Bünyamin Süral, Gordon Milne ve Silah...!

1980 Beşiktaş efsanesinin doğduğu yıllar. Başkan Süleyman Seba, Teknik Direktör İngiliz Gordon Milne, sahada Zalad, Recep, Rıza, Samet, Kadir, Ulvi, Gökhan, Zeki, Şifo, Sinan ve Ali , Metin, Feyyaz.
Muhteşem zaten yıllarca ligi domine ettiler, üst üste şampiyonluklar, rakiplerini ezdiler.


Bünyamin Süral ;
Oda Talat Özkarslı ekolünden gelen bizim efsanelerimizden, Karşıyakalı, kimseye eyvellahı yok, sıcak para ile eve gitmeyen tayfalardan. Sahadaki sertliğinin aksine dışarıda yumuşacık, saf, tertemiz bir kalbi var. Gariban dostu, sofrasını, cebini onlara açan, yemek veren, harçlık veren, yoksul mahallesinin, bacısına, teyzesine, arkadaşlarına, amcalarına, kahvesine, pazarcısına, esnafına sahip çıkan hayatını Yılmaz Güney vari yaşayan biri.
Bünyamin Süral o dönemlerde müthiş oynuyor, kısa sürede herkesin gözü üzerinde tüm İstanbul takımlarının transfer listesinde ama o ilginç bir biçimde Anadolu'yu ve Malatyaspor'u seçiyor.


İki yıl orada imparator gibi  oynuyor, oynatıyor. Gariban, Mütevazi takımı ligte arkadaşları ile birlikte süper ligte 3. Sıraya kadar çıkartıyor. Tabii onun bu başarısı kendini İstanbul'a ve efsane Beşiktaş ile gecikmelide olsa buluşturuyor.
Gordon ısrarla istiyor, kendisini. Hatırı sayılır bir ücretle Beşiktaş ve İstanbul'da. Tabii adres, mekanlar ve arkadaşlar değişiyor. Hilton hotel, boğazda yat gezileri, Metin, Feyyaz, Sinan, Ali ile arkadaşlıklar.


 İstanbul'un cazibesi, gecesi onuda etkisi altına alıyor. Bu arada Gordon onu oynatıyor, sağ bek, ön libero, neresi eksikse ilk tercih Milne'nin Büyo dediği Bünyamin Süral. Esas mevkisinde bir başka kral var. Özal'ın prensi Osmaniyeli Samet Aybaba. Onu kimse kesemiyor, kesemez.
Bir gün Gordon, Bünyamin Süral'ı çağırıyor tercümanı Ali Emeç ile nasihatlarda bulunuyor. " Sabretmesini, kendisini bu takımda oynatacağını ve Ali, Metin, Feyyaz, Sinan gibi isimlerden uzak durmasını, kendine iyi bakmasını, uykusuna dikkat etmesini, gece hayatından uzak durmasını " söyler.
Daha bunun söylediğinin ertesi günü " Boğazda Milne ingiliz elçisi ve eşleri ile birlikte yatta yemek yerken, bizim Bünyamin Süral, yanında Metin, Sinan, Feyyaz ile birlikte görünürler. Milne onları görür ve ses çıkarmaz.
Zaten Metin ve Sinan kadro dışıdır. O hafta Bünyamin'i kadroya almaz. Bünyamin Süral şoktadır ama mahçup, bir şey diyemez. Ertesi hafta aynı, bu bir kaç hafta devam eder.
Bünyamin Süral tercüman ve yöneticiler aracılığı ile Gordon'dan özür diler. O orada Malatya'dan dut reçelleri, antepten pekmez artık bunları yiye yiye sahada değil koşmak uçacak duruma gelmiştir. Yine haber salar Milne'ye Perşembe kadro açıklanır ve liste asılır duvara.
Bünyamin Süral ismini göremeyince adeta çıldırır ve silahı alır eline Milne'nin odasını basar, bildiğiniz tüm küfürleri ederek, dalar bu arada tüm çalışanlar, teknik heyet, arkadaşları Bünyamin'i tutmaya çalışır.
Herkes şaşkın, herkes şokta Milne ise " Büyo, Büyo " derken adeta kıpkırmızı yüzü sapsarı olmuştur. Bir yabancı ülkede, futbol takımının teknik direktörü Baba Carleone gibi muamele görmüştür.

Başkan Seba, yöneticiler apar topar kulübe gelir. Toplantı üstüne toplantı, Milne valizini hazırlamıştır bile. Zar, zor ikna edilir. Bünyamin Süral kadro dışı kalır.
Bir ay adeta kulübün önünden geçirilmez, tek başına çalışır, sonra araya birileri girer Milne'den, takımdan, yönetimden özür diler ve Beşiktaş camiasına katılır.
Sonra sahada yer almaya başlar, oynar, oynatır, taki İtalya'da sakatlandığı İnter maçına kadar, dizi döner, parçalanır ve İstanbul hayatı aslında orada biter.
İşin ilginci sakatlığı sonrası hastanede kendisini ilk ziyaret eden Milne ve eşidir. O hastaneden taburcu olurken, Milne sırtına alıp arabaya taşımış, daha sonra ikiside futbolu bırakıp İngiltere'de buluştuklarında eşsiz şatosunda ağırladığı Bünyamin Süral ile silah anılarını anlatıp anlatıp gülmüşlerdir.
Kısaca ;
Bünyamin Süral, Rıza, Metin, Ali, Feyyaz, Samet gibi İstanbul ve Beşiktaş'ın efsanesi olmayı değil Anadolu'nun yiğidosu olmayı tercih eder, Gaziantep'e döner, takar pazubantı koluna şehrini şampiyon yapar.
Destansı bir koçero, yiğido, Anadolu delikanlısı Bünyamin Süral'ın yeşil sahalardaki versiyonun hikayesi.
Yani ;
O İstanbul 'da salon, romantik jönler Ediz Hun, Tarık Akan ve sosyetik, lümpen olmak yerine, Çirkin Kral Yılmaz Güney gibi ezilenlerin, fakirlerin karşıyakadakilerin , Gaziantep 'teki dostlarının yanında olmayı tercih etti.
Ïşte size ;
Yeşilçam'daki Yılmaz Güney'in, Yeşil Sahalardaki dublörünün hikayesi...!
Seni seviyoruz Bünyamin hocam....!


Olay Medya Gaziantep Haberleri Son Dakika Haber Haber Sitesi En Güncel Haber Sitesi


Anahtar Kelimeler



İsim
E-Posta
Yorum Başlığı
Güvenlik Kodu
Yorum yazmak için üstteki alanı kullanabilirsiniz.