Artık öyle bir noktaya geldik ki, her iş tamamiyle ehli olmayan kişilerin eline geçmiş. Bunu bütün meslekler için rahatlıkla söyleyebilirim. Ama, öyle meslekler var ki; toplumu yönlendiren ve etkili gücü olan medya sektörü. Bu sektörün çöküş hikayesini hep birlikte yaşayarak görüyoruz. Teknoloji arttı ama gerçek teknolojiyi bilmeyenlerle işin yoksa uğraş. Gazetecilik ve medyacılık öyle bir noktada ki, her geçen gün çöküşü hep birlikte görüyoruz. Türk ve Gaziantep medyası “Tek tip habercilik” sistemine mahkum olmuş durumda. Tek tip habercilik ne derseniz? Haberciliğin 5 kuralının uygulanmadığı bir sistem olarak görüyorum. Biliyorsunuz habercilikte “5N1K uygulaması” vardır. Her haberci bunu bilmek zorundadır. Bunu bilmeyen zaten haberci ve gazeteci olamaz. Ne derseniz? 5N1K’ya “Ne, nasıl, neden, nerede, ne zaman ve kim” olduğunu yazdığın haberin içerisinde bunların kesinlikle olması gerekiyor. Bir de gazeteciliğin en önemli kuralı; “Diyelim bir insan bir suç işlese bile onun görüşünü de” yansıtmak zorundayız. Şimdi bakıyoruz, ne bu kurallar var, ne de karşının savunmasını almadan infaz ediyoruz. Yani tek kelime ile infaz gazeteciliği ve menfaate dönen bir meslek yapısının hepimizi rahatsız ettiğini de söylememiz gerekir. Bu kadar hikayeyi neden anlattım; Gaziantep’te geçtiğimiz hafta içerisinde bir İş-Kur müdürü olayı yaşandı. Gazeteciliğin kurallarının hiç biri de İş-Kur müdürünün haberinde uygulanmadı. Aynı zamanda Gaziantep Bayındır Hastanesindeki doğumdan sonra bir hastanın ölümüyle ilgili de hasta tarafının bilgileri yanlış-doğru yansıtılırken, hastanenin hiç bir görüşü olmadan sosyal medyada ve Gaziantep’teki yerel medyada linç olayı yaşandı. İş-Kur ve hastanedeki linç olayı gerçekten de tartışılması gereken bir olaydır. Yargısız infaz işte buna deniyor.

İŞ-KUR OLAYININ PERDE ARKASI

Ulusal bir gazete Gaziantep İş-Kur müdürlüğünden yapılan ihalelerin usülsüz yapıldığını ve İş-Kur müdürünün görevden alındığı ve daha öteye gidilerek, İş-Kur müdürünün tutuklandığını gündeme getirdiler. Adeta sosyal medya büyük bir patlama yaparak, yargısız infazı gerçekleştirdiler.
Esas olayın gerçeği nedir biliyor musunuz? Yine gazeteciliği Olay Medya yaptı. İş-Kur müdürü Sıraç Ekin’i arayarak, nedir bu olay diye sorduğumuzda “Ben görevimin başındayım. Ne tutuklandım, ne de görevden alındım.” diyerek cevap verdi. Biz de bu haberi kamuoyuna yansıttık. Gelelim hikayeye; İş-Kur Gaziantep müdürlüğünde bir çok ihale aynı şirkete verilmiş. Yargıya taşınmış. İlgili Cumhuriyet Savcılığı dava açmış. Dava sonunda Gaziantep yerel mahkemesi İş-Kur’daki bu olayla ilgili İş-Kur Müdürü Sıraç Ekin’e 1 yıl 3 ay hapis. Müdür yardımcısı Rıza Alper ve 3 şube müdürüne de 10 ay ile 1 yıl 3 aya kadar değişen hapis cezaları verdi. Ve daha önce suç işlemedikleri göz önünde bulundurularak, hükmün geri bırakılmasına karar verdi. Zaten burada Cumhuriyet Savcılığından sonra yerel mahkemede cezayı vermiş. Cezayı da ertelemiş. Bundan sonra da İş-Kur müdürü ve diğer 10 kişi Bölge Adliye Mahkemesine itiraz edecek. Eğer orası da bu kararı onaylarsa tekrar Yargıtay’a gidecek. Yani tek kelime ile uzun bir süreç. Biz ne yapıyoruz gazeteci ve haberci olarak? Bir ulusal basının yayınladığı haberi araştırmadan, etmeden hemen medyamıza haberi yerleştiriyoruz. “Bir bardak suda” fırtına kopartıyoruz. Karşı tarafın savunmasını alıp gerçeği sormuyoruz. Yalan ve dedikodularla habercilik yapıyoruz. Demekki; sevmediğiniz bir insanla ilgili bir haber bir internet sitesinde çıktığı zaman hepimiz birden haberi okumadan kopyalayarak sitemize koyuyoruz. Ondan sonra ilgili kişiyide yargısız infaz ederek linç gerçekleştiriyoruz. Bir de sosyal medyada uyduruk kampanyalar başlıyor. “Bir delinin kuyuya attığı taşı, 40 akıllı çıkartamıyor” Yazık. Tek tip habercilik artık olmuyor. Araştırmadan ve karşının savunmasını almadan yaptığımız habercilik gerçekten bana göre gazeteciliğin yüzkarasıdır. Aynı olay Gaziantep Bayındır hastanesinde de yaşandı. Hastanede bir bayan dogum yapıyor. Doğum normal gerçekleşiyor. Daha sonra bazı sıkıntılar gündeme geliyor. Hasta sahipleri haklı olarak dertlerini kamuoyuna yansıtıyorlar. Biz de hep birlikte hasta sahibiyle ilgili tüm konuları kamuoyuna yansıtıyoruz. Ancak bizler İş-Kur müdüründe yaptığımız hatayı Gaziantep Bayındır Hastanesi sorumlularını aramadan yargısız infaz yapıyoruz. Sonra hastane sahipleri nihayet kamuoyuna açıklama yaptılar. Halbuki; bir haberde olay nasıl gündeme geliyorsa, karşı tarafın savunma hakkını da yapmamız lazım. Ucuz gazeteciliğin faturası bu olacağına inanıyorum. İyi haftalar.