketleri kuruluyor. Bunların içinde çok düzgün olanları var ama sermayesi uyduruk bir sistemle kurulmuş şirketlerde var. Eğer sistem doğru çalışmazsa “Saadet zincirindeki” gibi bir zincirin halkasının kırılmasında bir çok insan çok büyük zarar görürler. Şirket sahiplerinin herhangi bir zarar görmeleri mümkün değil, milletten topladığı paralarla arabalar ve lüks yaşamlar gerçekleştiriyorlar. Biz vatandaşların bu konuda uyanık olmalarını istiyoruz. Gidip o şirketle ilgili herşeyi araştırsınlar. Sahipleri kim? mal varlıkları ne? ticaret sicildeki gibi sahte sermayelerle insanları kandırdıklarına dikkat etsinler. Yani “Çürük elma” olup, olmadıklarını araştırsınlar. Dürüst evim şirketlerine de buradan çağrıda bulunuyorum. Bu çürük elmaları bizimle paylaşsınlar. Aralarında rekabet olsun ama burada bir mağduriyetin yaşanmaması için de bunu kamuoyuyla paylaşmaları gerekiyor. İyi haftalar.